
SİLİVRİ HAPİSHANESİ RAPORU
İSTANBUL, HAZİRAN 2026
GİRİŞ
İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Hapishaneler Alt Çalışma Grubu tarafından hazırlanan bu raporun amacı, çalışma grubuna mensup avukatlar tarafından Silivri Hapishanesi’ne yapılan periyodik ziyaretler sonucunda, mahpuslar tarafından aktarılan ihlallerin kamuoyu ile paylaşılması ve ilgili kamu makamlarının, aktarılan ihlallerin giderimi noktasında üzerlerine düşen sorumlulukların hatırlatılmasıdır.
Rapordaki ihlal iddialarına yer verilmeden önce, Adalet Bakanı tarafından 13.02.2026 tarihinde, tutukluların avukatlarıyla görüşmesine kısıtlama getirilmesi gerektiğine dair demecine karşı mahpus ile avukat görüşmesine olası bir müdahalenin doğuracağı risklere dair pozitif hukuk kuralları çerçevesince hatırlatma yapmak elzemdir. Bu kapsamda söz konusu açıklama sonrasında, 14.02.2026 tarihinde, 80 Baro ortak beyanla, avukatların özgürlüğü kısıtlanan bireylerin en önemli temsilcisi ve dış dünyayla bağlantı noktası olduğu vurgulanarak özgürlüğü sınırlanan kişilerin ifade özgürlüğü ve savunma hakkı gibi temel haklarına erişebilmelerinin sağlanması gerektiği, bu haklara müdahale edilmesinin mahpusun maddi ve manevi bütünlüğüne zarar vereceği,savunma hakkı ve etkili hukuki yardım alma hakkıaçısından risk barındıracağı belirtilmiştir.
Nitekim, AİHS 6. ve 8. maddeleri uyarınca AİHM’nin pek çok kararında; avukat ile müvekkil ilişkisinin ilke olarak ayrıcalıklı olduğu, bir mahpusun, avukatıyla gizli ve kesintisiz iletişiminin savunma hakkının özel bir güvencesi olduğu belirtilmektedir.[1] Avukat ile tutuklu görüşmesine yapılan herhangi bir müdahale, tutuklunun, etkili hukuki yardım alma hakkını açıkça zedeleyecektir. Gözaltına alınan, tutulan veya hapsedilen herkesin, gecikme, dinleme veya sansür olmaksızın, tam gizlilik içerisinde, bir avukat tarafından ziyaret edilmesi, ona danışması veya onunla iletişim kurması için yeterli imkanlar, zaman ve kolaylıklar sağlanması asıl olandır.[2] Anayasa’nın hak arama hürriyeti başlıklı 36. Maddesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun müdafi ile görüşme başlıklı 154. Maddeleri de açıkça avukat ile görüşmenin kısıtlanamayacağı ve gizliliğin esas olması gerektiğini düzenlemiştir. Avukat ile mahpus görüşmesinin kısıtlanmasına ilişkin olarak AYM tarafından verilen pek çok ihlal kararı da bulunmaktadır.[3]
Tüm bunların akabinde, Adalet Bakanlığı tarafından; avukatların, baroların ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının görüşü alınmaksızın, hükümlü ve tutukluların avukatlarıyla görüntülü görüşme yapabilmesine yönelik E-Avukat uygulaması gündeme getirilmiştir.[4] Bu uygulamanın hayata geçirilmesi halinde görüşmelerin kayıt altına alınacak olması, avukat- müvekkil gizliliğine yönelik kaygıları gündeme getirmiştir. Görüşmelerin her ne kadar sadece görüntü kaydıyla sınırlı olacağı yönünde paylaşımlar yapılsa da, ses kaydı çözümlemesi ihtimali, mahpusun olası bir ihlal iddiasını aktarırken kendisini tedirgin hissetmesine sebep olacak, müdafinin ise etkili bir hukuki yardım verme fonksiyonu açısından ciddi risk teşkil edecektir.[5] Avukat ile mahpus görüşmesinin gizliliğinin güvence altına alınmasının, savunma ve etkili hukuki yardım hakkı açısından öneminin yanı sıra, hapishanelerin avukatlar tarafından periyodik olarak ziyaret edilmesi ve koşullarının kamuoyu ile paylaşılması, mahpusların temel hak ve hürriyetleri açısından hayati bir öneme sahiptir.
Raporda yer alan tespitlerden de anlaşılacağı üzere, hapishanelerde, avukatların mahpuslarla uzaktan video konferans yöntemiyle görüşmesinden çok daha önemli ve acil şekilde çözüme kavuşturulması gereken pek çok sorun bulunmaktadır. Bu nedenle, yetkili kamu kurum ve kuruluşlarının öncelikle mevcut ve ivedilik arz eden sorunların giderilmesine yönelik gerekli önlemleri alması gerektiği değerlendirilmektedir.
1. İDARE VE GÖZLEM KURULU İŞLEYİŞİ
Mevcut infaz rejimi, sıklıkla değişen düzenlemeler, infaz sürelerinin suç türüne göre farklılaştırılması, müddetname hesaplamalarının karmaşık hale getirilmesi ve mahpuslara farklı infaz rejimi uygulanması gibi başat sorunlar, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını, hukuk güvenliğini ve öngörülebilirlik ilkelerini ihlal etmektedir.
İdare ve Gözlem Kurullarının adil olmayan ve somut gerekçelere dayanmayan değerlendirmeleri, mahpuslar bakımından öngörülen infaz süresinin tamamlanmasına rağmen açık hapishaneye geçiş, denetimli serbestlik ya da koşullu salıverilme haklarından hiç ya da zamanında faydalanılamamasına neden olmaktadır. Adli suçlar bakımından ise mevcut infaz düzenlemelerinin infaz rejimini etkisizleştirdiği görülmektedir.
Kamuoyunda “infaz yakma” olarak adlandırılan, ilgili mevzuat uyarınca mahpusların kapalı hapishanede öngörülen infaz süresini tamamlanması akabinde denetimli serbestlik, koşullu salıverilme, açık hapishaneye geçiş haklarından faydalandırılmaması, hapishanelerde gerçekleşen en önemli hak ihlallerinden biri haline gelmiştir. Mevcut mevzuat hükümleri mahpuslar arasında eşit ve adil şekilde uygulanmamaktadır.
