HABERLER
  • Son Güncelleme : 25.08.2020 09:08
  • Haber Giriş : 13.08.2020 18:41
  • Etkinlik : 13.08.2020

Basına ve Kamuoyuna Duyuru

Kadına yönelik şiddet, bir insan hakları ihlalidir

İstanbul Sözleşmesi, şiddeti önlemenin yol haritasıdır

Türkiye, 2011 yılında Avrupa Konseyi tarafından imzaya açılan ve kadına yönelik şiddeti, ev içi şiddeti önlenmek amacıyla düzenlenmiş olan ilk sözleşme olan “İstanbul Sözleşmesini” (Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi) ilk imzalayan ve onaylayan devlettir. İstanbul Sözleşmesi 2014 yılında yürürlüğe girmiştir.

Türkiye’de, henüz Sözleşme yürürlüğe girmeden 2012 yılında 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu“ çıkarılmış şiddetle mücadele yolunda kararlı adımlar atılmıştır.

İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa kadınları şiddetten korumaya, şiddetin önlemesine, şiddet uygulayanın cezalandırılmasına ve mağdurun korunmasına yönelik hükümler içermektedir. Son günlerde yanlış ve çarpıtılmış beyanlarla sözleşme aleyhine bir algı oluşturulmaya çalışılmakta ve Sayın Cumhurbaşkanı tarafından “gerekirse sözleşmeden çekiliriz “şeklinde söylemlerde bulunulmaktadır.

Ancak, bir insan hakları ihlali olan şiddetle mücadele açısından Sözleşmenin çok önemli olduğunun Barolar, kadın örgütleri ve kadın STK’ları tarafından her yerde kararlı bir şekilde anlatılması karşısında Sözleşme aleyhine oluşumların bir kısmı da söylemlerinden vazgeçmiş ve geri çekildiklerini belirtmişlerdir.

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi olarak 2019 yılında 12.401 kadına, 2020 yılının ilk 6 ayında 3.823 kadına hukuki destek verilmiştir. Bu kadınların büyük çoğunluğunu eşinden, eski eşinden, erkek arkadaşından, partnerinden şiddet gördüğü tespit edilmiştir.

İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa bu şiddeti önlemek, şiddet mağdurunu korumak ve şiddet uygulayanı cezalandırmayı içeren maddelerin yanı sıra destek politikaları oluşturma hususunda da hükümler içermektedir. Sözün özü, Sözleşme ve yasa ile kadınlar korunabilmektedir. Sözleşmeden çekilme söz konusu olduğunda kadınlar korumasız kalacaktır. Bu demokratik ve sosyal bir hukuk devletinin ilkelerinin de ihlali demektir.

İstanbul Sözleşmesini feshetmek demek, kadınlara karşı şiddete, bu insan hakları ihlaline göz yummak demektir.

İKKB olarak, kadını birey olarak görmeyen zihniyetin söylemlerinden kaygılıyız, ancak demokrasiye ve kazanılmış haklarına sahip çıkmaya, eşit hakların yaşama geçmesini sağlamak için mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız.

Biz İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği olarak;

İstanbul sözleşmesinden çekilme konusundaki söylemlere son verilmesini ve İstanbul Sözleşmesinin yüklediği tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesini;

BEKLİYORUZ VE İSTİYORUZ. 

 İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi   İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği

Av. Şükran Eroğlu                                        Av. Nazan Moroğlu

YAZDIR
Yükleniyor...