İSTANBUL BAROSU’NDAN YENİ ADLİ YILDA “ADALET BİLDİRİSİ”: HUKUK MÜCADELESİNDEN VAZGEÇMİYORUZ
İstanbul Barosu, 2026–2027 Adli Yılı’nın açılışında “Adalet Bildirisi”ni kamuoyuyla paylaştı. İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu tarafından açıklanan bildiride; adil yargılanma hakkı, yargı bağımsızlığı, savunma özgürlüğü, kişi hürriyeti ve güvenliği ile mahpus haklarına ilişkin yaşanan ihlallere dikkat çekildi. İstanbul Barosu, yeni adli yılda da hukukun üstünlüğü ve insan hakları için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğini ilan etti. İstanbul Barosu, yeni adli yılın açılışı dolayısıyla düzenlediği basın açıklamasında 2025–2026 Adli Yılı boyunca hukuk devleti, insan hakları ve savunma hakkı alanında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi; 2026–2027 Adli Yılı’na ilişkin tespit, çağrı ve mücadele hedeflerini içeren “Adalet Bildirisi”ni açıkladı.

İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu tarafından kamuoyuyla paylaşılan bildiride, geçtiğimiz adli yılda yaşanan ihlallerin yürürlükteki hukuk kurallarının eksikliğinden değil, başta Anayasa olmak üzere hukuk kurallarına uyulmamasından kaynaklandığı vurgulandı.
“Savunmanın Kısıtlandığı Bir Sistemde Adaletten Söz Edilemez”
Adalet Bildirisi’nde, adil yargılanma hakkının yalnızca usule ilişkin bir güvence olmadığı; demokrasi, hukuk devleti ve insan onurunun temel dayanaklarından biri olduğu belirtildi. Savunma hakkının etkin kullanımının adil yargılanmanın vazgeçilmez unsuru olduğu vurgulanarak, “Savunmanın kısıtlandığı bir sistemde adaletten söz edilemez” denildi.
İstanbul Barosu, savunma mesleği için İstanbul’da yürütülen mücadelenin ulusal hukuk mücadelesinden ayrı düşünülemeyeceğini, aynı zamanda savunmanın uluslararası dayanışmasının da önemli bir parçası olduğunu belirtti.
2025–2026 Adli Yılının Hak İhlalleri Kayıt Altına Alındı
Bildiride; geçtiğimiz adli yılda seçilmişlere, gazetecilere, avukatlara, sanatçılara ve yurttaşlara yönelik özgürlükten yoksun bırakma uygulamalarına dikkat çekildi. Yakalama, gözaltı ve tutuklama süreçleri; konut dokunulmazlığı, suçsuz sayılma hakkı ve kişi hürriyeti ve güvenliği bakımından değerlendirildi.
İstanbul Barosu, özellikle son altı ayda Silivri’de görülen duruşmaları yakından izlediğini ve gözlem raporları hazırladığını belirterek; Silivri duruşma salonlarının adil yargılanma hakkının gereklerini karşılamadığı değerlendirmesinde bulundu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin yargılamalarda ise duruşma sürelerinin aşırı uzunluğu, savunma hakkının kullanımındaki kısıtlamalar ve tutukluluğa yönelik itirazların dosya üzerinden incelenmesi başlıca sorunlar arasında sıralandı.
“İnsan Haysiyeti Hapishane Kapısında Durmaz”
Adalet Bildirisi’nin önemli başlıklarından birini de hapishaneler ve mahpus hakları oluşturdu.
İstanbul’daki hapishanelerin doluluk oranlarının bazı durumlarda kapasitelerinin iki, Silivri’de ise üç katına kadar çıkabildiğine dikkat çekilen bildiride; barınma, hijyen ve sağlık hakkına ilişkin sorunların yanı sıra gerekçesiz ve keyfî nakillerin mahpusların ve yakınlarının hakları üzerinde ağır sonuçlar yarattığı belirtildi. Bildiride, “İnsan haysiyeti hapishane kapısında durmaz” vurgusu yapıldı.
TBMM’ye Avrupa Konseyi Sözleşmesi İçin Çağrı
İstanbul Barosu, yeni adli yılın başlangıcında yasama, yürütme ve yargı organları ile kamu makamlarına da bir dizi çağrıda bulundu.
Kamu makamları Anayasa’dan kaynaklanmayan bir devlet yetkisini kullanmamaya; mülki idare amirleri ve kolluk güçleri yurttaşlar arasında ayrım yapmamaya ve görev ve yetkilerini kötüye kullanmamaya çağrıldı. Yargı organlarına ise adil yargılanmanın gereklerini yerine getirme, yargı kararlarına uyma ve savunmanın saygınlığını zedeleyen işlem ve eylemlerden kaçınma çağrısı yapıldı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de 13 Mayıs 2025 tarihinde imzaya açılan Avukatlık Mesleğinin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin onaylanması çağrısında bulunuldu.

Kaboğlu: “Hukuku Çarpıtanları Muhatap Almam, Biz Doğruyu Söylemeye Devam Edelim”
Adalet Bildirisi’nin açıklanmasının ardından değerlendirmelerde bulunan İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu, hukuk kurallarına ilişkin kamuoyunda yaratılan bilgi kirliliğine ve Türkiye’nin Avrupa insan hakları sistemi içerisindeki kazanımlarına ilişkin tartışmalara da değindi.