Görüşme yapılan mahpuslar tarafından;
- Meslektaşımız Av. Selçuk Kozağaçlı’nın denetimli serbestlikten yararlandırılarak tahliye edildiği, aradan 24 saat dahi geçmeden infazı tamamlanmış olan dosya kapsamında yakalama çıkartılarak gözaltına alındığı, bu süreçte tahliye kararına usule aykırı şekilde itiraz edildiği ve benzeri görülmemiş bir örnekle denetimli serbestlik kararı kaldırılarak yeniden hapishaneye alındığı,
- İdare ve Gözlem Kurulu’nun disiplin cezaları gerekçe gösterilerek verilen ret kararlarında mevzuata aykırılıkların olduğu,
- Aynı eylem nedeniyle hem disiplin cezası uygulanan hem de ayrı bir ceza soruşturması kapsamında (koğuş kapı kolunun kırık olması nedeniyle mala zarar verme suçu isnadıyla) hapis cezasına mahkûm edilen mahpusun, söz konusu hapis cezası gerekçe gösterilerek denetimli serbestlikten yararlandırılmadığı; ayrıca aynı eylem nedeniyle yeniden hapis cezası verilmesi suretiyle aynı eylem nedeniyle iki kez cezalandırıldığı,
- İdare ve Gözlem Kurulu’nun mevzuatta belirlenen usule ve takvime uygun şekilde toplanmadığı, Kurul adına sadece psikolog görüşü yapıldığı,
- Hiçbir disiplin soruşturması olmadığı halde, yalnızca psikolog görüşü nedeniyle tahliyelerin gerçekleştirilmediği,
- İyi hal değerlendirmesinde kullanılan Dönem Değerlendirme Formu’nun (“Puan Cetveli”) mahpuslara tebliğ edilmediği,
- Puan Cetveli’nin hangi ölçütlere göre oluşturulduğunun mahpuslar tarafından anlaşılamadığı, değerlendirme puanının gerekçesinin bulunmadığı,
- Puan Cetveli’nde kütüphaneden kitap alınmaması halinde kitap okuma puanının sıfır olarak gösterildiği,
- Tüm sosyal faaliyetlere katılım sağlanması, hiçbir disiplin cezası bulunmamasına rağmen hiçbir sosyal faaliyete katılmayan mahpus ile değerlendirme puanlarının aynı olduğu,
- Puan Cetveli’nin, Kurul’un kendi iç kriterlerine dahi riayet edilmeden yapıldığı,
- İdare ve Gözlem Kurulu tarafından somut gerekçeye dayanmaksızın aşağıda belirtilen örnekler ile ret kararı verildiği;
- Sohbete katılmama,
- Kütüphaneden kitap almama,
- Manevi rehberlikten faydalanmama,
- Psikolog görüşü yapmama,
- Siyasi suçlar bakımından suç ile ilişkisini koparmama,
- İdare’nin belirlediği, mahpusun yargılandığı aynı dosya kapsamında olan diğer mahpuslar ile aynı koğuşta kalma, tarafsız koğuşuna geçmeme.
- İyi halli olma durumunda tahliyelerin neredeyse hiç uygulanmadığı, bu sebeple mahpusların başka hapishanelere sevklerini talep ettikleri,
tarafımıza aktarılmıştır.
2. İNFAZ ERTELEME HAKKININ ENGELLENMESİ
Ağır hasta mahpusların infaz erteleme hakkının engellenmesi, doğrudan yaşam haklarını ihlal etmekte olup, yaşam hakkının korunması, mahpusların tedaviye erişimlerinin sağlanması için acil önlem alınması gerekmektedir.
Görüşme yapılan mahpuslar tarafından;
- 70 yaşındaki ağır hasta mahpus Mehmet Edip TAŞAR hakkında; önemli kronik hastalıklarının bulunmasına, hapishanede kalp krizi geçirmesine, 19 kez anjiyo olmasına, 40 kiloya kadar düşmesine, kendi başına yürüyememesine ve hapishane koşullarında tutulmasının yaşam hakkı bakımından ciddi riskler taşıdığının defalarca belirtilmesine rağmen infaz erteleme kararı verilmediği; ağır hasta mahpusun yaşam ve sağlık hakkına erişimine ilişkin gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle 24.03.2026 tarihinde hayatını kaybettiği,
- %96 oranında engelli, belden aşağısı felçli ve serebellar ataksi isminde nadir hastalığı olan, gündelik temel ihtiyaçlarını üçüncü kişilerin destekleri olmaksızın karşılayamayan, tedaviye erişemeyen, görme yetisi, konuşma yetisi ve motor becerileri her geçen gün daha da geriye giden, hapishane koşulları hastalığının ilerlemesini hızlandıran, ağır hasta mahpus İrfan YILMAZ hakkında, Adli Tıp Kurumu’nun “hapishanede kalamaz’’ yönünde değerlendirmesi bulunmasına rağmen, kolluk tarafından tanzim edilen soyut gerekçelere dayanan “toplumla bütünleşmesi risklidir” görüşü nedeni ile infazın ertelenmediği,
- Ağır ve kronik rahatsızlıkları bulunan ya da engelli olan mahpusların Adli Tıp Kurumu’na sevklerinin geciktirildiği,
- Adli Tıp Kurumu tarafından yeterli şekilde muayene gerçekleştirilmediği,
- Engelli ve ağır hasta mahpusların yaşamsal ihtiyaçlarının kendileri tarafından karşılanamadığı için bakımlarının diğer mahpuslar tarafından sağlandığı, bu konuda hapishane idaresi tarafından herhangi bir özel tedbir alınmadığı,
- Tedaviye erişimi engellenen mahpusların hapishane koşullarında kalmalarının mümkün olmadığı, tedaviye erişememeleri nedeniyle hastalıklarının ilerlediği,
- Ağır hasta mahpusların infaz erteleme hakkından faydalanamamasının mahpusların geri dönülmez zararlara uğramasına ve yaşamsal risklere maruz kalmalarına neden olduğu,
tarafımıza aktarılmıştır.
3. DİSİPLİN SORUŞTURMALARI VE CEZALARI
Hapishanelerde yürütülen disiplin soruşturmalarının ve tanzim edilen disiplin cezalarının pek çok hukuka aykırılık barındırdığı tespit edilmektedir.
