
Bizler,
Mahpusluğu sırasında sağlık hakkından gereği gibi yararlandırılmadığı için hayatını kaybeden ve merkez binamızın bulunduğu sokağa adı verilmiş olan İstanbul Barosu’nun 26. Başkanı Av. Orhan Adli Apaydın’ın mirasını da sahiplenen,
İstanbul Barosu’nun hayattaki tüm Başkanları ve İstanbul Tabip Odası Başkanı olarak,
Tayfun Kahraman ve Mehmet Murat Çalık örneklerinde, ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere,
Hukuk dışı tutuklamaların ve kişilerin yaşamlarını tehdit edecek şekilde hürriyetlerinden yoksun bırakılmalarının;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, hukukun genel ilkelerine, Ceza Muhakemesi Kanunu’na, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’na açıkça aykırı olduğunu belirterek bütün kararlılığımızla haykırıyoruz:
Tutuklama, Anayasa ve kanunlarımızda bir zorunluluk değil, koşulları belirli ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalması durumunda başvurulan tümüyle istisnai geçici bir koruma tedbiridir. Tutuklamanın hele de kişinin yaşamını tehlikeye düşürecek şekilde uygulanması, Anayasal düzene açık bir aykırılıktır. Hakkında hapis cezası kesinleşmiş kişiler dahi yaşamları pahasına cezaevlerinde tutulamazlar, infazları ertelenir. Zira hukuk devleti, Yasama, Yürütme ve Yargı’nın Anayasa ile bağlı olduğu hukuk kuralları bütünüdür.
Mahkemelerin, Anayasa’yı, kanunu ve mahkeme kararlarını tanımaksızın, insanları keyfi, öznel ve siyasal saiklerle cezaevlerinde tutmaya çalışması, o insanlara karşı işlenen ihmali hareketle kasten öldürme suçunu gündeme getirebilecektir.
Yine, TÜRK MİLLETİ ADINA karar veren mahkemelerin kaynağını hukuktan almayan meçhul saiklerle yetki gaspını alışkanlık haline getirmesi, anayasal düzene adeta meydan okumaktır.
Ölüm riski taşıyan insanları var olmayan gerekçeler ve hayali bürokratik engellerle özgürlüklerinden yoksun kılma uygulamalarına derhal son verilmeli, Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır. Aksi uygulamanın, cezai ve disiplin sorumluluğu gerektireceği açıktır.
Hukuk devletinde kararlarına uyulmayan bir Anayasa Mahkemesi tahayyül edilemez. Anayasa Mahkemesi ve onun üyeleri, kararlarına uyulmasını sağlamaya yönelik önlemleri almaya da yetkilidir.
İşte bu nedenlerle;
1)Tayfun Kahraman ve Mehmet Murat Çalık başta olmak üzere sağlık riski olan bütün mahpuslar yaşam hakkına yönelik ulusal ve uluslararası yükümlülükler çerçevesinde; ulusal mevzuatımızın, Anayasa Mahkemesi kararlarının gereği olarak derhal serbest bırakılmalı, saptanan ihlal kararlarının gereği yerine getirilmelidir. Anayasa Mahkemesi kararlarına karşın mahpus tutulan meslektaşımız Av. Can Atalay’ın tutsaklığına son verilmelidir.
2) Anayasa’nın uygulanmasına engel olan ve hukuka güveni derinden sarsan yargı mensupları hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu Anayasa m. 159/9’dan doğan yetkisi çerçevesinde derhal idari ve cezai süreçleri başlatmalıdır.
Yurttaşlarımız hangi demokratik görüşten olurlarsa olsunlar, hukuk birliğine ve hukukun üstünlüğüne dayanan Cumhuriyet’i ve niteliklerini korumak yükümlülüğü altında birleşmektedir. Bir oldu-bitti ile var edilmeye çalışılan fiili durumun kabul edilemez olduğunu hatırlatma görev ve sorumluluğumuz çerçevesinde hareket ediyor, bugün ses çıkarılmadığı müddetçe yarın hukuka aykırılıkların daha da büyüyeceğine dair endişemizi ve uyarılarımızı İstanbul Barosu çatısı altında halkımızın bilgisine saygıyla sunuyor ve herkesi hukuka davet ediyoruz.
Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. KABOĞLU – İstanbul Barosu Başkanı
Av. Turgut KAZAN İstanbul Barosu’nun 1988-1996 Dönemi Başkanı
Av. Muammer AYDIN - İstanbul Barosu’nun 2008-2010 Dönemi Başkanı
Av. Prof. Dr. Ümit KOCASAKAL - İstanbul Barosu’nun 2010-2016 Dönemi Başkanı
Av. Mehmet DURAKOĞLU - İstanbul Barosu’nun 2016-2022 Dönemi Başka
Av. Filiz SARAÇ - İstanbul Barosu’nun 2022-2024 Dönemi Başkanı
Prof. Dr. Osman KÜÇÜKOSMANOĞLU – İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı