İSTANBUL BAROSU RÖNESANS REZİDANS DAVASINDA: “BU DAVA, GELECEK KUŞAKLARIN YAŞAM HAKKI İÇİN TARİHSEL BİR SINAV
İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu ve İstanbul Barosu Afet Hukuku Koordinasyon Merkezi üyeleri, 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılan ve yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği Rönesans Rezidans’a ilişkin davanın 11. duruşmasını Hatay’da takip etti. Kaboğlu, sorumluluğun bütün yönleriyle ortaya çıkarılması gerektiğini vurgulayarak, “Kayıpları geri getiremeyiz ama bundan böyle bu denli büyük acıların yaşanmaması için bu dava tarihseldir. Bu, kuşaklar arası bir hakkaniyet testidir” dedi.

İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu ve İstanbul Barosu Afet Hukuku Koordinasyon Merkezi üyeleri, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerde yıkılan Rönesans Rezidans’a ilişkin davanın 11. duruşmasını yerinde takip etmek üzere Hatay’daydı.
Duruşmada İstanbul Barosu Başkanı sıfatıyla söz alan Kaboğlu, Hatay’ın 1996’da deprem bölgesi ilan edildiğini, Rönesans Rezidans’ın ise 2010 yılında inşa edildiğini ifade etti. Daha sonra sözlerine yapı sektörünün 300’ün üstünde kişinin hayatını kaybettiği bu felaketteki sorumluluğunu vurgulayarak devam eden Kaboğlu, devlet organlarının ve özel sektörün deprem öncesi ve sonrasındaki düzenleme ve denetim sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmediğini söyledi.
Duruşma ara verdiğinde İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu, Hatay Barosu Başkanı Av. Hatay Tut, İstanbul Barosu Afet Hukuku ve Koordinasyon Merkezi başkan ve üyeleriyle ve diğer avukatların katılımıyla basın açıklaması düzenlendi.
Kaboğlu; depremde yaşamını yitirenlerin yakınlarının, mağdurların ve sanıkların dinlendiğini belirterek İstanbul Barosunun, Hatay Barosu ve diğer barolarla birlikte adil yargılanma hakkının gerçekleşmesi için süreci takip etmeyi sürdüreceğini söyledi.

“SORUMLULUK ZİNCİRİ BÜTÜN YÖNLERİYLE ORTAYA ÇIKARILMALI”
Rönesans Rezidans’ta yaşanan büyük kaybın yalnızca tek bir kişi ya da kesim üzerinden değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Kaboğlu, yapılaşma sürecindeki kamusal ve özel sorumluluklara dikkat çekti.
Kaboğlu, “Burada aslında sorumluluk zincirlemedir: hem devlet organlarının hem özel sektörün, özellikle yapı sektörünün” diyerek, yargılama sürecinde bu zincirin bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini belirtti. Sanıkların savunmalarına da değinen Kaboğlu, yapı sektörü ve yapı denetimine ilişkin sorumlulukların yok sayıldığı izlenimi veren bir tabloyla karşılaştıklarını ifade ederek şöyle konuştu: “Şu ana kadar dinlediğimiz açıklamalar, savunmalar… Sanki yapı sektörü ve yapı sektörünün denetimi herhangi bir biçimde yokmuş gibi, onlar tümüyle suçsuzmuş gibi; adeta ‘Görmedim, duymadım, konuşmadım’ dercesine, üç maymunu oynarcasına bir savunmalar zincirine tanık olduk.”
İstanbul Barosunun yargılamaya yaklaşımının adil yargılanma hakkı temelinde olduğunu belirten Kaboğlu, savunmaların somut gerçekler ve sorumluluk zinciri çerçevesinde ele alınması gerektiğini ifade etti.
“BU DAVA TARİHSELDİR”
Rönesans Rezidans davasının yalnızca geçmişte yaşanan büyük kaybın hesabının sorulduğu bir yargılama olmadığını belirten Kaboğlu, davanın gelecekte yaşanabilecek benzer felaketlerin önlenmesi bakımından da tarihsel önem taşıdığını söyledi.
Hatay’ın 1996 yılında birinci derece deprem bölgesi ilan edildiğini hatırlatan Kaboğlu, Rönesans Rezidans’ın ise bundan yaklaşık 15 yıl sonra inşa edilmeye başlandığına dikkat çekti. Kaboğlu, “Bu büyük yapı, bu devasa yapı 2010 yılında inşa edilmeye başlanıyor. Ve aradan on yıl geçtikten sonra yerle bir oluyor, yerle yeksan oluyor. Burada büyük sorumsuzluklar var, hatta aymazlıklar var” diye konuştu.
Kamu kurumlarının düzenleme ve denetleme yükümlülüklerinden yapı sektöründeki aktörlerin sorumluluklarına kadar bütün süreçlerin yargılama kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Kaboğlu, sorumlulukların yargılama sonucunda ortaya çıkacağını belirtti.
“KUŞAKLAR ARASI BİR HAKKANİYET TESTİ”
Davanın gelecek kuşakların yaşam hakkı açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Kaboğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bu, kuşaklar arası bir hakkaniyet testidir. Bu davada çıkacak olan sonuçla, gelecek kuşakların haklarını, daha doğrusu gelecek kuşakların yaşam hakkını güvence altına alıp alamayacağımız yönünde bir sınav karşısındayız.”
DURUŞMA SALONUNA TEPKİ: “ADİL YARGILANMA HAKKIYLA BAĞDAŞMIYOR”
Kaboğlu, böylesine kapsamlı ve kamuoyunun yakından takip ettiği bir davanın fiziki koşulları yetersiz bir salonda görülmesine de tepki gösterdi. “Bu kadar önemli, bu kadar büyük ve yaşamsal bir davanın bir bodrum katında, bir ağır ceza salonunda, bu kadar havasız bir yerde görülmesinin adil yargılanma hakkıyla da bağdaşmayan bir durum olduğunu belirtmek isterim” diyen Kaboğlu, yargılamanın koşullarının da adil yargılanma hakkının gereklerine uygun olması gerektiğini vurguladı.
“SORUMLULARIN YAPTIRIMA TABİ TUTULMASI İÇİN ÇABAMIZ SÜRECEK”
İstanbul Barosunun davayı takip etmeye devam edeceğini belirten Kaboğlu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Her şeye rağmen, bu davanın adil bir sonuca ulaşması ve sorumluların mutlaka yaptırıma tabi tutulması yönünde gerekli çabayı göstereceğimiz konusunda kimsenin kuşkusu olmasın.”