Görüşme yapılan mahpuslar tarafından;
- Koğuş kapasitesinin artması nedeniyle ortak alanda yatmak zorunda kalan mahpusların, ortak alanda bulunan kameraların kaldırılması taleplerinin hapishane idaresi tarafından karşılanmaması üzerine, ortak alandaki kameraları kapatmaları nedeniyle herhangi bir hücre cezası kararı olmaksızın hücreye alındıkları, disiplin soruşturması bulunmaksızın fiili olarak hücre cezası uygulandığı,
- Ortak alandaki kameraların kapatılması nedeniyle bazı mahpuslar hakkında ziyaret yasağı cezası verildiği,
- Aynı eylemden ötürü birden fazla kez disiplin cezası verildiği,
- Ölçüsüz şekilde aynı eylemden dolayı beş yıla varan görüş yasağı cezası verildiği,
- Aramada odanın kapı kolunun kırık olması nedeniyle hücre cezası verildiği ve aynı zamanda hakkında kamu malına zarar vermeden ötürü ceza davası açılarak aynı eylemden dolayı iki kez cezalandırıldığı,
- Açlık grevi nedeniyle disiplin soruşturması başlatıldığı ve disiplin cezası verildiği,
- Slogan atılması nedeniyle disiplin cezası verildiği,
- Avukat görüşmesi sırasında mahpusun yanına aldığı dosyada bulunan metinden ötürü disiplin cezası verildiği,
- Kürtçe şarkı eşliğinde halay çekildiği için disiplin cezası verildiği,
- “Sol terör” yazan mahkûm kimliği taşımanın kabul edilmemesi nedeniyle disiplin cezası verildiği,
- Dilekçesini teslim edemeyecek ağır hasta mahpus adına, ağır hasta mahpus hastanedeyken dilekçeyi teslim eden diğer mahpuslara, mahpus kurum dışındayken dilekçe teslim edildiği gerekçesiyle hücre cezası verildiği,
- Temizlik için fazla su kullanıldığı gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatıldığı,
- Koğuştaki panoda takvim olarak bulunan ve yedi ay boyunca asılı olan çizelge sebebiyle, bir aylık etkinliklerden men yönünde bütün koğuş hakkında disiplin cezası verildiği,
- Arama sırasında hapishane müdürü tarafından kendilerine hakaret edilmesini savcılığa şikâyet eden mahpuslar hakkında, savcılık şikayeti akabinde görüş yasağı ve hücre cezası şeklinde disiplin cezası verildiği,
- Ayakta sayıma itiraz edilmesi nedeniyle disiplin cezası verildiği,
- Arama yapılırken, askerin elini, mahpusun cebine koymasına itiraz edilmesi nedeniyle görüş yasağı cezası verildiği,
- Kitap yazdırmama nedeniyle disiplin cezası verildiği,
- Aile görüşü esnasında, aile üyeleriyle yan yana oturma nedeniyle korku ve panik yarattığı gerekçesi ile disiplin cezası verildiği,
- Disiplin soruşturması neticesinde verilen cezaların, aile görüşünden bir saat önce mahpusa tebliğ edildiği, bu durumun da görüşmenin kötü bir şekilde geçmesine sebep olduğu,
- Disiplin cezaları infaz edildiğinde farklı gerekçelerle yeni bir disiplin dosyası açıldığı, sürekli disiplin soruşturması tehdidine maruz kalındığı,
- Disiplin cezalarına İnfaz Hakimliği nezdinde yapılan itirazların, etkili bir hukuk yolu olmadığı,
tarafımıza aktarılmıştır.
4. HAPİSHANEDE GERÇEKLEŞTİRİLEN ARAMALAR
Hapishanede gerçekleştirilen aramalar sırasında meydana gelen başlıca hak ihlallerini, ayakta sayıma ve aramaya itiraz eden mahpusların, maruz kaldığı fiziksel şiddet ve kötü muamele iddiaları oluşturmaktadır.
Görüşme yapılan mahpuslar tarafından,
- Aramada bulunan ve fazla olduğu düşünülen eşyanın depoya konmak yerine doğrudan çöpe atıldığı,
- Emir SAĞLAM isimli mahpus, üst araması sırasında ve sayım esnasında ayağa kalkmayı reddetmesi üzerine avluya sürüklendiğini ve bu süreçte fiziki şiddete maruz kaldığını, müdahale sırasında memur sayısının aşamalı olarak arttığını, ilk etapta bir memurla başlayan müdahalenin, direnci üzerine iki, ardından üç ve dört memura kadar çıktığını, müdahale sırasında sol kolunun çıktığını, boynunda tırnak izlerinin olduğunu ve kıyafetlerinin yırtıldığını,
- Aramalar sırasında fazla eşyaların konulduğu poşetlerin yırtıldığı, kıyafet ve yatakları dağıtarak arama yapıldığı,
- Koğuşta ihtiyaç olan ve kullanılan malzemelere fazlalık olduğu gerekçesiyle el konulduğu ya da zarar verildiği, ayak tırnağında mantar olan bir mahpus, ikinci tırnak makası alındığı için mantarsız el tırnaklarını da aynı makası (ayağında kullandığı) kullanarak kesmek zorunda kaldığını ve bu durumun sağlığını riske attığını,
- Ayda üç veya dört kez arama yapıldığı,
- Çamaşır asmak için kullanılan iplerin personel tarafından koparıldığı,
- Eski eşyalardan, boncuktan yapılan takı vb. hediyelik eşyalara ya da kişisel eşyalara el konulduğu,
- Görüş sonrası üst ve ayakkabı araması gerçekleştirildiği,
- Mahpusların kendi yaptığı turşulara, gazetelerine el konulduğu,[6]
tarafımıza aktarılmıştır.
5. SAĞLIK HAKKINA ERİŞİM
Silivri Hapishanesi içinde 8 adet L tipi kapalı hapishanesi ve bir adet açık hapishane bulunmaktadır. Anılan 9 adet hapishanenin her birinde aile hekiminin bulunduğu revir bulunmakla birlikte, ana kampüs içerisinde bir adet de Devlet Hastanesi bulunmaktadır. Halihazırda kampüs içerisinde yeni bir hastanenin de inşa çalışmalarına devam edilmektedir. Mevcut sağlık birimlerinin kapasitesinin yetersizliği nedeniyle sağlık hakkına erişim, mahpusların en çok ihlal edilen haklarının başında gelmektedir.
Görüşme yapılan mahpuslar tarafından,
- Cezaevi revirinde detaylı muayene ve tedavi uygulamalarının sınırlı olduğu, çoğunlukla muayene yapılmaksızın ilaç yazıldığı,
- Revirde yaklaşık her hapishane bakımından 3.500-4.000 mahpusa iki hekimin hizmet verdiği, mevcut hekim sayısının yetersiz olduğu ve bu nedenle muayene sırası gelmesinin güçleştiği,
- Hasta mahpusun muayenesi sırasında gardiyanın muayene alanı içerisinde kaldığı,
- Hastane sevklerinde ciddi gecikmeler yaşandığı, bazı mahpusların altı ayı aşan sürelerle sevk beklediği,
- Mahpusların bir kısmının sekiz ay boyunca sadece büyük bir çaba neticesinde iki kez hapishane revirine çıkabildikleri,
- Mahpusların bir kısmının muayeneye kelepçeli şekilde götürüldükleri,
- Ringle hastaneye gidemeyecek derece ağır hasta mahpusun ringe bindirildiği ve ağır hasta mahpusun hakarete maruz kaldığı,[7]
- Hastane randevularının personel ve özellikle jandarma eksikliği gerekçesiyle iptal edilebildiği, duruşma günlerinde sevklerin daha sık iptal edildiği,
- Kurum hatası nedeniyle hastane randevularında iptallerinin yaşandığı,
- Kampüs dışında bir hastaneye sevk kararı verilmesine rağmen mahpusların çoğunlukla kampüs içindeki hastaneye götürüldüğü,
- Hastanede nezarette bekleme sürelerinin uzun olduğu, acil durumlarda dahi sıra beklendiği, ringde bekleme sürelerinin oldukça uzun olduğu,
- Ameliyat edilmesi gereken mahpusların, ameliyatın tamamlanması akabinde yatağa kelepçelendikleri ve hasta odasında mahremiyete aykırı şekilde gardiyan bulunduğu,
