Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 11.02.2019 08:23
  • Haber Giriş : 06.02.2019 17:13
  • Etkinlik : 05.02.2019

Kolcuoğlu, Düşünsel Kimliğini Sonraki Kuşaklara Yansıtan Pusula Oldu

İstanbul Barosu Başkanı (2002-2008) Av. Kazım Kolcuoğlu vefatının birinci yıldönümünde düzenlenen toplantıyla anıldı. Toplantı, 5 Şubat 2019 Salı günü saat 18.00’da Baromuz Merkez Bina Konferans Salonunda yapıldı.

İki oturum halinde gerçekleştirilen toplantının ilk oturumunda Kolcuoğlu’nu anma konuşmaları yapıldı, ikinci oturumunda ise laiklik ilkesinin anayasamıza girişinin 82. Yıldönümü dolayısıyla Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu ve İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Nazan Moroğlu birer sunum gerçekleştirdi.

Toplantının başlangıcında Kazım Kolcuoğlu için hazırlanan tanıtıcı bir video gösterimi yapıldı.

Toplantıyı İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Nazan Moroğlu yönetti.

Toplantının açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, Kolcuoğlu’nun sadece birinci cumhuriyete inandığını, öyle oluşan düşünsel kimliğinin sonraki kuşaklara pusula olduğunu söyledi.  

Toplantıda duygu yüklü bir konuşma yapan Durakoğlu şunları söyledi: “Bir yıl önce 30 Aralık günü sevgili başkanımızı kaybetmiştik. Bugün yorgunluğuna teslim olan yürek, duruncaya kadar daha özgür ve bağımsız bir Türkiye için atmıştı. Bugün duran yürek, demokrasi idealinin devrimci bir uyanışla realize olabileceğine dair inançla atmıştı. Bugün duran yürek, duruncaya kadar savunma hakkının kutsiyetine atfettiği yerler uğruna mücadele için atmıştı. Kazım Kolcuoğlu, tarihi sırtlamıştı sanki bize getirirken. Yakın siyasal tarihimizin biçimlenmesinde hangi etkinlik söz konusu ise orada onu görmek olasıydı”.

1960’ın 27 Mayıs’ında bir gençlik önderi olarak o sıfatla konuşurken taşıdığı iddianın bu ülkenin demokratik anayasasının temellerini oluşturduğunu, oradan kazandığı deneyimi, 68 kuşağı olmanın DNA’sına kattıklarıyla birleştirdiğini belirten Mehmet Durakoğlu, “Bu ülkedeki en temel toplumsal dönüşüm evrelerinin lideri olarak açtığı yeni bayrak Türk solunun ç ok önemli bir evresini oluşturmuştur. O bayrak onun TMGT Başkanı olduğu o yılları da kapsayan o zaman diliminde açılmasaydı değişim istemlerinin dönüşüm doğurabileceği bir başka evreye geçiş belki de hiç mümkün olmayacaktı. Kazım Kolcuoğlu sola dair öykülerin yazarı olarak öyle bir tarihin biçimlenmesinde de başat rollerden birisini oynamıştı” dedi.

Durakoğlu, Onun öykülerinin, bedelinin sadece Deniz’in, Yusuf’un, Hüseyin’in değil daha yüzlerce canla ödenen bir büyük savaşımın öyküsü olduğunu, onların, bu ülkenin bağımsız olması uğruna emperyalizme karşı mücadele verirken kendi geleceklerini feda etmekten çekinmeyen bir kuşağın çocukları olduklarının altını çizdi.

Mehmet Durakoğlu şöyle devam etti: “Atatürk ve cumhuriyet sevdası sakin kişiliğinin isyan duygusuyla barıştığı tek alandı. Başka zamanlarda görmekte güçlük çekeceğimiz gözlerindeki nemi sadece Atatürk’ü anlatırken onu anlamakta güçlük çekenlerin dramı olarak sezerdiniz. Asla ödün vermediği ve veremeyeceği bu düşünsel yapı başka bütün düşüncelerinin de alt yapısıydı. Sosyalist kimliğinin bir parçası olarak biçimlenen bu yaklaşımı hiç kaybetmedi. Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmanın hangi gereği yerine getirilecekse ona katkı vermeyi varlık nedeni saydı”.

