Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Unvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Unvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 21.11.2019 08:50
  • Haber Giriş : 22.11.2019 10:10
  • Etkinlik : 20.11.2019

Çocuk ve Medya Paneli Düzenlendi

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezince 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle düzenlenen ‘Çocuk ve Medya’ konulu panel, 20 Kasım 2019 Çarşamba günü saat 13.00’te baromuz merkez bina konferans salonunda yapıldı.
 
Panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, Dünya Çocuk Hakları Gününü kutlamakla anmak arasında bir ikilem yaşandığını söyledi. Otuz yıl sonra hala bu ülkede çocuk kavramı ile istismar kavramının yan yana geldiğini belirten Durakoğlu, “Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra çocuğun üstün yararından söz ettiğimiz bir noktada dahi hala o kavramın içini dolduramamış insanlar olarak bu duyarlılığımızı başaramadığımızı daha net bir biçimde anlıyoruz” dedi.
 
Türkiye’de nüfusun üçte birinin 18 yaşın altında olduğunu, çocukla ilgili haberlerin reyting uğruna çocuk haklarından habersiz bir anlayışla yapıldığını hatırlatan Durakoğlu, halkın haber alma özgürlüğü ve medyanın da bilgilendirme yükümlülüğü bulunduğunu, çocukla ilgili haberlerin de sorumlulukla yapılması gerektiğine işaret etti. 
Özellikle medyada bunun ne kadar başarılabildiğinin son derece tartışmalı olduğuna dikkat çeken Mehmet Durakoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Bütün bu kavramlara bakış açılarımızın tanıtlanması, bu duyarlılığın topluma toplumun bir talebi biçiminde yansıtılması hepimiz için temel bir görev olmalıdır diye düşünüyorum. Biz İstanbul Barosu olarak her yıl bugünlerde düzenlediğimiz toplantılarda bu duyarlılığı yükseltmeye çalışıyoruz”. 
 
İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Aşkın Topuzoğlu da, “Dünya Çocuk Hakları 30 yıldır yürürlükte, ancak biz ödevimizi yapamadık, sorumluluklarımızı yerine getiremedik, bugüne kadar çocuk hakları kültürünü oluşturamadık. Çünkü hala çocuk ve ağır cezayı yan yana getirebiliyoruz. Çocuk ve istismar gündemimizden hiç düşmemektedir” dedi. 
 
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesini çocukların yaşama, gelişme, korunma haklarını bugüne kadar güvence altına alan en eksiksiz belge olarak niteleyen ve imzacı devletleri bağladığını belirten Topuzoğlu, bu sözleşmeye taraf olan ülkelerin bu hakların gerçekleşmesi için tüm kaynaklarını kullanmasına ilişkin sözleşmede hüküm bulunduğunu bildirdi.
 
Topuzoğlu şunları söyledi: “Son zamanlarda dikkatimi çeken iki önemli durum var: sözleşmede belirtildiği gibi çocukların toplumda uygun bireyler olarak yaşayabilmeleri için boş zamanlarında oyun oynamaları, dinlenmiş, eğlenmiş olmaları gerekmektedir. Nerede bir okulun önünden geçsem içeri girip bakıyorum, bütün bahçe beton ve bahçeye yöneticilerin arabaları park etmiş durumda. Çocuklar birbirlerini iterek, düşerek sığıştıkları alanda teneffüs yapıyorlar. Bunun için kaynak gerekmiyor, çocuğun üstün yararını gözeten bir anlayışla hareket etmemiz gerekiyor. Bunun için yasaya da ihtiyaç yok, sadece anlayış değişikliği yeterlidir.   Bir diğer konu da suça itilmiş çocuklar. Onlar için verilmiş gizlilik kararlarına yazılı, sözlü ve sosyal medyada uyulmadığını, çocukların özel yaşamlarının teşhir edildiği görüyoruz. Bunun için de kaynak gerekmiyor. Burada da anlayış değişikliğine ihtiyaç var”.
 