- Yatağa kelepçelenmeyi ve odasında gardiyan tarafından sürekli şekilde gözetlenmeyi kabul etmeyen hasta mahpusun beyin anjiyosu tedavisinin iki kez ertelendiği,
- Kelepçeli muayene uygulamasının genel olarak devam ettiği; kelepçenin çıkarılmasına yönelik itiraz halinde muayenenin yapılmadığı,
- Sevklerde çift kelepçe uygulamasının dayatıldığı,
- Koğuşların içindeki toz yoğunluğundan astım krizi tetiklenen mahpuslar bulunduğu,
- Boyun fıtığı olan bir mahpusun, dilekçe ile birden fazla kez fıtığı için ihtiyacı olan yastığı talep etmesine rağmen talebinin dikkate alınmadığı,
- Acil başvuruların mesai saatleri dışında yapılması halinde mahpusların akşam sayımına (20.00) kadar bekletilebildiği,
- Acil müdahalelerde serum ve benzeri temel uygulamaların yapılmadığı,
- Kemik erimesi olan bir mahpus, talep etmesine rağmen kemik taramasına götürülmediği, ilaçlarının teslim edilmediği,
- Koğuşlarda ilk yardım çantasının bulunmadığı,
- Hapishane hekimine muayene sırasında ısrarla kendisinde kan dolaşımı bozukluğu olduğunu, kullandığından farklı ilaç yazılması halinde kalp krizi riski oluşacağını söyleyen hasta mahpusa hekim tarafından farklı ilaç verildiği ve mahpusun kalp krizi riskine açık hale geldiği,
- Bel fıtığı hastalığı olan mahpusun, korsesinin teslim edilmediği, MR çekilmesi talebine ise bir ay geçmesine rağmen yanıt verilmediği,
- Safra kesesi ameliyatı olması gereken bir mahpusun, hastaneye sevkinin gerçekleşmediği için ameliyat olamadığı,
- Hasta mahpusların kampüs içerisinde götürüldükleri hastanenin, hijyen koşullarından oldukça uzak olduğu,
- Psikiyatrist görüşmelerinin ortalama beş dakika sürdüğü,
- Test ve tahlil sonuçlarının mahpuslara verilmediği, sonuçların değerlendirilmesi için yeniden doktora çıkılması gerektiği; ancak kontrol muayenelerinin zamanında yapılmadığı ve gecikmeler nedeniyle sonuçların tıbbi anlamının kalmadığı,
- Sürekli tedavi ve takip gerektiren kronik hastalıklarda, mahpusların tedavilerini sürdüren hekimlere erişimlerinin sağlanmadığı; farklı hastanelere sevk edildikleri ya da sevklerin iptal edildiği ve kronik hastalara yönelik özel bir uygulama bulunmadığı,
- Düzenli kullanılan ilaçların temininde gecikmeler yaşandığı; ilaçların süresinde yazılıp yazılmayacağına ilişkin belirsizlik bulunduğu,
- Ruh sağlığının ileri seviyede bozuk olduğu düşünülen bir mahpusun psikiyatriye sevkinin yapılmayarak, diğer mahpuslarla aynı koğuşa yerleştirildiği ve koğuşta diğer mahpuslara fiziksel olarak saldırdığında ilgili personel tarafından müdahale edilmediği,
- Rutin sağlık kontrollerinin yapılmadığı, gece görev yapan sağlık personeli bulunmadığı,
- Revire çıkışın haftada bir dilekçe ile mümkün olduğu ve dilekçeden belirli bir süre sonra muayeneye çıkılabildiği,
- Koğuşta bulaşıcı hastalığı olan mahpusun izolasyon koşullarında tutulmadığı, diğer mahpusların sağlığını riske atacak şekilde kalmasına idare tarafından müdahale edilmediği,
- Engelli mahpusların bakımının koğuş arkadaşları tarafından sağlandığı,
- Diş sağlığı hizmetlerine erişimde ciddi gecikmeler yaşandığı; 7–8 ay boyunca diş randevusu verilmediği,
- Dişi kırılan mahpusa hiçbir müdahalede bulunulmadığı, ağzındaki kırık diş sebebiyle yemek yiyemediği,
- Hapishanenin diş hekimliğinde, genellikle son çare olarak görülen diş çekimi uygulandığı, alternatif tedavi yöntemlerinin sunulmadığı,
- Anlaşmalı özel diş hekimiyle yapılan sözleşmenin sona erdiği,
- Fizik tedavi hizmetlerine erişimde güçlük yaşandığı,
- Hastaneye sevk sırasında, askerin psikolojisine bağlı olarak kötü muameleye maruz kalındığı,
- Isınma sorunları nedeniyle çok sayıda mahpusun hastalandığı,
- Şiddet sonucu meydana gelen bir yaralanmada (kol çıkması) revir ve hastane talebinin karşılanmadığı,
- Ağır ve kronik rahatsızlıkları (kalp krizi öyküsü, anjiyo ve stent uygulaması, hipertansiyon, beyin kanaması geçmişi, damar tıkanıklığı, yanık sonrası düzenli ameliyat gereksinimi, sonda kullanımı vb.) bulunan mahpusların acil ve düzenli sağlık hizmetlerine erişiminde gecikmeler yaşandığı; ameliyat sonrası hastane koşullarının hijyen açısından yetersiz olduğu,
- Ameliyat sonrası hastanede kısa süreli yatış sağlandığı, refakatçi izni verilmediği,
- Açlık grevini sonlandıran mahpusların bazılarının, hastaneye sevk işlemlerinin gerçekleşmediği,
- Muayene sonrası ilaçlarının teslim edilmesinin bazen haftaları bulabildiği,
tarafımıza aktarılmıştır.
6. İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE
17.03.2026 ve 19.03.2026 tarihlerinde yapılan ziyaretlerde, mahpuslar tarafından, tarafımıza en fazla aktarılan husus kötü muamele ve işkence iddiaları olmuştur. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Anayasa’nın amir hükümleri uyarınca, hapishanelerde tutulan her yurttaşın insanlık onuruna uygun bir muamele görmesi, devletin mutlak yükümlülüğüdür. Ancak son dönemde yapılan avukat görüşmeleri ve yerinde incelemeler neticesinde; işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ve hapishane koşullarının "insanlık dışı muamele" eşiğini aştığını ifade etmek maalesef mümkündür.
Görüşme yapılan mahpuslar tarafından,
- Hücre cezasına karşı oturma eylemi yapan mahpusların, infaz koruma memurları tarafından boğazlarının sıkıldığı, tekme atıldığı, yerlerde sürüklendikleri, darp edildikleri,
- Görüşme yapılan mahpusların bir kısmının yüzünde belirgin şekilde morluklar olduğu ve boyunlarında tırnak izleri olduğu,
- Görüşme yapılan mahpuslardan birinin, hücrede kaldığı süre boyunca, ayakkabı ya da terlik verilmeksizin ayakları çıplak şekilde ve ceketi ya da hırkası da olmaksızın soğukta kaldığı,
- Mahpusun hücrede bulunduğu sırada, ayakta sayıma itiraz etmesi sonucu, infaz memuru tarafından boğazının sıkılarak “bu üniformaya dua et, dışarıda seni öldüreceğim” şeklinde tehdit edildiği,
- Görme engeli olan mahpuslara da hücre cezası verildiği,
- İnfaz koruma memurları tarafından fiziksel şiddete maruz kalan mahpusun, hapishanenin revirinde muayene edildiği ancak muayene eden hekimin darp ve cebir bulgularına dair herhangi bir rapor tanzim etmediği,
- İşkenceye maruz kalan mahpusun ayrıca elinde kırık olması ihtimaline istinaden röntgen çekilebilmesi için hapishane dışında bir hastaneye sevkini talep ettiği ancak bu talebin idare tarafından isteksiz bir tutumla karşılandığı, akabinde acil servise götürüldüğü hekim tarafından darp kapsamında işlem yapılmayacağının belirtildiği, hastaneye sevk ve tedavi sürecinin yaklaşık 7-8 saat sürdüğü ve bu sürenin olağan dışı derecede uzun olduğu,
tarafımıza aktarılmıştır.
