İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

2025-26 ADLİ YILI (EYLÜL 2025- TEMMUZ 2026) İSTANBUL BAROSU ETKİNLİKLERİNDEN KESİTLER

Savunma mesleğinin korunması, toplumsal ve çevresel davaların izlenmesi, stratejik hukuki girişimler, cezaevi hak ihlallerinin takibi, ulusal ve uluslararası çalışmalar, yayınlar, altyapı yatırımları, merkez ve komisyon faaliyetleri, genç avukatlara yönelik çalışmalar ve kurumsallaşma başlıklarında yürütülen faaliyetler; İstanbul Barosu’nun hukuku herkes için, her zaman ve her yerde etkili kılma yönündeki kurumsal sorumluluğunun bir bütününü oluşturmaktadır.

2025-26 ADLİ YILI (EYLÜL 2025- TEMMUZ 2026) İSTANBUL BAROSU ETKİNLİKLERİNDEN KESİTLER

İstanbul Barosu tarihi, hukukileşme ve kurumsallaşma bakımından Türkiye’nin çağdaşlaşma tarihi ile örtüşmektedir. Anayasal ve siyasal gelişmeler sürecinin en bunalımlı dönemlerinde İstanbul Barosu, tarihsel işlevini her zaman yerine getirmiş ve getirmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal deneyim ve birikimleri yanı sıra,  Avrupa ve uluslararası ölçekteki kazanımlarının da sorgulandığı bir dönemde İstanbul Barosu tarihsel işlevi öne çıkmaktadır.

İstanbul Barosu, 2025-26 adli yılın açılışını üç ayrı yer, konu ve zamanda etkinlikler yaptı:

  • Mahkemede adalet, 1 Eylül, Baro

  • Çevrede adalet, 3 Eylül, Sazlıdere

  • Toplumda adalet, 5 Eylül, Kadıköy

İstanbul Barosunun çağrısı şöyle idi:

“    Hukukun üstünlüğü ve insan hakları;

Baroların bu ikili görev, tam da bu bağlamda tarihsel bir işleve dönüşüyor. Hukukun üstünlüğü, Yasama-Yürütme-Yargı erklerinin Anayasa’ya saygı göstermeleri amacıyla Barolar için öngörülen pozitif yükümlülüktür. İnsan haklarını korumak ise, savunma mesleğine içkin bir yükümlülük.

Barolar ve haydi haydi İstanbul Barosu, ‘gerçek ve sözde anayasal gündem ayrışması’nı geride bırakma yolunda güncel ve gelecek kuşaklara karşı tarihsel   sorumluluk  bilincinde.

Barolar, bir yandan hukuk devleti ve hukuk toplumu, öte yandan demokratik devlet ve demokratik toplumun kesişme eşiğinde yer alır. Bu nedenle,  ‘Barolar bağımsız, avukatlar özgür değilse adalet çöker’.

Erkler ayrılığı ve TBMM önünde sorumlu hükümet gereğini gözardı etmeksizin, ‘Yasama, Yürütme ve Yargı’yı ve  ‘sav, savunma ve hüküm’ üçlüsünü,  yükümlülüklerini   Anayasaya saygı çerçevesinde yerine getirmeye (kaynağını Anayasadan almayan devlet yetkisi kullanmamaya) çağırıyoruz.

İstanbul Barosu, -demokratik biçimde belirlenen 40 komisyon ve merkezi ile- yurttaşları, yurttaşları savunan avukatları ve Baro’yu savunmak için katılımcı ve kolektif anlayışla geceli gündüzlü çalışmalarını sürdürme kararlılığında.

Tarihi, coğrafi yetki alanı ve üye sayısı ile dünya ölçeğinde emsalsiz olan İstanbul Barosu, 2025-26 adli yılında  yerel, ulusal ve uluslararası ölçekte fikir, dayanışma ve eylem üçlüsünde herkes için, her zaman ve her yerde hukuk mücadelesine ivme kazandıracak.

