Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Unvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Unvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 12.07.2019 16:23
  • Haber Giriş : 08.07.2019 10:19
  • Etkinlik : 08.07.2019

Kadın Üniversitesi Mi ?? Artık Yeter !!

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi     İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Basın Açıklaması

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve  İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği yaptıkları ortak açıklamada, eğitim başta olmak üzereyaşamın her alanında haklarda ve uygulamada kadın erkek eşitliğinin demokrasinin ve sürdürülebilir kalkınmanın temel kriteriolduğunu hatırlatarak, Kadın Üniversitesine neden ihtiyaç olmadığına dikkat çektiler.

1900’lerin ilk yarısında bazı ülkelerde kadınların üniversite eğitimine erişebilmelerine destek oluşturmak amacıyla Kadın Üniversiteleri kurulmuştur.

Ancak Yıl 2019.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerinde olduğu gibi,  günümüzde de demokrasi ve sürdürülebilir kalkınmanın temel kriterlerinden olan ‘eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliği hedefi’ bir Devlet Politikası olarak kabul edilmiştir.

Yeni bir cinsiyetçi-ayrımcı model olarak Japonya’da  görülen  “Kadın Üniversitesi”ni Türkiye’de uygulatmak adeta tarihi geriye sarmak anlamına gelecektir.

Her ne kadar bazıları görmezden gelse de, kabul etmese de kadın-erkek eşitliği daha 1923’de Cumhuriyet Devrimi ile uygulamaya geçirildi. Cumhuriyet, bir kadın devrimi idi.

1924 Anayasasında yer verilen “İptidai tahsil bütün Türkler için mecburi Devlet mekteplerinde meccanidir” hükmü gereğince ilköğretim kız ve erkek çocuklar için zorunlu kılındı (87. madde). Mustafa Kemal Atatürk, Öğretim Birliği (Tevhid-i Tedrisat) ve her iki cins için zorunlu laik eğitimle, kız ve erkek çocuklara eşit bireyler olma olanağını sağlayıp kızların tıpkı erkekler gibi, bütün bilim dallarında öğrenim görmelerini bir temel insan hakkı olarak kabul etmişti.

Atatürk’ün genç Cumhuriyet’in demokratik geleceğine yönelik bu öngörüsü ve duyarlılığı sonucunda, artık üniversitelerimizde kız öğrenci sayısı erkeklerle eşitlenmiş hatta geçmiş bulunmakta. Özellikle geleneksel olmayan matematik, fizik, mühendislik, tıp gibi dallarda  Avrupa Birliği ülkelerine örnek olacak oranda kız öğrenciler ve kadın akademisyenler bulunmakta. Bu sonuca ulaşmada, laik ve karma eğitimin ve de kız çocukları ile kadınlara verilen gerçek değerin etkisi büyük..

Ne yazıkki 100 yıl sonra karma eğitimden vazgeçmeyi hem de okulöncesinden başlanarak üniversitelere kadar uzanan bir ayrımcılığın uygulamaya sokulması, sanki önemli bir buluşmuş gibi “Kadın Üniversitesi” açılması ülke gündemine taşındı.

Oysa, Japonya ile Türkiye’nin tarihsel-kültürel yapıları birbirinden çok farklı. Ama, Türkiye’de Kemalist Devrim’in kendilerine kazandırdığı değer ve ilkelerden asla vaz geçmeyecek  ve laik Cumhuriyet’in Kadın Devrimi’ni geleceğe taşıyacak milyonlarca iyi eğitim görmüş kadın var.

Kadınlar, “yaşamın her alanında haklarda ve uygulamada kadın erkek eşitliğinin demokrasinin ve sürdürülebilir kalkınmanın temel kriteri” olduğunu hatırlatıyorlar. 

Kadınlar, “Artık Yeter! ‘Kadın Üniversitesi’ kurulmasını önermek yerine, çok sayıda kurdurulan ‘Tabela Üniversitesi’ olmaktan hala kurtulamamış “yüksek öğretim kurumlarının” gündeme taşınması, ülke için daha yararlı olur” diyorlar..

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve  İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği

 

YAZDIR
Yükleniyor...