7. GIDA VE TEMİZ SU HAKKINA ERİŞİM
Silivri Hapishanesi’nde çözülmeyi bekleyen bir diğer sorunlardan biri, mahpusların içilebilir temiz suya ve yeterli gıdaya erişememe sorunudur.
Bu kapsamda görüşme yapılan mahpuslar tarafından;
- Suların içilebilecek kadar temiz olmadığı, suların kirli olması sebebiyle mahpusların kantinden ücret karşılığı su aldıkları,
- Mahpusların kirli suyu kendi yöntemleriyle arıtmaya çalıştıkları, akan suyun altına beyaz bez yerleştirdiklerinde bezin kahverengine dönüşecek kadar kirli aktığı,
- Sıcak suya erişimde problemler olduğu, bazı günler sıcak suyun akmadığı,
- Akan suyun kireç seviyesi yüksek olması nedeniyle derisinde yaralar çıkan, ciltlerinde alerji oluşan mahpuslar olduğu,
- Duş alırken suyun belirli bir limitte olması sebebiyle, suyun koğuştaki tüm mahpuslara yetmediği için kantinden ücretle satın alınan suyla duş almak zorunda kaldıkları,
- Açlık grevi yapan mahpusların ilk iki gün açlık grevi iaşesinin verilmediği,
- Genel olarak yemeklerin yeterli besin değerlerinin olmadığı, yumurtanın haftada sadece bir kez verildiği, yeterli proteini alınamadığı,
- Yemeklerin yeterli olmadığı, kahvaltı verilmediği akşam yemeği ile kısıtlı kahvaltılık ürünler verildiği,
- Yemeklerin genel olarak aşırı yağlı olduğu, bu durumunda hazımsızlık ve sindirim sorunları yaşattığı,
- Diyet yemek zorunda olan hasta mahpuslara diyet yemek alternatifinin sunulmadığı,
- Çölyak hastası olan mahpusun glutensiz yemek talebinin karşılanmadığı,
- Kantin içerisindeki gıda ürünlerinin fiyatlarının ise yüksek olduğu,
- Yemeklerin dağıtım sırasında zarar gördüğü, bazen yemeğin sadece suyunun kaldığı, bazen ise sadece yemeğin katı taneleriyle teslim edildiği,
- Bazı hapishanelerde vegan ya da vejetaryen yemek alternatifinin bulunmadığı,
tarafımıza aktarılmıştır.
8. HAPİSHANENİN FİZİKSEL KOŞULLARI
Silivri Hapishanesi’nin fiziksel koşullarına dair problemlerin temel kaynağı, adli mahpuslar açısından, artan mahpus sayısıyla doğrudan ilişkidir. Adli mahpusların bulundukları koğuşlarda yatak sayısı yeterli gelmediği için yerde sıcak su torbası üzerinde ya da tuvalet kapısı önünde yatan mahpuslar bulunmaktadır. Siyasi mahpuslar açısından hapishanenin fiziksel koşullarını tecrit kavramı üzerinden ele almak mümkündür: Siyasi mahpusların fiziksel koşulları izolasyon ve insansızlaştırma üzerine kurulmuştur.
Görüşme yapılan mahpuslar tarafından;
- Adli mahpusların koğuşlarında 70 kişi kaldığı, işçi mahpusların kaldığı koğuşlarda 140 kişi kaldığı, kalabalık nedeniyle masayı yatağa çevirerek kullandıkları,
- Bazı koğuşlarda, alanın dar olmasından, yataklardan başka bir eşya yerleştirmeye boşluk kalmadığı, mahpusların koğuşta yürüyecek alan bulamadığı,
- Bazı koğuşlarda bulunan mahpus sayısının koğuş kapasitesinin iki katı fazlası olduğu ve ortak alanda yatmak zorunda kalan mahpusların olduğu,
- Mahpus sayısı, yatak sayısına göre fazla olduğundan, mahpusların bir kısmının yerlerde yattığı,
- Yatakta uyuyabilmek için yatakları sırayla dönüşümlü kullandıklarını, masa sayısı yeterli olmadığı için yatakta yemek yiyen mahpusların olduğu,
- Mahremiyet ihtiyacını karşılayacak bir imkân ya da alan olmadığı,
- Kaloriferlerin düzenli yanmadığı bu nedenle koğuşların yeterince havalandırılamadığı, koğuşlarda sürekli nem ve rutubet olduğu yaz aylarında ise havalandırmanın yetersiz olduğu,
- Havanın sisli ve yağmurlu olduğu durumlarda, havalandırmanın tamamen kapatılarak temiz hava alma hakkının engellendiği,
- Havalandırma alanından kanalizasyon kokusu geldiği, sivrisineklerin bulunduğu,
- Çamaşır kurutmak için bahçeye asılan iplerin kesildiği, koğuş içine asılmak zorunda kalınan çamaşırların nem ve rutubeti artırdığı,
- Koğuşlarda ortak alanların düzenli şekilde dezenfekte edilmediği,
- Çatılarda farelerin görüldüğü, böcek ve haşerelere karşı yeterli temizliğin yapılmadığı
- Koğuş temizliği mahpuslar tarafından yapıldığı, nevresim ve çarşafların da mahpuslar tarafından yıkandığı,
- Hijyen malzemeleri hapishane yönetimi tarafından kısıtlı şekilde verildiği için mahpusların kantinden ücret karşılığı temizlik malzemesi almak zorunda kaldıkları,
- Bazı koğuş tiplerinde üst katta kalan mahpusların, havalandırmaya çıkabilmek için butona basarak her seferinde görevlilerin gelmesini beklemek zorunda kaldıkları,
- Ortak alanlarda kamera bulunduğu, kalabalık koğuşlarda mahpusların kamera bulunan ortak alanlarda yatmak zorunda kalması nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği,
- Havalandırmada uzun süre çöp bekletildiği, 3 günde bir çöp alındığı günde neredeyse 10 torba çöp çıktığı, bir görevlinin tek seferde en fazla 3 torba alabileceğini belirttiği ifade edilerek çöplerin düzenli toplanmaması sebebiyle hijyen sorunlarının arttığı,
tarafımıza aktarılmıştır.
9. TECRİT VE İZOLASYON
Silivri Hapishanesi’nde, mahpusların iletişim ve sosyal olanaklara erişim tablosu, deyim yerindeyse "ceza içinde ceza" hali olduğunu ortaya koymaktadır. Kantindeki kırtasiye ürünlerinin çeşitliliğinin az olması, telefon kabinlerinin sürekli bozulması, sohbet hakkının fiilen kullandırılmaması, spor faaliyetlerine erişimin olmaması ve yayın yasaklarından yola çıkarak, mahpusların ikincil bir kapatılmasından bahsetmek mümkündür.