Öyle de yaptı: Temelini Anayasa madde 135 ve 2’den alan Baro, madde 36’nın olduğu kadar md.138’in de izleyicisi olarak,

YARGILAMADA ADALET ekseninde üç boyutlu adalet ereğinde etkinlikler yoğunlaştırıldı:

  • Demokratik (demokratik devlet),

  • Toplumsal (sosyal devlet),

  • Çevresel (çevre devleti).

Başlıca etkinlikler, 10 başlıkta toplanabilir:

1- Savunma Mesleğine Yönelik Saldırılar ve Savunmanın Korunması

  • Saldırı sonucu yaşamını yitiren meslektaşlarımız Zekeriya Polat ve Hatice Kocaefe başta olmak üzere, saldırıya uğrayan tüm avukatlarla yerel ve ulusal ölçekte dayanışma içinde olundu.
  • Katledilen ve şiddete maruz kalan avukatların duruşmalarına ve savunmalarına başkan, yönetim kurulu üyeleri ve  Baronun ilgili  merkez ve komisyonları katıldı. Hatice Kocaefe’nin katledilmesi, Bursa, İstanbul ve TBB etkinlikleri ile lanetlendi.
  • Avukatlara yönelik şiddetin münferit değil, savunma makamının bağımsızlığını tehdit eden yapısal bir sorun olduğu her platformda dile getirildi. Savunmaya saldırıya karşı alınması gereken yasal önlemler için TBB ve Baro Başkanları olarak  TBMM nezdinde girişimlerde bulunuldu.
  • Gözaltına alınan ve tutuklanan avukatların haklarının korunması amacıyla anında inisyatif alınarak hukuki girişimlerde bulunuldu, meslektaşlarımız hiçbir aşamada yalnız bırakılmadı.
  • İstanbul Barosuna açılan davaların her aşamasında savunma kurumları olarak baroların varlığı ve  hukuk  hakkı özdeşliği  vurgulanmış; 4 kez Anayasa’ya aykırılık itirazının öne sürülmesi dahil, geliştirilen savunma taktik ve stratejileri hukuku etkili kılma yolunda Avrupa Baroları için de esin kaynağı oldu.
  • İzmir Barosunun başkan ve yönetimine karşı açılan davada fikir, dayanışma ve eylem birliği çerçevesinde savunmanlık yapıldı ve barolar arası dayanışma yargısal süreçlerde olduğu gibi yan yana durmayla da sürdürüldü.
  • Yargıçlar Sendikasına açılan kapatma davasında  savunmanlık yapılarak dayanışma içerisinde olundu.

 2- Toplumsal ve siyasal Davaların İzlenmesi

İstanbul Barosu, bütün davalar için geçerli olan adil yargılanma hakkının toplumsal ve çevresel davalarda yaşamsal bir nitelik kazandığı görüşünden hareketle ülke genelinde izlemeye çalıştı. Bu kapsamda;

  • Kartalkaya faciası,
  • Artvin'deki çevre mücadeleleri,
  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yargılamaları,
  • Deprem davaları
    başta olmak üzere kamuoyunu yakından ilgilendiren davalarda katılım talebinde bulundu, duruşmaları izledi, gözlem heyetleri oluşturdu ve değerlendirme raporları hazırladı.
  • Avukat Hakları Merkezi (AHM), Silivri İBB davalarını düzenli ve sürekli biçimde izleyerek;
    • Savunma hakkını sınırlayan uygulamalar,
    • Duruşma salonlarına erişimde yaşanan sorunlar,
    • Usul ihlalleri,
    • Adil yargılanma hakkını zedeleyen uygulamaları
      ayrıntılı biçimde kayıt altına aldı; hazırlanan raporlarla kamuoyu ile ulusal ve uluslararası kurumlar bilgilendirildi.

Özetle; İstanbul Barosu, Akbelen’den Cerattepe’ye, Kartalkaya’dan Hatay’a, Hendek-Gebze’den İliç’e, düzenleme ve denetim eksiğinden kaynaklanan toplumsal veya çevresel cinayet davalarına katılmak için seferber oldu. Örneğin, Kartalkaya Oteli  toplu katliamında yakınlarını kaybeden ailelere kapılarını  açmakla yetinmeyen İstanbul Barosu’nun reddedilen  davaya katılım talebi sırasında dile getirilen sorunlar, iki gün önce Adalet yürüyüşü bitiminde aynı sözcüklerle dile getirildi: Turizm Bakanı ve bürokratları mahkeme huzuruna getirilmediği sürece Kartalkaya davasında adalet gerçekleşmez.

