HABERLER
  • Son Güncelleme : 22.04.2022 11:40
  • Haber Giriş : 28.04.2022 13:46
  • Etkinlik : 28.04.2022

Gezi Davası Kararındaki ‘Muhalefet Şerhi’ Hukuk Dersidir

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Gezi Davasında verilen mahkumiyet kararı, “muhalefet şerhi ile ” geçersizliği tescilli bir karar olmuştur.

Milattan öncelerden, Hamburabi Kanunlarından beri var olan ve 1215 Magna Carta ile tekrar hayat bulan hakimlerin tarafsızlığı ilkesinin yok edildiği günümüzde, bir siyasi partiden aday adayı olan Hakim’in olumlu oyu ile verilen karar, toplumda vicdani kabul görmediği gibi,  muhalefet şerhindeki “kanıt” adı altında sunulan belgelerin ceza verilmesine yeterli olmadığına dair belirtme ve hukuka aykırılıklar vurgusu, kararı yok hükmüne indirgemiştir. Muhalefet şerhi, Üniversitelerde Hukuk Başlangıcı derslerinde her öğrenciye okutulmalıdır.

Muhalefet şerhinde yazılı, usul ve esas açısından ihlaller zinciri olarak anlatılan hukuka aykırı delil toplamalar, hukuka aykırı delillere delil değeri verilerek insanların mahkumiyetlerine karar verilmiş olduğu tespitleri, verilmiş kararın değil, muhalefet şerhinin adil olduğunu kanıtlamaktadır.

Verilen hapis cezaları ile kişilerin özgürlükleri kısıtlanmakta ve hayatlarının bir kesimi veya tamamı yok edilmektedir.

Baromuz Başkanlığınca yapılan açıklamada, verilmiş kararın ülkemiz geçerli hukukuna, uluslararası hukuka ve insan haklarına aykırılıkları net olarak anlatılmıştır.

Geri Kazanılamayacak Tek Şey “Zaman”dır Hayatta

Osman Kavala’nın daha önce mahkemece verilen tahliye kararına rağmen, cezaevinden çıkışı geciktirilerek, açılmış başka bir soruşturmadan tutuklanması, AİHM tarafından verilen kararın, hukuka ve Anayasaya aykırı olarak uygulanmamış olması ve sonuçta tarafsızlığı tartışmalı bir hakimin de olumlu oyuyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmış olması, hayat hakkının ihlali olarak da değerlendirilecektir.

Meslektaşımız Av. Ş. Can Atalay’ın,  Mimar Mücella Yapıcı ve Şehir Planma Mühendisi Tayfun Kahraman ile birlikte yaptığı “hukuk mücadelesi”, mesleki görevleri olduğu halde TCK 312 bağlamında “yardım” olarak nitelendirilerek, 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmış olmaları, hukukun gerçek anlamda yok edilmesidir.

Ayrıca, AİHM kararlarının tanınmadığı ve saygı da duyulmadığı bir ortamda, hakka ve hukuka açıkça aykırı görülen bu kararı eleştiren kişilerin ölçüsüz biçimde polis müdahalesine maruz bırakılmaları ve gözaltına alınmaları da hukuken kabul edilemez.

Evrensel hukuka uygun, eşitlik, özgürlük ve dayanışma mücadelesinin galip geleceğine yürekten inanıyoruz.

Kamuoyuna saygı ile sunarız. 

İSTANBUL BAROSU MECLİSİ

 

YAZDIR
Yükleniyor...