Görüşme yapılan mahpuslar tarafından;
- Siyasi mahpuslar bakımından telefonla görüşme süresinin haftalık 10 dakika ile sınırlı olduğu, adli mahpuslar için ise bu sürenin 60 dakika olduğu,
- Adli mahpusların görüntülü görüşme hakkından yararlanabildiği, siyasi mahpusların ise bu haktan faydalanamadığı,
- Bazı mahpusların tek kişilik hücrede tutulduğu, diğer mahpuslarla iletişim kurma imkânlarının bulunmadığı ve bu kapsamda sohbet hakkının tanınmadığı, sosyal etkileşimin fiilen engellendiği,[8]
- Spor faaliyetlerinin sınırlı olduğu; haftada ortalama 1–2 saat açık alana çıkma imkânı sağlandığı, kapalı spor hakkının ise ayda bir ya da haftada bir saat ile sınırlandırıldığı,
- Spor alanlarının daraltıldığı ve sürelerin kısıtlandığı,
- Spor salonunun oldukça havasız olduğu, spor aletlerinin bozuk olduğu,
- Bazı mahpusların haftada iki saat spor faaliyetinden en fazla 10 kişiyle toplu olarak yararlanabildiği, diğer mahpusların ise tek başına spora çıkarıldığı,
- Halı saha ve açık avlu kullanımı dışında düzenli bir sportif etkinlik bulunmadığı,
- Kurs ve eğitim faaliyetlerinin pandemi sonrasında büyük ölçüde sona erdiği; mevcut durumda yalnızca sınırlı bir boyama kursunun bulunduğu,
- Çizim ya da boyama yapmak isteyen mahpusların, kantinde bulunan kırtasiye ürünleri çeşitliliği sınırlı olduğundan sanatsal faaliyetlerde bulunamadığı,
- Sosyal olanakların genel olarak oldukça yetersiz olduğu, ağırlıklı olarak ise Kuran öğretme ve dini vaazlar içeren etkinlikler olduğu,
- Kütüphanedeki kitap listesi içeriğinin, ortaokul öğrencilerine yönelik bir liste gibi temel eserlerle sınırlı olduğu,
- Satranç turnuvası gibi etkinlikler için başvuru yapıldığı, ancak etkinliklere katılımın çoğunlukla engellendiği,
- Etkinlik ve sosyal faaliyet taleplerinin karşılanmadığı; bazı mahpusların spor, kurs ve diğer sosyal imkânlardan yararlanamadığı,
- Bazı mahpuslara haftada dört saat, en fazla on kişilik gruplar halinde sohbet hakkı kullandırıldığı,
- Sohbet hakkı ya da spor hakkının seçimlik hak olduğu, aynı anda ikisinden yararlanılamadığı,
- Süreli yayınların ve bazı gazetelerin kabul edilmediği,
- Abonelik yaptırılan yayınların mahpuslara teslim edilmediği,
- 30 parça kıyafet kısıtı olduğu, iç çamaşırlar da parça olarak sayıldığından, sayının ihtiyaca göre yetersiz kaldığı, şort, tayt gibi kıyafetlerin yasak olduğu,
- Dışarıdan gönderilen eşyaların bir aydan önce teslim edilmediği, gönderilen eşyaların bazen teslim edilmeden kaybolduğu,
- Mahpusların mektuplarının içeriğine müdahale edildiği, mektuplara el konulduğu,
- Özellikle TBB, TTB ve milletvekillerine hitaben olan mektuplara kısıtlama getirildiği,
- Ayda en fazla 7 kitap hakkı bulunduğu, ideolojik/ kuramsal kitapların kabul edilmediği,
- 60 mahpusa bir telefon kabini tekabül ettiği, o telefon kabinlerinin ise çoğu zaman bozuk olduğu, telefon sisteminin alt yapısının çok kötü olduğu,
- Telefon kabinlerinin sık sık arızalandığını, bu sebeple ailesi ile günlerce görüşemediğini ve kantin siparişi de verilemediği, telefon kabinlerinin mahpus sayısına göre oldukça yetersiz olduğu,
- Muhalif ve Kürtçe yayınların kabul edilmediği,
- Kargoların çok geç teslim edildiği,
- Televizyon kanal çeşitliliğinin yeterli olmadığı, belirli kanalları izlemek için mahpuslar tarafından dilekçe verilmesine rağmen taleplerinin karşılanmadığı, televizyon kanal çeşitliliğinin ana akım medyada yer alan kanallarla sınırlı olduğu,
- Bilgisayar odasından sadece mahkemeden CD vb. gelmesi halinde kısıtlı süreyle (1-3 saat) yararlanılabildiği,
- Eğitim hakkından faydalanılması için gerekli imkanların sağlanmadığı,
- Hapishanede çekilen fotoğrafların mahpuslara teslim edilmediği,[9]
- Mahpuslar tarafından yazılan mektupların, alıcılara teslim edilmediği,
- Üniversite sınavına hazırlanan mahpusa ders kitaplarının teslim edilmediği,
tarafımıza aktarmıştır.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Raporumuzun giriş kısmında da ifade edildiği üzere, İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Hapishaneler Alt Çalışma Grubu mensubu avukatlar tarafından bu raporun kaleme alınmasının amacı, belirli alanlarda yoğunlaşan hak ihlallerinden güncel olarak kamuoyunu haberdar etmek ve hapishane içerisindeki darp ve kötü muamele iddiaları başta olmak üzere, mahpusların hak ihlallerine dair iddiaları kamuoyu ile paylaşarak başta Adalet Bakanlığı, Cumhuriyet Başsavcılıkları ve Silivri Hapishanesi İdaresi olmak üzere ilgili tüm kamu otoritelerinin söz konusu ihlal iddialarına dair sorumluluklarını hatırlatmak ve etkin bir soruşturma yürütülmesine aracı olmaktır.