3- İstanbul Barosunun açtığı davalar

İstanbul Barosu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. ve 95. maddelerinden kaynaklanan görev ve sorumlulukları doğrultusunda yalnızca avukatlık mesleğinin ortak menfaatlerini korumaya yönelik değil; hukuk devleti ilkesinin, temel hak ve özgürlüklerin, savunma hakkının, çevrenin, hayvan haklarının ve kamusal yararın korunmasına yönelik –kamu makamlarının Anayasa’ya ve hukuka aykırı işlemlerine karşı- çok sayıda stratejik dava açtı ve hukuki girişimde bulundu. 

4- Cezaevi  Hak İhlalleri  yerinde incelendi

Bakırköy’den Çorlu’ya, Silivri’den Maltepe’ye periyodik cezaevi ziyaretleri ile yetinilmedi; İnsan Hakları Merkezi (İHM) Hapishaneler Alt Çalışma Grubu   raporlar da hazırladı.

Ziyaret ve incelemelerde;  tutuklu ve hükümlülerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan kötü muamelelere maruz kaldığı, mahpus haklarının özünün zedelendiği ve eşit haysiyet  ilkesinden yararlanamadığı gözlemlendi.

Kapasite fazlalığı ise, hapishane sorunlarını giderek ağırlaştırmakta: Bakırköy, iki misli; Silivri ise üç. Mahpus sayısı fazla, mekan aynı; personel sayısı ise aynı.

 5- Ulusal ve Uluslararası Toplantılar

Hukukun üstünlüğünü savunma ve insan haklarını koruma görevimizi baro kurumsallığı altında en iyi biçimde nasıl hayata geçirebileceğimizi kolektif olarak tartıştığımız, ulusal ve uluslararası deneyimleri paylaştığımız ve atılması gereken adımlara dair somut öneriler sunan bildirilerle sonuçlandırdığımız birçok toplantı düzenledik.

Ulusal Toplantılar (başlıca):

  • 2 Kasım – Kanal İstanbul Paneli

  • 14 Kasım – Stajyer Avukatlar Çalıştayı

  • ⁠11 Ocak – Barış Akademisyenleri ( BAK) Paneli

  • Şubat-Mart – Mevzuat Değişikliklerine İlişkin Paneller (Cebri İcra Kanunu, Yargı Paketleri)

  • ⁠1 Mart – TCK'nın 100. Yılı toplantısı

  • 23 Nisan – Dijital Dünyada Çocuk Hakları Paneli

  • 6 Temmuz – İklim Adaleti Forumu

  • 10 Temmuz – Anayasa Forumu: 1961 Anayasasının 65. Yılı vesilesiyle.

Uluslararası Toplantılar (başlıca):

  • 10 Aralık – İnsan Hakları Günü Sempozyumu

  • 29 Ocak – Tehlike Altındaki Avukatlar Günü Paneli

  • 3-4-5 Nisan – Adil Yargılanma ve Savunma Hakkı Uluslararası Sempozyumu

  • 5-6 Haziran – Küresel Ekolojik Zorluklar Çağında Anayasacılık Uluslararası Sempozyumu

 6- Yayınlar

Düzenlenen toplantılar ve kamuoyunu yakından ilgilendiren birçok konu hakkında uzmanların ve baro üyesi avukatların katılımıyla yapılan ortak yayınların başlıcaları şunlardır:

  • ÇOCUK HAKLARI MERKEZİ 23 Nisan Özel Yayını

  • İSTANBUL BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ – “6284 Sayılı Kanun ve Haklarımız”

  • AVUKATLIK MESLEĞİNİN KORUNMASINA İLİŞKİN AVRUPA KONSEYİ SÖZLEŞMESİ (TBB ile birlikte)

  • ÇOCUK HAKLARI MERKEZİ – Çocuk İşçiliği Yayını

  • 10 Aralık İnsan Hakları Günü Sempozyumu Yayını

Süreli yayınlar olarak;

  • Baro kurumsallığının bir parçası olan İstanbul Barosu Dergisi,

  • Şubat 2025’ten itibaren, özellikle genç meslektaşlarımızın da kendilerini, hukuk dünyasına dair görüşlerini ifade edebilecekleri; avukatların sorunlarını ve yaşadığı zorlukları gündemleştiren Gazete Baro.

