HABERLER
  • Son Güncelleme : 04.02.2026 17:09
  • Haber Giriş : 26.01.2026 15:06
  • Etkinlik : 26.01.2026

ANAYASA ASKIDA, İNSAN HAYATI TEHLİKEDE! Murat Çalık ve Tayfun Kahraman için Acil Çağrı

Murat Çalık, Tayfun Kahraman ve Hasta Mahpuslar için Acil Çağrı

İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu, İstanbul Barosu’nun hayatta olan önceki dönem Başkanları Av. Turgut Kazan, Av. Muammer Aydın, Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal, Av. Mehmet Durakoğlu, Av. Filiz Saraç, İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu ve Gezi davası tutuklusu şehir plancısı Tayfun Kahraman’ın eşi Dr. Meriç Demir Kahraman ile birlikte İstanbul Barosu’nda ortak basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda; yakalama, tutuklama, cezaevi ve infaz koşulları, mahkeme kararlarına uyulmaması, sağlık hakkı ihlalleri başlıkları altında Türkiye’deki kişi özgürlüğü ve güvenliği sorunu gündeme getirildi.

Konuşmacılar, hukukun ve Anayasa’nın “sürekli ve sistematik biçimde ihlal edildiği” uyarısında bulundu.

 

Kaboğlu: Tutuklama istisna olmalı; bugün sistematik ihlale tanık oluyoruz

Açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu, Anayasa’nın 19. maddesinin kişi özgürlüğü ve güvenliğine ilişkin ayrıntılı hükümler içerdiğini hatırlatarak, tutuklamanın “bağlayıcı bir zorunluluk değil, son derece istisnai bir tedbir” olması gerektiğini vurguladı.

Kaboğlu, uygulamada Anayasa’nın 19. maddesi işletilmeden önce kişilerin özel hayatı, konut dokunulmazlığı ve haberleşme özgürlüğüne ilişkin maddelerin ihlal edildiğini; ardından da 19. maddedeki koşullar oluşmadan tutuklamaya gidildiğini söyledi. Kişilerin makul sürede yargılanmadığını, ivedi biçimde serbest bırakılmadığını belirtti.

Kaboğlu, mahpusların özgürlükten alıkonulmuş olsalar da insan onuru ve temel haklardan yoksun bırakılamayacağını söyleyerek, özellikle sağlık hakkı ve ayrımcılık yasağı bakımından cezaevlerindeki uygulamaların insan haysiyetiyle bağdaşmadığını ifade etti.

Mahpusların gece yarısı sevk edilmesi, sağlık hakkına erişimin engellenmesi ve benzeri uygulamaların Anayasa’nın 17. maddesindeki işkence ve kötü muamele yasağıyla çatıştığını belirten Kaboğlu, bunun artık “sıradan bir ihlal değil; sistematik ve kitlesel ihlal uygulamasına dönüşmüş bir tablo” olduğunu söyledi.

 

Kaboğlu: AYM kararına uymamak egemenlik gaspıdır

Kaboğlu, Tayfun Kahraman hakkında Anayasa Mahkemesi ihlal kararı bulunduğunu, Anayasa’nın 153. maddesinin bağlayıcılığına rağmen kararın uygulanmamasının hukuk devletinde kabul edilemeyeceğini vurguladı.

Anayasa’nın 6. maddesine atıfla “kaynağını Anayasa’dan almayan bir yetki kullanılamayacağını” belirten Kaboğlu, AYM kararını uygulamayan yargı pratiğinin egemenlik hakkının gaspı anlamına geldiğini söyledi. Bu kapsamda HSK’yı göreve çağırdı ve ihlallerin sürekliliği nedeniyle TCK 309’un öngördüğü ‘Anayasayı ihlal’ suçunun işlendiğini ya da bu suça teşebbüs edildiğini söylemenin mümkün olduğunu ifade etti.

 

Küçükosmanoğlu: Cezaevlerinde sağlık sorunu kronik

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu, cezaevlerinde mahpusların kronikleşmiş sağlık sorunları bulunduğunu, son günlerde kamuoyunda özellikle Mehmet Murat Çalık ve Tayfun Kahraman üzerinden bu meselenin yeniden gündeme geldiğini söyledi.

Küçükosmanoğlu, Çalık’ın ailesinin başvurusu üzerine Türk Tabipleri Birliği’nce Bilim Kurulu oluşturulduğunu; 28 Temmuz 2025 tarihli raporda ağır hastalıkları ve kanser geçmişi nedeniyle cezaevi koşullarının sağlık açısından uygun olmadığının bildirildiğini aktardı. Tayfun Kahraman’ın da hastalığı nedeniyle cezaevi koşullarında kalmasının uygun olmadığını belirterek, AYM kararının uygulanmamasının yarattığı stresin hastalığı kritik bir aşamaya taşıdığını söyledi.

 

Turgut Kazan: AYM ihlal kararıyla hüküm kalkar; Kahraman artık hükümlü değil

İstanbul Barosu’nun önceki dönem Başkanı Av. Turgut Kazan, Tayfun Kahraman’ın AYM ihlal kararıyla hükmünün kalktığını, bu nedenle hukuken “hükümlü” sayılamayacağını söyledi. Kararın yerel mahkemece uygulanmamasıyla fiili bir durum yaratıldığını vurguladı.

