İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

“BUGÜN BURADAYIZ, BUNDAN SONRA DA BURADA OLACAĞIZ”

“BUGÜN BURADAYIZ, BUNDAN SONRA DA BURADA OLACAĞIZ”

Yalova’da 7 Ocak 2026 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu avukatı Zekeriya Polat’ın silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin davada ilk duruşma görüldü.

Duruşmayı Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu ve çok sayıda baro başkanı yakından takip etti. Barolar, Avukatlık Kanunu’nun kendilerine yüklediği sorumluluk doğrultusunda davaya müdahil olarak süreci titizlikle izlediklerini ve taleplerini mahkemeye sunduklarını açıkladı.

“TARİHSEL ÖNEME SAHİP BİR DAVA”

Duruşmada söz alan İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu, davanın yalnızca bir cinayet davası olmadığını, Türkiye’de şiddet ve yaşam hakkı bakımından emsal niteliği taşıyacağını vurguladı.

Kaboğlu, “Bu davanın cereyan tarzı ve sonucu, ülkede silah kullanımına karşı verilecek mücadelenin yönünü belirleyecektir. Tarihsel önemi haiz bir davayla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

Meslektaşlarının öldürüldüğü gün İstanbul Barosunun başka bir davada yargılandığını hatırlatan Kaboğlu, o gün beraat ettiklerini belirterek şu sözlerle dikkat çekti:

“Bugün buradayız ve bundan sonra da burada olacağız. Bu mahkemenin vereceği karar yalnızca Polat ailesi için değil, bütün yargı camiası için; yargı mensuplarına silah doğrultulamayacağı, şiddet uygulanamayacağı yönünde emsal teşkil edecektir. Bunun için sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum.

DURUŞMA 19 HAZİRAN’A ERTELENDİ

Mahkeme, davayı 19 Haziran tarihine erteledi. Baro temsilcileri, bir sonraki duruşmada da hazır bulunacaklarını ve sürecin takipçisi olacaklarını yineledi.

“SAVUNMAYA YÖNELİK ŞİDDET CEZASIZ KALMAMALI”

Duruşma sonrası açıklama yapan İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu, hukukun üstünlüğünü savunma görevlerinin gereği olarak her türlü şiddetin karşısında durduklarını belirtti.

“Bugün takip ettiğimiz dava, yalnızca bir yaşam hakkı ihlali değil, savunma mesleğinin onuruna yönelmiş bir saldırıdır” diyen Kaboğlu, hukuk dilinde dahi şiddeti yeniden üretebilecek kavramlardan kaçındıklarını ifade etti.

Kategori:Haberler
“BUGÜN BURADAYIZ, BUNDAN SONRA DA BURADA OLACAĞIZ” | İstanbul Barosu