7- Altyapı hizmetleri

  • İstanbul adliyelerinde meslektaşların ihtiyaçları doğrultusunda ve imkanlarımızı zorlayarak altyapı yatırımları gerçekleştirdik.

  • Baro odalarında avukatların kullanımına tahsis edilen ancak kullanılamayacak kadar eskiyen  bilgisayarları yeniledik. Bu adli tatil döneminde de yenilemeye devam edeceğiz. Böylelikle yenileme ihtiyacı bulunan bilgisayar kalmamış olacak.

  • Bakırköy Adliyesi Ek Bina, Çağlayan ve Anadolu Adliyesine toplam 15 e-duruşma odası yaparak meslektaşlarımızın ihtiyacını karşılamaya çalıştık.

  • Yine meslektaşların taleplerini dikkate alarak yeni servis hatları koyduk. İptal edilen Taksim-Çağlayan hattındaki servisler yeniden çalışmaya başladı.

  • Silivri yargılamaları ve cezaevindeki yoğunluk nedeniyle Kadıköy-Mecidiyeköy-Silivri Cezaevi ve Beylikdüzü TÜYAP- Silivri Cezaevi arası çalışan servisleri, meslektaşlarımızın savunma görevini yerine getirmeyi kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirdik.

  • Silivri Cezaevi kampüsü içerisinde çalışan servisleri de ihtiyacı karşılayacak şekilde artırdık ve yeniden organize ettik.

  • Silivri Cezaevi yerleşkesinde avukatlara özgülenen kontenyer, kalıcı yapı olarak tasarlandı.

  • Baromuz Konferans Salonu'ndaki kamera sistemini yeniledik; daha nitelikli kayıt ve canlı yayın imkanına kavuştuk.

  • Anadolu Adliyesi karşısında bulunan Nursanlar Plaza'daki Baro katı yeniden düzenlenerek 55 kişilik eğitim salonu kullanıma alındı.

  • Baromuza kazandırdığımız yeni binada yeni toplantı-eğitim salonlarına, kütüphaneye ve sosyal tesise kavuşmamıza çok kısa bir süre kaldı.

8- Merkez  ve Komisyon Faaliyetleri

Baro bünyesinde faaliyet gösteren merkez ve komisyonlar, hak ihlallerine karşı kurumsal etkinliklerin en dinamik gücü oldu. Bu kapsamda;

  •  Kadın Hakları Merkezi; başta 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanması olmak üzere, kadına yönelik şiddet ve cinayet davalarını yerinde takip etmiş, mağdur ailelere hukuki destek sağlamış ve adliye koridorlarında kadınların sesi olmuştur.

  •  Avukat Hakları Merkezi, takip ettiği tüm toplumsal davalarda adil yargılanma hakkı ihlallerini içeren Duruşma Gözlem Raporları hazırlanarak kamuoyuyla paylaştı.

  • İnsan Hakları Merkezi; ifade özgürlüğü, toplanma ve gösteri yürüyüşü hakkı gibi temel haklara yönelik müdahaleleri anbean izledi, hak ihlallerinin tespiti ve hukuki süreçlerin başlatılmasında öncü rol oynadı. İHM Cezaevi Alt Çalışma Grubu,  Ceza infaz kurumlarına yapılan ziyaretler neticesinde; tecrit, sağlık hakkına erişim engelleri ve kötü muamele iddialarını somut verilerle ortaya koyan Cezaevi Hak İhlalleri Raporları hazırladı.

