HABERLER
  • Son Güncelleme : 05.07.2024 15:31
  • Haber Giriş : 04.07.2024 13:46
  • Etkinlik : 04.07.2024

Tasarrufta Adalet

Yıllar süren bir mücadelenin sonucu olarak engelliler toplumsal hayatta daha görünür hale gelmişlerdir. Fırsat eşitliği yakalanamasa da nispeten makul fırsatlara ulaşabilir hale gelinmiş, engelliler nispeten iş dünyasında ve çeşitli toplumsal katmanlarda yer bulmayı başarmışlardır.

Anayasanın 2. maddesi uyarınca sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde onurlu, özgürlük ve güvenlik içinde bir yaşam sürdürme haklarını yılmaz bir ısrarla talep eden engelli özneler ve yakınları, büyük mücadelelerle kazanımlarda bulunsa da, bugün çok önemli bir geri adım tehdidi altındadır.

Ne yazık ki başta dayanışma içinde bulunduğumuz ve kesişimsel kimliklere sahip; özellikle derin yoksulluk içindeki engelliler ve geçinmekte zorlanan kitlelere verilen sözler, seçim sürecinden sonra yerini bambaşka politikalara bırakmıştır.

Şöyle ki, pandemi, depremler, yangınlar, seller, güçsüz kabul edilene şiddetin durdurul(a)mayan artışı, ülkemizde yaşayan insanları büyük bir çıkmaza sürüklemektedir. Sorunun çözümü için takip edildiği iddia edilen politikalar; gelir adaletsizliğini arttırmış, zenginleşen dar bir sınıf karşısında geniş kitleler ekonomik darboğazda yaşamak zorunda kalmıştır.

Ekonomik tasarruflar arasında engellilere tanınan özel tüketim vergisi muafiyetinin kaldırılmasının veya sınırlanmasının planlandığı görülmektedir. En temel düzeyde erişilebilirlik sorununun çözülmediği, bakımevi, özel eğitim ve destek teknolojileri gibi ihtiyaçların giderilmediği ülkemizde ÖTV indirimi bahse konu sorunların etkisini azaltan bir nitelik taşımaktaydı. Sayılan sorunlar giderilmeksizin ÖTV indiriminin kaldırılması veya sınırlanması insani ve hukuksal açıdan kabul edilemez.

Tasarruf gündeme geldiğinde ilk gözden çıkarılanların engelliler olması engelli camiasında derin bir rahatsızlık yaratmıştır. ÖTV indirimi yerine yardım politikalarının benimseneceğinin söyleniyor olması, sorunun anlaşılamadığını göstermektedir. Engelli yardım değil hak istemektedir.

Toplumda var olamayan, evine kapatılan ve bakıma muhtaç bir engelli ekonomik olarak daha büyük külfete yol açacaktır. Devlet engellilerin topluma katılımını kolaylaştırmalı, evrensel standartlarda gerekli adımları atmalıdır. Engellilerin toplum içinde kendi başına var olma, yaşamını özerk olarak sürdürme hakkına sahip olduğu unutulmamalıdır. Bu da engellilerin refahını düşürmekle değil; devletin engelli insanlara olumlu edim kapsamında yaklaşımı ile mümkündür.

Biliyoruz ki ve hatırlatıyoruz ki,

  • Hukukun üstünlüğüne riayet edilmeli,
  • Levhalaşmış toplumsal refleksler dolayısıyla rekabet gücü zayıf bırakılmış gruplara destek verilmeli,
  • Vergi yükü öncelikle birikimi ikinci olarak ise geliri yüksek sınıfların üzerine yüklenmelidir.

İDARE ve VERGİ HUKUKU KOMİSYONU           ENGELLİ HAKLARI MERKEZİ

 

YAZDIR
Yükleniyor...