HABERLER
  • Son Güncelleme : 05.11.2021 16:40
  • Haber Giriş : 05.11.2021 16:40
  • Etkinlik : 05.11.2021

Şahsi İlişki Çocuğun Menfaati Esası İle Uygulanmalıdır

TBMM Başkanlığı’na  sunulan 5. Yargı paketi ,    çocuklarla kişisel ilişki kurulmasına dair var olan uygulamaların icra dairelerinden çıkarılarak 5395 sayılı kanuna ek maddelerle Adalet Bakanlığınca kurulan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Daire Başkanlığı aracılığı ile yerine getirilmesi düzenlemesini içermektedir.

Öncelikle çocuğu, adeta bir eşya statüsünde değerlendiren çocuk teslimine veya çocukla şahsi ilişki kurulmasına dair mahkeme kararlarının icrası formunun konusu olmaktan çıkarmak olumlu bir değişikliktir. Çocuklar bir mal veya eşya değildir. Çocuğun üstün yararını esas alan çocuk korumayı hedefleyen , bir sistem tartışması desteklenmelidir. Ancak var olan yanlışlığın giderilmesi hedeflenirken yeni sorunlar ortaya çıkmasına neden olunmamalıdır.

Çocukla şahsi ilişki kurulması  sürecinde belirleyici olan çocuğun hak ve menfaatleri olmalıdır. Velayet anne ve baba için bir kazanım olarak görülmemeli, çocuğun iyiliği  gelişimi için bir sorumluluk olarak değerlendirilmelidir.

Tasarının genelinde  mahkeme kararlarının uygulanmasında esas rolün uzmanlara verildiği görülmektedir. Ancak farklı meslek tanımlarındaki söz konusu uzmanların bu konuda alacakları eğitimden bahsedilmemiştir.  Bu haliyle  icra memurluğu   görevinin uzmanlar kadrosuna verildiği görülmektedir. Uzmanların görev tanımları ve nitelikleri belirsizliğini korumaktadır. Üniversitelerin pedagoji bölümleri kaldırılmışken halen uzmanlar arasında pedagog tanımı yer almaktadır. Öğretmenlerden, kamu kurum ve kuruluşlarında görevli kişilerden uzmanlık hizmetinin sağlanacağına dair düzenleme, mevcut icrada çocuk teslimindeki  uzmanlar gibi şekli olarak bir görev yerine getirecekleri kaygısını oluşturmaktadır. Uzman sadece çocuğu ikna işlemini mi yerine getirecektir ? Uzmanlar bu süreçte görev alırken çocuk yararına nasıl bir davranış içinde olacaklardır? Çocuğun ilişki tesisine karşı çıkması halinde çocuğun rızasına aykırı bir işlem yapabilecekler midir ?   Tasarıda  yer alan,  uzmanın gerekirse aile mahkemesinden danışmanlık tedbiri alınması amacıyla öneride bulunabileceğine dair düzenleme, mahkeme kararı ile çocukla şahsi ilişki hallerinin tamamına öncelikli olarak uygulanmalıdır.

Çocuğun birlikte yaşadığı ebeveyninin şiddet mağduru olması hallerinin ayrıca düzenlenmesi gerekmektedir. Hepsinden önemlisi tasarıdaki  tanımla ;  “ hak sahibinin “ katlanması gereken mali külfet ortadan kaldırılarak, ebeveynin sevgi ve şefkatini yeterince tatması “ sağlanırken , çocuğun yol giderleri dahil masraflarına katlanma “ teslim yükümlüsüne “ yüklenmektedir. Bu durumun da uygulamada sorunlara yol açacağı açıktır.

Çocuk Koruma Kanunu 6. Maddesindeki korunma ihtiyacı içindeki çocuğu ASPB bildirim yükümlülüğü esas alınarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı süreçte aktif rol almalıdır. Çocuğun söz hakkı , yaşına yaşam biçimine göre  değişen görüşleri dikkate alınarak çatışan menfaatler karşısında çocuğun üstün yararının dikkate alınması temel hedef olmalıdır.

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi

YAZDIR
Yükleniyor...