  • Çocuk Hakları Merkezi; çocuk işçiliğiyle mücadeleden çocukların dijital dünyadaki güvenliğine kadar geniş bir alanda saha çalışmaları yürütmüş, suça sürüklenen veya istismara maruz kalan çocukların adil yargılanma hakkının güvencesi olmuştur:

    •  Çocuk hakları alanında çalışan avukatların bilgi ve uygulama kapasitesini güçlendirmek amacıyla 10 atölye çalışması, 7 meslek içi eğitim semineri ve 13 panel/seminer düzenlendi.

    • Okulda Çocuk Hakları Projesi kapsamında 2 uygulayıcı eğitimi verilmiş yaklaşık 2.000 çocuğa yaş gruplarına uygun, etkileşimli çocuk hakları eğitimleri verildi.

    • İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile iş birliği protokolü imzalanmıştır. Bu kapsamda çocuk hakları eğitimlerinin Yuvamız İstanbul merkezlerinde uygulanmasına yönelik süreç başlatıldı.

    • Çocuk haklarına ilişkin 21 dosya takip edilerek hukuki destek ve hak temelli izleme çalışmaları yürütüldü.

    • Koruyucu aile, MESEM, çocuk adalet sistemi ve dijital dünyada çocuk hakları başta olmak üzere çocuk haklarına ilişkin alanlarda toplam 10’un üzerinde rehber, rapor, politika belgesi, broşür ve özel yayın hazırlanarak kamuoyu ve uygulayıcıların kullanımına sunuldu.

  • Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu; ekolojik yıkımlara, kontrolsüz imar projelerine ve kent hakkı ihlallerine karşı hukuki bariyer oluşturmuş; Kanal İstanbul, İklim Adaleti Forumu gibi etkinliklerin mutfağında yer alarak hem sahada hem de adliye koridorlarında doğanın ve kent bilincinin savunucusu oldu.
  • Bilişim ve Yapay Zekâ Hukuku Komisyonu; dijitalleşen yargı süreçlerini, UYAP sistemindeki aksaklıkları ve yapay zekânın hukuk mesleğine etkilerini inceleyerek geleceğin avukatlığına katkı sunacak altyapı çalışmalarını yürüttü.
  • Genç Avukatlar Meclisi (GAM) Meclis; 30 yaş altı genç avukatlar ve stajyer avukatların ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yürütmektedir.
  • İstanbul Barosuna kayıtlı:
    • 20.554 genç avukat
    • 3.015 stajyer avukat bulunmaktadır.

GAM başlıca etkinlikleri:

1. Dosyanı Al Gel Toplantıları

  • Genç avukatların dava takibinde yaşadığı çekinceleri azaltmak.
  • Meslektaş dayanışmasını güçlendirmek.
  • Dosyalardaki sorunlara birlikte çözüm üretmek
  • 20 Temmuz 2026 itibarıyla 7 toplantı düzenlendi.

2. 101 Eğitimleri Serisi

  • Hukukun farklı alanlarında temel bilgi kazandırmak.
  • Genç avukatların mesleki donanımını artırmak.
  • İleri seviye eğitimlere katılımı kolaylaştırmak
  • 6 eğitim gerçekleştirildi

3. Hak Savunuculuğu Faaliyetleri, mesleki ve toplumsal alanda yürütüldü:

  • CMK ücretlerinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne eşitlenmesi için ülke çapında eylem süreci başlatıldı.
  • 31 ilde Genç Avukatlar Meclisleri ortak basın açıklaması yaptı.
  • Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS) hakkında forum düzenlendi.
  • Forum sonucunda çözüm önerileri içeren bildiri hazırlanarak kamuoyuna sunuldu.
  • İstanbul Barosu, HMGS'nin mevcut haliyle sürdürülemeyeceğini açıklayan tek baro oldu.
  • Mecliste toplumsal cinsiyet eşitliği ilkeleri kabul edilerek ayrımcılık ve şiddete karşı koruyucu mekanizmalar oluşturuldu
  • Gözaltına alınan veya tutuklanan genç avukat ve stajyer avukatlara hukuki destek sağlandı.
  • Tutuklu meslektaşlar düzenli olarak ziyaret edildi.
  • Özellikle 19 Mart sürecinde gözaltına alınan genç yurttaşların hak ihlalleri takip edildi.
  • İnsan hakları ihlallerinin kamuoyuna duyurulması için baronun ilgili merkezleriyle ortak çalışmalar yürütüldü.