Kazan ayrıca, TTB Bilim Kurulu raporu doğrultusunda Mehmet Murat Çalık hakkında tutuksuz yargılanmaya imkan verecek bir tahliye değerlendirmesi yapılması gerektiğini belirtti. Tayfun Kahraman hakkındaki AYM kararını uygulamayan yargıçlar hakkında inceleme başlatılması ve AYM’nin de kararın uygulanmaması sorununa ilişkin yeni bir çözüm üretmesi gerektiğini ifade etti.

 

Meriç Demir Kahraman: 196 kez Silivri’ye gittim; Anayasa yürürlükteyse AYM kararı uygulansın

Tayfun Kahraman’ın eşi Dr. Meriç Demir Kahraman, 45 aydır kızını tek başına büyüttüğünü ve bu süreçte 196 kez Silivri’ye gittiğini belirterek, Tayfun Kahraman hakkında verilen AYM ihlal kararının yayımlanmasına rağmen uygulanmamasını sert sözlerle eleştirdi.

Kararın 17 Ekim 2025’te yayımlandığını hatırlatan Demir Kahraman, AYM kararının “geri alınamaz ve yok sayılamaz” olduğunu söyledi. Kararın uygulanmamasının adil yargılanma hakkıyla birlikte yaşam hakkını da zedelediğini vurgulayarak, AYM’ye yapılan ikinci başvurunun gündeme alınmasını, karar verilmesini ve Tayfun Kahraman’ın tahliye edilerek yeniden yargılama sürecinin işletilmesini beklediklerini ifade etti.

 

Muammer Aydın: Yargı iktidarın gücü haline geldi… Yargı ve hukuk bugün Türkiye’de ölmüştür

İstanbul Barosu’nun önceki dönem Başkanı Av. Muammer Aydın, Türkiye’de yargının bağımsız olmadığına işaret ederek, “yargının siyasi iktidarın bir gücü haline geldiğini” söyledi.

Aydın, Silivri’de tutulan kişilerden gece yarısı sevk edilen mahpuslara, sağlık sorunlarından kararların uygulanmamasına kadar uzanan tabloyu “artık bir şeylerin yapılması gerektiğini gösteren” bir gerçeklik olarak tanımladı ve “yargının öldüğünü, hukukun da öldüğünü çok net söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.

 

Filiz Saraç: Yeter artık! Hukuk devleti ayaklar altında

İstanbul Barosu’nun önceki dönem Başkanı Av. Filiz Saraç, temel hakların, AİHS’nin ve anayasal güvencelerin uzun süredir ihlal edildiğini; taraflı ve bağımlı hale gelmiş yargı ile hukukun araçsallaştırıldığını söyledi.

Saraç, kaçma şüphesi bulunmayan kişilerin ısrarla cezaevinde tutulmasını “vicdanların da sızladığı bir eşik” olarak tanımladı; AYM kararlarının çiğnendiğini, yeniden yargılama yapılmadığını vurguladı. Konuşmasında, “yanlışların tekrar edilerek doğru sanılmaması” gerektiğini ifade ederek, hukukun çöküşüne karşı “yeter artık” çağrısı yaptı.

 

Mehmet Durakoğlu: Bağımsız yargı olsa bunlar olmaz; ‘neden içerideler’ sorusunu sormak gerek

İstanbul Barosu’nun önceki dönem Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, Tayfun Kahraman ve Mehmet Murat Çalık örnekleri üzerinden en temel sorunun “neden içerideler” sorusu olduğunu söyledi. Mahkeme kararlarının uygulanmamasının hukuk devletinde olamayacağını belirten Durakoğlu, yargının bağımsız ve tarafsız olduğu bir ülkede bu tabloların yaşanmayacağını vurguladı.

 

Ümit Kocasakal: “AYM kararını tanımamak anayasal düzene karşı isyandır”

İstanbul Barosu’nun önceki dönem Başkanı Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal, tutuklama tedbirinin kanunda sıkı koşullara bağlandığını, CMK’da adli kontrol seçenekleri bulunduğunu hatırlatarak, “ülkenin bir gözaltı ve tutuklama cehennemine çevrildiğini” söyledi.

Kocasakal, Adli Tıp üzerinden tahliye değerlendirmesi yapılmaya çalışılmasını eleştirerek, “tutuklamanın adli tıplık bir konu olmadığını” vurguladı; cezaevinde bir mahpusa bir şey olması halinde ağır cezai sorumluluğunun doğabileceğini belirtti.

AYM kararlarının uygulanmamasına ilişkin olarak ise çok sert ifadeler kullanan Kocasakal, AYM kararını tanımamanın anayasal düzene karşı bir isyan olduğunu söyleyerek, kararları uygulamayanlar hakkında etkili süreçler işletilmesi gerektiğini dile getirdi.

 

“Herkes Anayasa’ya ve hukuka bağlı kalmalı”

Basın toplantısında, yasama-yürütme-yargı organları ile tüm kamu otoriteleri Anayasa’ya, AYM kararlarına ve uluslararası hukuka bağlı kalmaya davet edildi. Konuşmacılar, özellikle kişi özgürlüğü, sağlık hakkı ve mahkeme kararlarının bağlayıcılığı alanlarında yaşananların hukuk devletini doğrudan hedef aldığını belirterek, uygulamalara son verilmesi çağrısı yaptı.

YAZDIR
Yükleniyor...