İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

HUKUK, DEMOKRASİ VE ÇEVRE AYNI MASADA

İstanbul Barosunun ev sahipliğinde düzenlenen “Ekolojik Zorluklar Çağında Anayasacılık” başlıklı uluslararası toplantı, dünyanın dört kıtasından akademisyenleri, hukukçuları ve uzmanları İstanbul’da bir araya getirdi. İklim krizi, çevre hakkı, afetler, salgınlar ve ekolojik yıkım gibi insanlığın ortak geleceğini ilgilendiren sorunların anayasal ve hukuksal boyutlarıyla ele alındığı toplantının açılışı, İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu tarafından gerçekleştirildi.

HUKUK, DEMOKRASİ VE ÇEVRE AYNI MASADA

ULUSLARARASI “EKOLOJİK ZORLUKLAR ÇAĞINDA ANAYASACILIK” TOPLANTISI BAŞLADI.

Açılış konuşmasında İstanbul’un yalnızca tarihsel ve kültürel bir merkez değil, aynı zamanda uluslararası çevre hukukunun da önemli buluşma noktalarından biri olduğunu vurgulayan Kaboğlu, Montrö, Barcelona ve Bükreş sözleşmelerinin ortak coğrafyasının İstanbul ve Marmara havzası olduğunu hatırlattı.

“Her zaman, her yerde, herkes için hukuk” anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Kaboğlu, İstanbul Barosunun yalnızca bir meslek örgütü değil; hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve demokratik değerleri savunan köklü bir kamu kurumu olduğunu ifade etti.

İSTANBUL BAROSU FOTOĞRAF-1-20260605.jpg

“Çevresel Adalet, Gelecek Kuşakların Hakkını Korumaktır”

Çevre hakkı ile hukuk devleti arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çeken Kaboğlu, adil yargılanma hakkının yalnızca mahkeme salonlarıyla sınırlı olmadığını belirterek, çevresel adaletin de adalet kavramının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.

Kaboğlu, İstanbul Barosunun ekokırım davalarından deprem davalarına kadar birçok kritik süreci yakından takip ettiğini belirterek çevre mücadelesinin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunun altını çizdi.

İSTANBUL BAROSU FOTOĞRAF-6-20260605.jpg

Uluslararası Çevre Hukukunun Önemli İsimleri İstanbul’da

Toplantının açılış oturumunda, İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu’nun ardından Uluslararası Anayasa Hukuku Derneği Başkanı Prof. Dr. Selin Esen, Karşılaştırmalı Çevre Hukuku Uluslararası Merkezi Başkanı Prof. Dr. Michel Prieur ve Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Didem Yılmaz konuşmalarını gerçekleştirdi.

Açılış konuşmalarının ardından başlayan ilk oturum öncesinde yeniden söz alan Kaboğlu, “Ekoloji ve Otoriterlik Arasında Anayasacılık: Gerilimler ve Dönüşümler” başlıklı kapsamlı sunumunda çevre hakkı, demokrasi ve anayasal dönüşüm arasındaki ilişkiyi değerlendirdi.

İSTANBUL BAROSU FOTOĞRAF-9-20260605.jpg

“Ekolojik Güvenlik Yoksa Kişi Güvenliği de Yoktur”

Konuşmasında insan haklarının tarihsel gelişimini kişi güvenliği, sosyal güvenlik ve ekolojik güvenlik olmak üzere üç temel çağ üzerinden değerlendiren Kaboğlu, günümüzde ekolojik güvenliğin diğer tüm hakların ön koşulu haline geldiğini vurguladı.

“Ekolojik güvenlik yoksa kişi güvenliği de sosyal güvenlik de tehlike altındadır” diyen Kaboğlu, çevresel krizlerin artık yalnızca çevre sorunu değil, aynı zamanda demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları sorunu olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

İSTANBUL BAROSU FOTOĞRAF-8-20260605.jpg

“Çevresel Anayasacılık Yeni Bir Paradigma”

Çevresel anayasacılığın klasik anayasa hukukunun sınırlarını aşan yeni bir yaklaşım sunduğunu belirten Kaboğlu, Birleşmiş Milletler çatısı altında geliştirilen Stockholm Bildirgesi, Paris Anlaşması ve çevre hukukuna ilişkin uluslararası sözleşmelerin anayasal düşünceyi dönüştürdüğünü söyledi.

Çevresel anayasa hukukunun yalnızca çevreyi korumayı değil; kamu kurumlarının örgütlenmesinden temel hak ve özgürlüklerin yeniden yorumlanmasına kadar geniş bir dönüşümü beraberinde getirdiğini ifade eden Kaboğlu, çevresel adaletin artık adil yargılanma hakkının yeni bir boyutu olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

“Otoriter Rejimler Daha Fazla Çevresel Tahribata Yol Açıyor”

Konuşmasının önemli bölümlerinden birini çevre-demokrasi ilişkisine ayıran Kaboğlu, siyasal hesap verebilirlik ile çevresel hesap verebilirlik arasında doğrudan bir bağ bulunduğunu söyledi.

Otoriterleşmenin arttığı ülkelerde çevre koruma mekanizmalarının zayıfladığına dikkat çeken Kaboğlu, demokratik denetimin gerilediği ortamlarda çevresel yağmanın da arttığını ifade etti.

Çevre koruyucu hukuk kurallarının kâğıt üzerinde var olmasının yeterli olmadığını vurgulayan Kaboğlu, hukukun etkin uygulanmasının çevre hakkının korunmasının temel koşulu olduğunu belirtti.

İSTANBUL BAROSU FOTOĞRAF-3-20260605.jpg

“Cumhuriyetin İkinci Yüzyılı Ekolojik Cumhuriyet Olmalıdır”

Konuşmasının sonunda çevresel anayasacılık, çevresel demokrasi ve ekolojik cumhuriyet kavramlarına dikkat çeken Kaboğlu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın bütüncül biçimde okunduğunda çevre devletine ilişkin güçlü dayanaklar içerdiğini söyledi.

İklim krizi, afetler, salgınlar ve savaşların çevresel etkilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kaboğlu, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında ekolojik cumhuriyet perspektifinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

İki gün sürecek toplantıda çevresel anayasacılık, iklim adaleti, afet hukuku, çevre hakkı, ekolojik demokrasi ve çevresel yönetişim başlıklarında çok sayıda oturum gerçekleştirilecek.

İstanbul Bildirgesi Kamuoyuna Sunulacak

İki gün sürecek toplantının sonunda yayımlanacak İstanbul Bildirgesi ile ekolojik krizlere karşı ortak ilkelerin ve çözüm önerilerinin ortaya konulması hedefleniyor. Bildirgeyle birlikte çevresel bilgi edinme hakkının güçlendirilmesi, çevresel anayasa hukuku çalışmalarının geliştirilmesi ve Kasım ayında Antalya’da başlayacak COP31 sürecine katkı sunulması amaçlanıyor.

Uluslararası toplantı, ekolojik krizlerin derinleştiği bir dönemde hukuk, demokrasi ve çevre hakkı ekseninde yürütülen tartışmalarla, gelecek kuşaklara karşı ortak sorumluluğun altını çizen önemli bir platform olma niteliği taşıyor.

Kategori:Haberler
HUKUK, DEMOKRASİ VE ÇEVRE AYNI MASADA | İstanbul Barosu