9- KURUMSALLAŞMA VE NİCELİĞİ NİTELİĞE DÖNÜŞTÜRME ÇALIŞMALARI

Adalet arayışının zirve yaptığı geçen adli yıl, uluslararası etkinliklerimizi de, İstanbul Barosu’nun saygınlığını ve kurumsallaşmasını pekiştirici yönde sürdürdük.

İstanbul Barosu, R. T. İnsan Hakları Uluslararası Akademisi tarafından 2025 yılının barosu seçildi.

Adli yıl başlangıç törenleri uluslararası ölçekte oldukça görkemli yapılmakta olan Büyük Avrupa Baroları toplantılarına fiziken katılım çok sınırlı kalmış olmakla birlikte, birçoğuna ve başkaca toplantılara Baro makam odasından çevrimiçi katkıda bulunarak İstanbul Barosu’nun  kurumu olarak tanıtımına katkı sunuldu.

Savunma mesleğinin  evrenselliği ışığında  avukatlara yönelik yabancı dil programları çeşitlendirildi: Hukuk İngilizcesi ve Hukuk Fransızcasına, Hukuk Almancası ve Hukuk Arapçası dersleri eklendi.

Avukat stajyeri değişim programları için hazırlanan uluslararası protokoller, Berlin, Brüksel ve Paris Baroları ile imza aşamasına gelindi.

Süreklilik ve kucaklayıcılık, İstanbul Barosu yönetiminin değişmez ilkesi oldu: İstanbul Barosu’nun önceki başkanlarının katılımı ile gerçekleştirilen  ve kamuoyuna yayınlanan bildiri ile sonuçlandırılan mahpusların sağlık hakkı toplantısı (14 Ocak), bunun tipik göstergesi oldu.

Dört kuşağa aynı dil ile hitap etmek neden önemli?

İstanbul Barosu, geride bıraktığımız adli yılda genellikle milenyum doğumlulara ruhsat verdi. Ama bir ilki de başardı:  Baro üyesi, 90 yaş üstü üstadlara da onur madalyası takdim etti. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında doğanlar ve son çeyreğinde doğanları aynı çatı altında toplayan İstanbul Barosu, savunma mesleğinde kurumsallaşma örneği oldu aynı zamanda. Böylece, çevre hukukunda kullandığımız “kuşaklararası hakkaniyet” kavramı savunma kurumunda ifadesini bulmuş oldu.

“Mahpusların sağlık hakkı” konulu çalışma da, Baro’nun bir iktidar merkezi değil, hukuku herkes için etkili kılmanın ayrıcalıklı mekanı olduğunu ifade eder.

Saygınlık, katılımcılık, kucaklayıcılık çizgisinde İstanbul Barosu kurumsallaştıkça hukuku etkili kılmaya katkı sağlar.

10- “ÖZGÜRLÜKTEN YOKSUN KILMA”: SUÇ MU, ÖDÜLLENDİRME NEDENİ Mİ?

2025-26 adli yılında İstanbul İlinde tanık olunan  bireysel ve kitlesel hak ihlalleri, başta Anayasa’nın üstün hükümleri ve hukuk düzenimizin emredici kurallarına aykırı olması, hukukun genel ilkeleri ve dahası, olağanüstü, seferberlik ve savaş hallerinde bile korunan hak ve değerleri  bile ortadan kaldırmış bulunuyor. Bunların başında insan haklarının sert çekirdeği geliyor:

“…kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz” (Any., md.15/2).

Türkiye Cumhuriyeti savaş halinde olsaydı dahi kesin olarak korunan ve dokunma yasağı bulunan bu alanlar, sistematik olarak ihlal edilmiş bulunuyor.

İhlaller, “şafak operasyonları” adı altında konut dokunulmazlığı sıfırlanarak veya ters kelepçe teşhiri ile başlayan tutukevinden çıkmaya dek, hatta –birçok belediye başkanı için yapıldığı üzere- serbest bırakıldıktan sonra da yeniden tutuklanmaya devam eden işlem ve muameleler dizisini kapsamaktadır.

