Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Unvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Unvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 05.03.2019 09:05
  • Haber Giriş : 04.03.2019 17:13
  • Etkinlik : 02.03.2019

95. Yılında 3 Devrim Yasası ve Karşıtları

İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği’nin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamaları programı çerçevesinde Kadın Araştırmaları Derneğince düzenlenen ‘95. Yılında 3 devrim yasası ve Karşıtları’ konulu panel, 02 Mart 2019 Cumartesi günü saat 14.00’da Baromuz Merkez Bina Konferans Salonunda yapıldı.

Panelin açılışında konuşan İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) Koordinatörü ve İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Nazan Moroğlu, cumhuriyet kazanımlarından geri gidişleri işaret ederek, “Ne yazık ki, anayasa ihlallerinin çoğaldığı bir dönemde, bizi, kadın erkek eşitliğinden söz edemez hale getirmeye çalışıyorlar. Kadın erkek eşitliği anayasada ve yasalarda bulunmasına rağmen fiiliyatta uygulanmaz hale geliyor. Umarım herkes anayasanın 10. Maddesini hatırlar” dedi.

Devletin kadın erkek eşitliğini yaşama geçirmekle yükümlü olduğunu belirten Moroğlu, eşitlik fıtratında yoktur diyen biri zihniyete ‘eşitlik olmadan adalet de olmaz’ diye hatırlatmak istediklerini bildirdi. 

İKKB’nin ortak paydasının laiklik, demokrasi, eşitlik ve kadının insan hakları olduğunu vurgulayan Nazan Moroğlu, şöyle konuştu: “Başlangıcından beri yol haritamız Atatürk ilke ve devrimleridir. Bizler Cumhuriyet ve kurucu değerlerle kazanımlarımızın farkındayız, ancak geriye gidişin de farkındayız. Bu nedenle uzun yıllardır vermekte olduğumuz mücadeleyi kararlılıkla devam ettiriyoruz, bu çalışmalarımızın her aşamasında da mücadeleye devam diyoruz”.

Kadın Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Necla Arat da açılış konuşmasında,  3 Devrim Yasasının eğitimin demokratikleşmesini, ülkenin ortaçağ kırıntısı kurumlardan arındırılmasını ve laikliğin eyleme dönüştürülmesini sağladığını söyledi.

Bu yasaları ‘halifeliğin kaldırılması, Şer’iye ve Evkaf Vekâletlerinin kapatılıp yerine Diyanet İşleri Başkanlığının ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün kurulması ve laikliğin yolunu açan eğitim birliği yasası’ olduğunu belirten Arat, Halifeliğin kaldırılmasıyla monarşinin de sonunun geldiğini bildirdi.

Necla Arat, “Atatürk devrimlerinin başlangıç tarihi kabul edilen 3 Mart 1924 yasaları Değerli Aydınlanmacı, Yazar Meriç Velidedeoğlu’nun çok yerinde deyimiyle ‘Devrim Mühürleri’dir. Yaşadığımız sürece bu devrim mühürlerine sahip çıkacağız” dedi.

Cumhuriyet ve aydınlanma devrimine karşı ne yazık ki karşı devrimcilerin de boş durmadıklarını, özledikleri şeriat devletine kavuşmak için rollerini hiç aksatmadan oynadıklarını belirten Prof. Dr. Arat, şunları söyledi: “Mustafa Kemal’in inanılmaz öngörüsüyle çok önceleri bilincine vardığı güçlenmeye ve şartlanmaya elverişli geri bir zihniyet, şu anda iktidardadır. Karşı devrimciler artık kadrolarıyla eğitim kurumlarımızda yıllardır çocuklarımızın düşüncelerini koşullandırmak ve yönlendirmek için iş başındalar, öyleyse ne yapmamız gerekiyor?”.

Bunun için mutlaka Atatürk ilke ve devrimlerine sadık, laik ve demokratik bir iktidara gereksinin bulunduğunun altını çizen Arat, bu iktidarı gerçekleştirmek için de ortak aklı kullanabilen güçleri bir araya getirme, Türkiye’nin laik yapısını karlılık ve cesaretle savunma ödeviyle karşı karşıya kalındığını vurguladı.

Açılış konuşmalarından sonra panele geçildi. Paneli Tarihçi, Yazar ve Cumhuriyet Vakfı Başkanı Dr. Alev Coşkun yönetti.