Görüşme yapılan mahpusların aktarımları çerçevesince Silivri Hapishanesi özelinde, başat hak ihlali iddialarını özetleyecek olursak:
- Silivri 6 Numaralı Hapishanesi’nde yerlerde sürüklenip, birden fazla infaz koruma memuru tarafından kolu çıkacak kadar darp edilen mahpuslar bulunmaktadır. Mahpusların maruz kaldığı işkence ve kötü muamele iddiaları hakkında etkin bir soruşma yürütülmesi zorunludur. İhlal iddialarının yoğunluğu, denetim mekanizmalarının daha sık ve şeffaf şekilde işletilmesi gerektiği ortaya koymaktadır. Sivil toplum örgütleri ve hukuk kurumları tarafından daha önce benzer konulara dair hazırlanan raporların görmezden gelinmesi ve ihlal iddialarına dair etkili bir soruşturma yürütülmemesi mevcut tablonun temel nedenidir. Hapishanelerdeki kötü muamele, darp ve diğer hak ihlali iddialarının sona ermesi için ilgili kamu kurumlarının Anayasa, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, Birleşmiş Milletler Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ile İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezalara Karşı Sözleşme başta olmak üzere gerek iç hukuk gerek uluslararası yükümlülükler uyarınca işkence ve kötü muamele iddialarına dair derhal denetim ve soruşturma süreçlerini başlatılması gerekmektedir. Bu minvalde 5275 Sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca infazın insan onuruna uygun yürütülmesini sağlamak amacıyla haklarında işkence ve kötü muamele gerçekleştirdiği iddiaları olan infaz koruma memurları hakkında derhal idari soruşturma başlatılmalı ve görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanmalıdır. Hakkında işkence ve kötü muamele uyguladığı iddiası olan ilgili memurlar ve kişiler hakkında re’sen soruşturma yürütülmeli ve hapishanelerdeki darp ve tehdit iddiaları için ivedilikle adli soruşturma başlatılmalı, kamera kayıtları güvence altına alınmalıdır.
- Mahpuslar tarafından aktarılan işkencelerin ve diğer hak ihlallerinin engellenmesi için ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarının önleyici faaliyetleri yerine getirmesi gerekmektedir. Önleyici faaliyetler için OPCAT (İşkenceye Karşı Seçmeli Protokol) uyarınca hapishaneler habersiz denetlenmelidir. Özellikle açlık grevlerinin devam ettiği ve sağlık hizmetine erişimin kısıtlandığı bölümlerde yerinde inceleme yapılmalı, hapishaneler ziyaret edilerek mahpuslarla ve idareyle görüşülmeli görüşme sonucunda rapor tanzim edilerek kamuoyu ile paylaşılmalıdır.
- Görüşme yapılan mahpusların hemen hemen hepsinin ortak beyanı, sağlık hakkına erişim konusunda yaşadığı problemler hakkındadır. Hapishanelerde sağlık hakkına erişimi iki boyutuyla ele almak mümkündür: Mahpuslar gerek hapishane içerisinde tedavi haklarına dair sorunları, gerek kampüsün dışında yer alan bir hastaneye sevk sırasında yaşadıkları sorunları detaylı şekilde açıklamışlardır. Hapishane içerisinde yer alan revirde mahpusun muayene edilmeksizin koğuşa doğrudan ilaç gönderilmesinin olağan uygulama haline geldiği aktarılmıştır. 3500- 4000 mahpusun olduğu kampüslerde, revirde sadece iki hekimin çalıştığı yönünde aktarım yapılmıştır. Rutin sağlık kontrollerinin aksadığı, gece ise hiçbir sağlık personelinin kampüste kalıcı şekilde bulunmadığı yönünde aktarımlar bulunmaktadır. Mahpusların hastaneye sevkleri ise başlı başına kangren bir hale gelmiştir. Görüşme gerçekleştirilen mahpusların hemen hemen hepsi sevklerin son anda jandarma eksikliği sebebiyle iptal edildiğini, iptal edilen sevkleri bazen altı ay boyunca beklediklerini, sevklerin genel olarak çok geç yapıldığını beyan etmişlerdir. Ameliyat sonrası yatağa kelepçelenen, hastaneye sevk sırasında çift kelepçe takılması yönünde dayatma olduğunu beyan eden mahpuslar bulunmaktadır. Çift kelepçe ya da yatağa kelepçelenme gibi insan onuruna aykırı uygulamaları reddeden mahpuslar, tedavilerinin geciktirildiğini yönünde aktarımlarda bulunmuşlardır. Mahpusların yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüğünün korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınmasının devletin pozitif yükümlülüğü olduğu, hasta mahpusun güvenlik sebebiyle dahi olsa herhangi bir nesneye bağlanmaması ve hasta mahremiyete uygun bir ortamda tedavi yapılmasının hekimin hak ve görevi olduğu da unutulmamalıdır.
- Tarafımızca gözlemlenen önemli bir diğer husus ise siyasi ve adli mahpuslar arasındaki infaz erteleme hakkının ve tecrit koşullarının farklılığıdır. Hakkında ATK tarafından “cezaevinde kalamaz” yönünde değerlendirme bulunan ağır hasta mahpusların, politik bir suça ilişkisi olduğu gerekçesiyle tahliyesi engellenmektedir. Mahpuslar tarafından yapılan aktarımlara göre siyasi mahpusların, adli mahpuslara göre daha ağır tecrit koşullarında olduğunu ifade etmek mümkündür. Adli mahpuslar görüntülü görüşme hakkından faydalanabilirken, siyasi mahpuslara bu yönde bir hak tanınmamaktadır. Adli mahpuslar haftada 60 dakika telefon görüşme hakkını kullanabilirken, siyasi mahpuslar için bu sadece 10 dakika ile sınırlıdır. Bu kapsamda öncelikle siyasi ve adli mahpuslar arasındaki eşitsiz uygulamaların sona erdirilmesi gerekmektedir. Ayrıca mahpusların dış dünyayla temas kurabildikleri en önemli araç olan telefon kabinlerindeki alt yapı sorunlarının giderilmelidir. Görüşme yapılan mahpusların hemen hemen hepsi telefon kabinlerinde sürekli şekilde teknik sorun meydana geldiği, bu sebeple günlerce aileleri ile iletişim kuramadıkları, kantin siparişi veremediklerini aktarmışlardır. Görüşme yapılan mahpuslar, aileleri ile telefonlaşamadıklarında gerek kendilerinin gerek aile üyelerinin kaygı seviyelerinin çok daha yükseldiğini ve oldukça yalnız hissettiklerini aktarmışlardır. Telefon kabinlerindeki teknik sorunlar giderilerek, mahpusları tecrit koşullarına terk edilmesinin önüne geçmek ve "ceza içinde ceza" halinin ortaya çıkmasına engel olmak gerekmektedir.
- Tüm bunların yanında mahpusların temiz suya ve yeterli gıdaya erişimleri sağlanmalı, hapishanelerin fiziksel koşullarının insan onuruna yaraşır şekilde düzenlenmesi için tüm gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Özellikle artan koğuş kapasitelerine ilişkin acil önlemlerin alınması ve koğuşlarda kalan mahpus sayısının azaltılması gerekmektedir.
Hapishanelerdeki işkence, kötü muamele ve temel hak ve hürriyetlere yönelik ihlal iddiaları bu denli artmışken ve sorunların çözümü her geçen gün daha da derinleşiyorken, giriş kısmında da ifade edildiği üzere, ihlallerin tespitinde hayati bir öneme sahip olan avukatlara, mahpuslarla görüş kısıtı getirilmesi ya da avukatların, hapishanelerde fiziken bulunmaması fikrinin yaygınlaştırılması yapılacak en son şey olmalıdır. E-Avukat uygulaması adı altında, dijitalleşme çağına ayak uydurma çağrısı yapılsa da öncelikle yapılması gereken özgürlüğünden yoksun kalan yurttaşların dış dünyayla iletişim kurabilmesindeki sınırlı araçlara erişimi önündeki problemlerin çözülmesidir.
