HABERLER
  • Son Güncelleme : 09.10.2024 11:36
  • Haber Giriş : 04.10.2024 17:55
  • Etkinlik : 03.10.2024

Orman Kanununun 16. Maddesi Uygulama Yönetmeliği Yine Değişti! Kazanan Belli, Kaybeden Ormanlarımız

Türkiye’de ormanlarda madencilik faaliyeti ile ilgili olarak 1937 yılında yürürlüğe giren ilk Orman Kanunun 24. maddesinde ve yürürlükteki 6831 Sayılı Orman Kanunun 16. Maddesi düzenlemeler mevcuttur. Kanunu 16. maddesinin birinci fıkrası  “Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Tarım ve Orman Bakanlığınca izin verilir….” hükmündedir. Konuyla ilgili  ikincil mevzuat çalışmaları 1988 yılına kadar tamim ve tebliğler ile yürütülürken, 1988 yılından itibaren yönetmeliklerle mevzuat düzenlenmesine başlanmıştır. 1998, 1995, 2005, 2007, 2010, 2014 ve son olarak 2024 yılında yürürlüğe konan yönetmelikle  ormanlardaki madencilik faaliyetleri her geçen yıl daha da artmıştır. Her yeni düzenleme bir öncekinden ormanlara daha fazla zarar veren ve ormanlarda madencilikle ilgili iş ve tesis imkanını daha da artıran düzenlemeler olarak karşımıza çıkmıştır.  24.09.2024 tarihinde yeni bir yönetmelik  de  bir  öncekinden daha geniş madencilik yetkileri ve tesisleşme  düzenlemeleri  içermektedir.

24.09.2024 tarihli resmi gazetede yayımlanan Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin Uygulanması Hakkında Yönetmelikte yapılan   esaslı değişiklikler şunlardır;

1) İzin verilen maden işletme, maden tesis ve altyapı tesislerinin enerji ihtiyacını karşılamak için yönetmeliğin 3 ve 29. maddelerinde yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız enerji üretim tesislerinin kurulmasına imkan tanınmıştır. Bu düzenleme orman alanlarında ayrıca tahribata ve zarara yol açacaktır. Esasında bu düzenleme madencilikle ilgili olmayıp enerji iznini gerektiren 6831 S.k nun 17. maddesi ve ilgili olup, yönetmeliğin dayanak maddesi olan ve sadece madenciliği düzenleyen Orman Kanunun 16. maddesine aykırıdır. Kaldı ki 17. madde yönetmeliğinde de bu tesislere izin verilmemiştir. Kanunun 16. maddesi madencilik için zorunlu olacak enerjinin teminini düzenlemekte ancak bu madde ile madencilik faaliyeti için enerji masraflarını azaltacak yani orman ekosisteminin aleyhine madenciliğin lehine zorunlu olmayan tesisleşme için bir düzenleme getirilmiştir.

2) Mülga yönetmelikte 2018 yılında tesisleşme konusunda oldukça geniş düzenlemelere ek olarak yönetmeliğin 3. maddesinde “kuşaklama kanalı, derivasyon kanalı, acil kaçış tüneli” gibi yine orman alanlarına zarar verecek tesis ve yapılaşmanın  önü açılmıştır. Kaldı ki acil kaçış tüneli gibi izin konularının madencilikle doğrudan ilgisi olmayıp, kanunun 16. Maddesine aykırıdır.

3) Mülga yönetmelikte 2018 yılında yapılan değişiklikle “talep edilen maden tesis ve altyapı tesislerinden röle istasyonu, şantiye alanı, maden stok alanı, pasa döküm alanı, maden atığı döküm alanı, atık barajı, kuşaklama kanalı, derivasyon kanalı, acil kaçış tüneli, patlayıcı madde ve müştemilatı deposu ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız enerji üretim tesislerinin; ruhsat alanı içinde ve bitişiğinde yapılması için uygun alan bulunmadığının heyet tarafından tespit edilmesi halinde Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün uygun görüş yazısına istinaden ruhsat alanı bitişiğinde izin ‘’ verilirken, bu hüküm  yeni yönetmeliğin7. maddesinde ruhsat alanı dışında olarak değiştirilmiş ve ruhsat alanları dışında da madencilik tesisinin önü açılmıştır. Bu başta Anayasanın 169. maddesi olmak üzere 6831 Sayılı Orman Kanunun 16. maddesine de aykırıdır. Çünkü madencilik sadece ruhsat alanı içinde orman işletme izni verilen alanlarda yapılabilir.