Kişileri hiçbir zaman muhatap almadığını belirten Kaboğlu, özellikle hukuku çarpıtan ve hukuk alanında bilgi kirliliği yaratan açıklamalara karşı doğru hukuk bilgisini savunmaya devam edeceklerini vurguladı:
“Ben kişileri hiçbir zaman muhatap almam. Hele hele hukuku çarpıtan, hukukta bilgi kirliliği yaratan kişileri hiçbir zaman muhatap almam; biz doğruyu söylemeye devam edelim. Açık hukuk kuralları karşısında konumumuzdan, makamımızdan, dokunulmazlığımızdan yararlanarak yaptığımız sorumsuzca açıklamalar ve çarpıtmalar, yalnızca hukuku itibarsızlaştırmakla kalmaz; aslında kendi ahlaki düzeyimizi de test eder.”
“Bunlar Şeklî Değil, Maddi Kazanımlardır”
Türkiye’nin Avrupa insan hakları sistemi içerisindeki yerinin yalnızca biçimsel bir üyelik olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Kaboğlu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin onlarca yıllık mücadelenin sonucunda elde edilmiş kazanımlar olduğunu söyledi.
Kaboğlu, “Bunlar şeklî kazanımlar değildir. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi ve Türkiye'nin bunlara taraf olması, bunların içinde yer alması, şeklî kazanımların ötesinde maddi kazanımlardır; on yıllar boyu verilen mücadelenin ve ortaya konulan iradenin anayasal düzene yansımasıdır” dedi.
Kaboğlu, 1982 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınmasının gündeme geldiğini hatırlatarak, dönemin askerî yönetiminin dahi buna karşı çıktığını belirtti:
“Hatırlatmak isterim ki 1982'de Türkiye Cumhuriyeti'nin Avrupa Konseyi üyeliği -Yunanistan'da albaylar cuntası döneminde yapıldığı gibi- askıya alınmak istendi. Ama askerî yönetim, ‘Hayır, biz bağlıyız; geçici, olağan dışı bir dönem yaşıyoruz; Anayasa'yı halkoylamasına sunacağız, bir yıl sonra da anayasal düzene geçeceğiz’ dedi. Askerî yönetim bile Türkiye Cumhuriyeti'nin Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınmasına ‘hayır’ dedi.”
“Bu Tür Söylemler Çok Daha Geri Söylemlerdir”
Bugünkü tartışmaların zaman zaman askerî yönetim dönemleriyle karşılaştırmaları beraberinde getirdiğini ifade eden Kaboğlu, Türkiye’nin yaklaşık yüz yıllık hukuk birikiminin ve insan hakları alanında onlarca yılda elde edilen kazanımların birkaç kişinin iradesiyle ortadan kaldırılamayacağını vurguladı:
“Bu bakımdan bugünkü tartışmalar zaman zaman askerî yönetimlerle karşılaştırmaları beraberinde getirse de, bu tür söylemler demek ki çok daha geri söylemlerdir. Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık yüz yıldır ve özellikle insan hakları temelinde son 76-77 yıldır sağladığı kazanımları ortadan kaldırmaya bir kişinin, birkaç kişinin ya da bir grubun karşı çıkmasıyla kimsenin gücü kolay kolay yetmez; bu mümkün değildir. O nedenle ben bu tür açıklamaları, belirttiğim gibi, gayriciddi açıklamalar olarak niteliyorum; yalnızca gayriciddi değil, ahlaksız.”
Yeni Adli Yılda “Fikir, Dayanışma ve Eylem” Kararlılığı
İstanbul Barosu, 2026–2027 Adli Yılı boyunca yalnızca ihlalleri tespit etmekle yetinmeyeceğini; duruşmaları izlemeye, hapishaneleri ziyaret etmeye ve gözlem raporları hazırlamaya devam edeceğini açıkladı.
Baro ayrıca; yargılamada, toplumda ve çevrede adaletin sağlanması, cezasızlık politikalarıyla mücadele edilmesi, doğru hukuk bilgisinin toplumla paylaşılması, hak ihlallerine yol açan keyfî kararlara karşı yargı yollarına başvurulması ve mağdur yurttaşlara adli yardım sağlanması konusundaki kararlılığını kamuoyuyla paylaştı.
“Her Yerde, Her Zaman Ve Herkes İçin Hukuk”
Adalet Bildirisi, İstanbul Barosu’nun yeni adli yıldaki mücadele hattını ortaya koyan güçlü bir çağrıyla sona erdi:
Hukuksuz devlet yerine HUKUK DEVLETİ’ni yeniden kurmak,
hukuksuz toplum sürecini HUKUK TOPLUMU’na çevirmek,
hukuksuz ülke politikalarını aşarak EKOLOJİK CUMHURİYET yolunda ilerlemek.
İstanbul Barosu; izleme, bilgilendirme, hukuki girişimlerde bulunma ve mücadele kararlılığını 2026–2027 Adli Yılı’nın başlangıcında bir kez daha kamuoyuna ilan etti.
ADALET BİLDİRİSİ İÇİN TIKLAYINIZ.