Açılış konuşmalarından sonra ‘Çocuk ve Medya’ konulu panel oturumuna geçildi. Oturumu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Aşkın Topuzoğlu yönetti. Topuzoğlu ilk sözü Gazeteci, Fox Tv programcısı İsmail Küçükkaya’ya verdi.  
Küçükkaya, medyada çocuklarla ilgili haberlerin çok az yer aldığını, yer alanların da genellikle negatif haberler olduğunu, gazetecilere düşen görevin, olayın farkına vararak, topluma göstererek anlatmak olduğunu, örneğin sadece 8 Martlarda değil, sadece Dünya Çocuk Hakları Gününde değil, her gün o farkındalığın yaratılması gerektiğinin altını çizdi. 
 
Medyada yer alan kadına şiddet ve çocuk istismarı haberlerinde sadece faillerin gösterildiğini belirtene Küçükkaya, “Örneğin kadına şiddet haberinde ekranda kadını gösteriyoruz, kadın zaten mağdur, daha da mağdur ediliyor. Şiddet uygulayanları, katilleri ele almak gerekiyor” dedi. 
Çok sevdiğimiz ülkemizi hayalimizdeki ülke haline getirebilmek için toplumun bütün katmanlarında kadının %50 temsile ulaşmasının zorunlu olduğuna işaret eden İsmail Küçükkaya, yani parlamentonun yarısı, bakanlar kurulunun yarısı, belediye başkanları ve belediye meclis üyelerinin yarısı kadın olursa hayalimizdeki ülkeye kavuşabileceğimizi belirterek, meseleye bu açıdan yaklaşmak gerektiğine vurgu yaptı.  
 
Küçükkaya sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye’deki çürüme medyadan başlıyor. Halkın medyaya olan güveni dibe vurmuş durumda. Bu gelişme kendiliğinden olmadı. Medyanın sahiplik yapısı ve bilinçlenmemiş gazetecilerin elinde kalması bu çürümenin temel nedeni. Medya sahipleri, çalışanları bilinçli değiller, ama çok güçlüler”.  
İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Esra Ercan Bilgi, ‘Digital Medya ve Çocuk’ konulu bir sunum yaptı. Bilgi sunumunda, Avrupa Konseyi Çocuk Hakları Strateji Belgesi, bilgiye erişim, digital çağda hak temelli pozitif ebeveynlik, digital medya okuryazarlığı, çocukların kendilerini ifade etme hakkı, çocukların digital teknolojiye zamanından önce erişimlerinin önlenmesi, cinsellikle ilgili risk mecraları gibi konular üzerinde durdu. 
 
Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülgün Erdoğan Tosun, ‘Gazete Yayınlarında Çocuk Haberciliği’ konulu sunumunda, konuya hak odaklı bir çerçeveden baktı. Tosun sunumunda, çocuk odaklı habercilik, medyada çocuk temsili, çocuklarla ilgili yapılan haberlerde sıkça yapılan hatalar, çocuğun medyaya erişimi ve sesini duyma hakkı ve çocuk evliliği sorunları konularını ele aldı. 
 
Çocuk Hakları Aktivisti Efsun Sertoğlu, ‘Çocuk ve Çocukluk Algısı: Medyadaki Yansımaları’ konulu sunumunu gerçekleştirdi. Yetişkinler için yükümlülüğün devlet için sorumluluk anlamına geldiğini vurgulayan Sertoğlu, devletin çocuğu değil çocuk haklarını korumasa gerektiğini bildirdi. Çocukların toplumsal bir kurgu olduğunu belirten Sertoğlu, yetişkinlerle çocuklar arasındaki ilişkilerin nasıl değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Devletini çocuğa bakış açısını eleştiren Sertoğlu, konuşmasında çocuk istismarına ilişkin örnekler verdi.
 
Sunumların tamamlanmasından sonra soru-cevap bölümüne geçildi. Panel sonunda konuşmacılara birer Teşekkür Belgesi sunuldu.

YAZDIR
Yükleniyor...