[1] Altay v. Türkiye Başvurusu, Başvuru Numarası: 11236/09, Karar Tarihi: 09.04.2019, https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-200254&a=&a=%7B%22itemid%22:[%22001-200254%22]%7D, E.T.: 04.03.2026.; AİHM’in konuya dair verdiği diğer kararlarda da, terör suçları, örgütlü suç ya da güvenlik gibi gerekçelerle kategorik bir kısıtlamaya yönelmenin, hakkın özüne dokunma riskini doğuracağı vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sakhnovskiy v. Rusya, Başvuru Numarası: 21272/03, Karar Tarihi: 02.11.2010, https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-101568%22]}, E.T.: 04.03.2026.
[2] Avukatların Rolüne İlişkin Temel İlkeler, Havana Kuralları. E.T.: 06.03.2026.
[3]AYM, Önder AL ve Zeki TEMEL Başvurusu, Başvuru Numarası: 2021/ 13161, Karar Tarihi: 12.06.2025, Resmi Gazete Yayım Tarihi: 24.12.2025, § 22.; AYM, Ali İhsan BUDAK, Başvuru Numarası: 2021/ 23374, Karar Tarihi: 29.04.2025, Resmi Gazete Yayım Tarihi: 01.12.2025. E.T.: 24.03.2026.
[4] Adalet Bakanı Akın Gürlek, E Avukat Uygulamasının Hizmete Alınacağını Duyurdu, https://www.adalet.gov.tr/adalet-bakani-akin-gurlek-e-avukat-uygulamasinin-hizmete-alinacagini-duyurdu, E.T. 25.03.2026.
[5] Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sakhnovskiy v. Rusya Başvurusu’nda, mahpusun avukatı ile video konferans yöntemiyle görüşmesinin riskleri şu şekilde ifade edilmiştir: […] Kişinin devletçe işletilen yeterli gizliliği sağladığı tartışmalı bir video – konferans sistemi aracılığıyla müdafiiyle görüşmeye zorlanması, iletişimin gizliliği konusunda tedirgin edici olabilir ve etkili hukuki yardımla bağdaşmayabilir […] , Sakhnovskiy v. Rusya Başvurusu, Başvuru Numarası: 21272/ 03, 02.04.2010, https://hudoc.echr.coe.int/#{%22itemid%22:[%22001-101568%22]}, E.T. 25.03.2026.
[6] Hapishanelerde yapılan aramalara dair güncel bir Anayasa Mahkemesi Kararı için Murat BAL başvurusuna bakılabilir : Başvuru Numarası: 2022/ 24846, Karar Tarihi: 16.02.2026, Resmi Gazete Yayım Tarihi: 16.02.2026: Başvuru, hapishanede yapılan arama sırasında ele geçirilen radyo sebebiyle disiplin cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuruda ele geçirilen radyonun idarece sorun teşkil etmesinin nedeni radyonun AM frekansını çekmesidir: AM frekanslı radyolar haberleşme aracı olarak kullanıldığından ve mahpus politik bir suçtan hapishanede olduğundan örgütsel haberleşme gibi algılıyor idare. Radyo hapishane kantininden satın alınıyor. Mahpus hakkında ayrıca cezaevine yasak eşya sokma suçundan asliye ceza mahkemesinde dava açılıyor, mahkeme AM frekansı çekip çekmediği için dosyayı bilirkişiye tevdii ediyor ve çekmediği tespiti yapılınca beraat kararı veriyor. İnfaz hakimliği ve ağır ceza mahkemesi böyle bir incelemeye girmeden itirazı reddediyor, başvurucu 11 gün hücrede kalıyor. AYM başvurucunun AY Madde 26’da düzenlenen ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar veriyor. Kararın tümü için link: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/02/20260216-17.pdf
[7]Ringi tarif etmeye ilişkin bir mahpusun aktarımları şu şekildedir; “Sevk için kullanılan ringler tek kabinlidir. 50*50 cm’lik kutular içinde ve 165 cm yükseklikte bölmeler halindedir. Havasız ve toz içindedir. Epilepsi ve bipolar hastasıyım. Ringlere binince kriz geçirme sorunu yaşıyorum. Tansiyon, bel fıtığı, panik atak hastası birçok insan var. Koltuk değneği kullanan ya da kalça çıkığı olan arkadaşlar yol boyunca ayakta durmak zorunda bırakılıyorlar. Bu bir işkencedir.
[8] Haberleşme hürriyeti ve sohbet hakkı bağlamında Anayasa Mahkemesi’nin güncel tarihli İzzettin SERT Başvurusu’na bakılabilir. Başvuru Numarası: 2020/ 33016, Karar Tarihi: 16.09.2025, Resmi Gazete Yayım Tarihi: 10.02.2026 Bu başvuru, hükümlü olan mahpusun, hapishanede nişanlısı ile telefonla görüşmesine izin verilmemesi nedeniyle özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu mahpusun nişanlısı da başka bir hapishanededir. Bu başvuruda nişanlının 5275 sayılı Kanun Madde 42/2/f lafzında geçen kişilerden olmadığı sebebiyle mahpusun talebi reddediliyor, nişanlısının da hapiste olduğu durumu gözetilmemiştir. AYM bu başvuruda şu gerekçe ile AY Madde 20’de düzenlenen özel ve aile hayatına saygı hakkı ve AY Madde 22’de düzenlenen haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar veriyor: Gerek infaz hakimliği gerek ağır ceza mahkemesi kararında; somut olayın öznel koşulları gözetilmediği; başvurucunun nişanlısıyla görüşme talebinin ilgili ve yeterli gerekçe ile karşılanmadığından, yapılan müdahalenin ( özel hayata ve haberleşme hürriyetine dair) demokratik toplumda uygun ve ölçülü olmadığından ihlal kararı verilmiştir; Kararın tümü için link: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/02/20260210-7.pdf.
[9] Tecrit ve izolasyon başlığı altında, babasının cenaze törenine katılamayan mahpusun Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı Sadık ÇETİN Başvurusu’na bakılabilir: Başvuru Numarası: 2021/ 52046, Karar Tarihi: 15.04.2025, Resmi Gazete Yayım Tarihi: 06.01.2026. Bu başvuru, hükümözlü mahpusun, babasının cenaze ve taziye törenine katılması için izin verilmemesi nedeniyle özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini iddiasına ilişkindir. Babası vefat eden mahpus, cenazeye katılmak için izin istiyor ve Başsavcılık, mahpusun güvenlik ile ilgili sorun çıkarabileceği ayrıca COVID – 19 salgını riski sebebiyle, cenaze ve taziyeye katılmaya izin vermemiştir. Mahpusun infaz hakimliği ve ağır ceza mahkemesi nezdindeki itirazları da bir netice vermemiştir. AYM bu kararında, idari ve yargısal makamlar tarafından gösterilen gerekçelerin, başvurucunun çıkarları ile toplum çıkarları arasında adil denge kurulmasına yönelik ikna edici, ilgili ve yeterli unsurlara sahip olmadığından bahisle başvurucunun özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği kanaatine varmıştır. Kararın tümü için link: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/01/20260106-9.pdf.