4) Yönetmeliğin 12. maddesinde süresi içinde tamamlanmayan ve üretim sonunda nakledilmeyen izin sahasından üretilmiş ve izin sahasında mevcut madenlerin, pasa, bakiye, atık/artık ve cürufların, ruhsat sahibince nakledilmesi için altı ay ek süre ile izin verilmesi düzenlenmiştir. Bu madde ile aslında bütün maden izinlerine 6 ay ek süre verilmesi ve madencilerin bu süreyi kullanarak orman alanlarını belirlenen sürelerde terk etmemelerine imkan tanınmıştır. İzin süresinin aşılmasını suç olarak düzenleyen kanun maddesinin hilafına örtülü af getirilmiştir.

5) Yönetmeliğin 29. maddesi ile il ve  ilçe yerleşim yerlerine en az  500 metre mesafede kalan  orman alanlarında madencilik yapılmasına olanak tanınmıştır. 500 metre mesafede başta patlatmalı çalışmalar yerleşim yerlerinde yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyecek, toz, gürültü ve kamyon yoğunluğu bu alanlarda sağlıklı çevrede yaşama hakkını ihlal edecektir.

6) Yönetmeliğin 18. maddesinde mülga yönetmeliklerde de rant kapısı olan toprak dolgu alanlarının işletilmesine esneklik getirilmiş, ilçe belediyeleri ve belediye şirketlerine de işletme hakkı tanınmıştır. Başta yer altı suları ve verimli toprak alanlarının korunması için  titizlikle yapılması gereken dolgu işlemleri yeni bir rant alanı olarak yönetmelikle düzenlenmiştir.

7) Yönetmeliğin getirdiği en önemli düzenlemelerden birisi de 9. maddesinde yer alan ‘’ IV. Grup madenler, yani Altın, Gümüş, Platin, Bakır, Kurşun, Çinko, Demir gibi onlarca değerli madenler için 10 yıl süre ile arazi izin bedellerinin alınıp alınmayacağı konusunda Cumhurbaşkanına yetki verilmesi ‘’dir. Madencilerin izin konusunda her yıl ödediği ve ülke ekonomisine de katkılar yapan bu bedellerden takdire dayalı olarak muafiyet getirilmesi eşitlik ilkesine aykırı bir durum yaratmaktadır.

8) Bir başka önemli uygulama ise, mülga yönetmelikte düzenlenmiş olan ve madenciliğin orman alanlarında yapılması esnasında alınan “ek devlet hakkı”  uygulamasının kaldırılmasıdır. Maden mevzuatında düzenlenen devlet hakkı uygulaması, madenciliğin devlet ormanlarında olması halinde %30 ek devlet hakkı alınması şeklinde yer almaktayken, yeni yönetmelikle bu uygulamadan dönülerek devlet zarara uğratılmıştır.

Sonuç olarak; kısaca özetlediğimiz yeni düzenlemeyle de yine, canlıların yaşayabilmesinin için gerekli temel element oksijenin en önemli kaynaklarından ve iklim değişikliğine karşı doğal yutak alanları olan ormanlarımız her geçen gün daha da fazla tahrip edilmektedir. Anayasamızın 169. Maddesi başta olmak üzere, taraf olduğumuz  Paris sözleşmesi ve  birçok uluslararası sözleşme, ormansızlaşmanın önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını zorunlu hale getirmektedir. Madenlerin toplumların gelişmesinde faydalarını kabul etmekle birlikte,  vahşi madenciliğin terkedilmesi şarttır.  Madenciliğin; sürdürülebilir çevrenin korunarak ve ormansızlaşmanın önüne geçilerek de yapılması  mümkündür. Her geçen gün mevzuat değişiklikleri yapılarak bizzat yasa eliyle  orman alanlarının azaltılması kabul edilemez. Bu çerçevede Orman Kanunu 16. Mad uygulama yönetmeliği, Anayasa ve bağlı bulunduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı olup iptali gerekir.   

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu

 

YAZDIR
Yükleniyor...