İnsan haklarını koruma konusunda  devletin pozitif yükümlülüklerinin azami olduğu alanlarda kolluk ve savcılık tarafından yapılan ihlaller, “Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz” (Any. Md.6) yasağına aykırı olduğu için, yalnızca görev ve yetki gaspı değil aynı zamanda “egemenlik gaspı”dır. Üçlü gasp zinciri şöyle sıralanabilir:

-KİŞİ HÜRRİYETİ VE GÜVENLİĞİ (HABEAS CORPUS): Yakalama, gözaltına alma ve tutuklama işlem ve eylemleri, çok sıkı koşullara bağlı olduğu halde, bu koşullara uyulması bir yana, şekil, tarz ve usuller, insan haysiyetini rencide edici eziyet ve kötü muamele uygulamasına dönüşmektedir. Belli bir fikre sahip olmak (siyasal aidiyet), fizikten (beden) alıkonulmak için yeterli görülmekte olup, kişi, özgürlükten alıkonulduktan sonra delil üretilmeye çalışılmakta, iddianame aylar hatta yıllar sonra hazırlanmaktadır. Bu itibarla, Anayasa madde 19 kapsamında açıkça kişiyi “özgürlükten yoksun kılma suçu” işlenmektedir.

-ADİL YARGILANMA HAKKI: Bu hakkın 7 gereğine uyulması bir yana, suçsuz sayılma ve mahkemeye erişim hakkı başta gelmek üzere, daha baştan tümüyle ihlal edilmektedir. Oysa   insan haklarının sert çekirdeği ile bitişik olan bu haklar, her zaman her yerde ve herkes için geçerlidir.

-MAHPUS HAKLARI: Cismani özgürlüğünden alıkonulmuş olan mahpus,  haklarını kullanmaya devam eder. Bunların başında barınma, sağlık ve haberleşme hakları gelir. Bu hakların özüne dokunulamayacağı gibi, mahpus kişiler, eşit haysiyet ilkesinden mutlak biçimde yararlanır; hak ve özgürlüklerin sert çekirdeğinden haydi haydi yararlanır. Ne var ki, İstanbul’daki mahpuslar, bu haklarından yararlanamıyor; üç nedenle:

-Hapishane kapasitelerinin en az iki üç katı mahpus var; bu da ciddi bir barınma ve sağlık sorunu yaratıyor.

-Personel yetersizliği; mahpus sayısının artması ile orantılı olarak koruma ve infaz görevlisi bulunmadığından, çifte ihlal ortaya çıkıyor: görevlilerin çalışma ortam ve koşulları zorlaşıyor; mahpusların ise hakları zedeleniyor.

-Savcılığa sevk ve hapishane değişikliği: Mahpusların onayı olmadan gece yarılarında hücrelerinde alınarak etkin pişmanlık için savcılığa götürülmeleri veya başka hapishanelere nakledilmeleri, mahpus haysiyetine dokunma, eziyet ve kötü muameledir.

Keyfi işlem ve uygulamalar dizisi, cezaların şahsiliği kuralını da zedelemekte, Anayasa madde 12’den 127’ye kadar birçok hakkın ve kuralın ihlali sonucunu doğurmaktadır: (….).

Şu sorulabilir: bu denli geniş ihlallerin failleri neden cezasız kalıyor? Heyhat! Cezasızlık bir yana ödüllendiriliyor.

Siyasal sorumluluk yokluğu, cezai, hukuki, idari ve mali sorumluluk yollarının işletilmesini zorlaştırıyor; dahası “anayasal suç” işleme cesaretini sorumluluktan bağışık kılınmış Parti Başkanlığı Yoluyla Devlet Başkanlığı ve Yürütme (PBDBY)’den alıyor.

Bu nedenle İstanbul Barosu, Anayasa’ya saygı için yürütmekte olduğu çalışmalarda doğru bilgiyi esas alarak “sözde anayasa” söylemini reddetmekte ve hesap verebilir hükümet gerekliliğini savunmaktadır.

Kategori:Haberler