Atatürk Aydınlanma Devrimleri sürecinde en önemli iki tarihi karar nedir? Diye sorulduğunda, bu soruya verilecek cevap: 29 Ekim 1923 Cumhuriyetin ilanı ve 3 Mart 1924 Halifeliğin kaldırılışı, mahalle mekteplerinin kapatılışı ve eğitim birliğinin kabul edilmesidir” diye yanıtlamanın mümkün olduğunu belirten Coşkun, 3 Mart 1924’ün bir milat olduğunu ve o tarihte din devletinin yıkıldığını söyledi.

Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) Onursal Başkanı Gülseven Güven Yaşer, aydınlanma devriminin 95. Yılını hüzünle kutladıklarını söyledi. 3 devrim yasasının devrimlerin kilometre taşını oluşturduğunu belirten Yaşer, kurtuluş savaşı ve ardından gerçekleşen devrimlerin Türkiye’yi dünyanın saygın bir üyesi yapmayı amaçladığını, ancak geçen zamanda yaşanan siyasal, sosyal ve ekonomik oluşumların bu amaca ulaşmayı zorlaştırdığını bildirdi. 2009 yılında FETÖ kumpasıyla büyük acılar yaşandığını kaydedene Yaşer, bu kumpasla önemli ve değerli kadroların kaybedildiğini hatırlattı. Yaşer, 100. Yıl platformuyla Türkiye’yi ayağa kaldırmayı planladıklarını, bu nedenle bütün devrimci ve aydınlanmacı kuruluşların bu platform içinde yer almaları gerektiğini vurguladı.

Tarihçi, Yazar Mustafa Solak, ekonomik bozulmayla birlikte toplumun farklı noktalara geldiğini söyledi. Eğitim sisteminin yaz-boz tahtasına dönüştürüldüğünü belirten Solak,  ilkokul müfredatı ile ilgili kitaplarda dini bilgilerin yanlışlığına değindi ve bu konuda pek çok çarpıcı örnek verdi. Solak, bu olumsuz gidişlere derneklerin, kuruluşların ve milletvekillerinin duyarsız kaldıklarını, bütün bunların amacının Atatürk devrimlerinin içini boşaltmayı hedeflediğini anlattı. Mustafa Solak,  bu yozlaşmayla mücadelenin birleşme noktasının Amasya tamiminde yer alan ‘Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır’ ilkesi çerçevesinde değerlendirmelerde bulunmak olduğunun altını çizdi.

Gazeteci, Yazar Yazgülü Aldoğan, gerici, dinci siyasetçi ve kuruluşların başta devrim yasaları olmak üzere her alanda dini kullanarak çağdaşlığı ve demokrasiyi fareler gibi kemirdiklerini söyledi. Bu kesimin, ‘kurbağanın haşlanması’ örneğinde olduğu gibi, devrim karşıtı hareketlerini geliştirdiklerini, türbanı kullanarak epey yol aldıklarını ve rejimi değiştirdiklerini kaydeden Aldoğan, “Halife nitelikli bir Cumhurbaşkanımız var. Tek seçici. Her şeyin bağlı olduğu siyasal bir kimlik, her şeyin başkanı” dedi. Eğitim seviyesi yüksek insanları ikna etmelerinin zor olacağının farkında olarak laik eğitim sisteminin içini boşalttıklarını belirten Yazgülü Aldoğan, böylece eğitimsiz oy depoları oluşturduklarını savundu.

Siyaset Bilimci, Yazar Doç. Dr. Barış Doster, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda, siyasi (Cumhuriyet), iktisadi (İzmir İktisat Kongresi) ve diplomatik (Lozan) büyük bir fikri hazırlık devresinin bulunduğunu, buna Atatürk’ün satır altlarını çizerek okuduğu 4000 kitabı da eklemek gerektiğini söyledi.

Doster, Cumhuriyetimizin önünde ve arkasındaki bütün siyasal, kültürel, toplumsal, entelektüel alandaki hazırlıkların iki anahtar kelimeyle açıklanabileceğini, bunların da savaş ve devrim olduğunu bildirdi. Savaşın sadece yurt savunması olmadığını hatırlatan Barış Doster,  “Asıl savaş, içteki feodaliteye ve ortaçağ kalıntısı hilafete ve saltanata karşı yürütülen savaştır” dedi. Barış Doster devrimi ise, bir egemenlik, bir hâkimiyet devrimi, ümmetin milletleşmesi, hukukun modernleşmesi, devletin laikleşmesi, kısaca ‘aydınlanma devrimi’ olarak niteledi. Doster, Mustafa Kemal’in başarısında, milletin güçlerini ortak paydada buluşturmasının yattığını, ayrıştırıcı değil, birleştirici olduğunu sözlerine ekledi.

 

 

YAZDIR
Yükleniyor...