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliğiyle başlayan ve İstanbul Barosu Başkanlığına kadar uzanan sürecin giderek güven kavramının bütün meslektaşlarda barındırdığı anlamla bütünleştiğini hatırlatan Darakoğlu, şöyle dedi: “Ona teslim edilen değerlerin asla ihanete uğrayamayacağı bir inancın itiraz mesleği avukatlıkta nasıl şekillenebileceği, öyle bir duygunun yerleşmesinin nasıl ve ne biçimde sağlanabileceği, yönetici olma iddiasını taşıyanlar için ayrı bir tez konusudur. Kazım Kolcuoğlu okuyabilenlere yazdığı bu tezle ışık olmayı becerebilmiş özgün bir kişilikti”.

Kolcuoğlu’nun, 73 yıllık ömre, birden çok 73 yıl sığdırdığını, dolu dolu yaşamanın dışa yansıyan görüntüsünün hep mutlu ve güler yüzlü olduğunu, bunun hafızalarda hiç eskimediğini belirten Durakoğlu,  “Şimdi muhtemelen orada, Atilla Özdalkıran’ın erkenden gidip kurduğu bir ortamda, Cengiz kayıtmazer, Şenet Mete, Erdal Üner, Ahmet Durak gibi daha nicelerinin daha iki gün önce karşıladıkları Salih Özdoğanlar’la birlikte ışıklar içinde tartışıyorlardır. Onları da bu vesileyle ile rahmet ve saygıyla anıyoruz” dedi. 

Durakoğlu konuşmasını şöyle tamamladı: “Bir kuşağın bize ders verip bize ödev bırakan bir kişiliğiydi Kazım Kolcuoğlu, bu yönüyle çok da farklıydı. Bu ölüm bizi hala çok üzüyorsa ona yüklediğimiz değerlerin de azar azar yok olduğunun fark edilmesindendir. Oysa o giderken söz verdik biz. Onun değerlerinde yaşayıp teslim olmadan başka değerlere, hep o bayrağı taşıyacağız, yaşayıp, yaşatacağız.  Onu unutmayacağız. Ona gerçekten minnettarız. Işıklar iç inde yatsın!”

Açılışta konuşan Av. Dr. Umut Kolcuoğlu, babasıyla arkadaş ve meslektaş olma ilişkileri üzerinde durdu. Hukukun içinde olmanın ve meslektaş olmanın kendisini babasına daha da yakınlaştırdığını belirten Umut Kolcuoğlu, “Babam bütün hayatını, hukuk, adalet, insan hakları, baro, adil yargılanma gibi kavramlarla şekillendirmiş. Politik duruşu, arkadaşları, sosyal hayatı, aile hayatı hep bu şekillendirmenin temel nitelikleri haline gelmiş. Şimdi bakıyorum da, babamı anabileceğimiz en doğru yerde ve en doğru insanlarla birlikteyiz” dedi. Buna vesile olan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğluna, Baro Yönetim Kurulu ve yılarca onunla birlikte mücadele vermiş meslektaşlarına çok teşekkür ettiğini belirten Kolcuolğu, sözlerini şöyle sonlandırdı: ”Bir babanın bir meslektaş oğluna bırakabileceği en büyük miras, binlerce meslektaşıyla birlikte cenazesini omuzlama ve bir yıl sonra da yüzlerce meslektaşıyla birlikte kendisini anmak için buluşmaktır. Bu ailemiz için de bir onurdur. Bu onura her zaman layık olmaya çalışacağız”.

Açılış konuşmalarından sonra anma konuşmalarına geçildi. Söz alan konuşmacılar, Kazım Kolcuoğlu ile ilgili anılarını, birlikte yaptıkları mücadeleleri ve Kolcuoğlunun düşünsel kimliği üzerine değerlendirmelerde bulundular. Bu oturumda sırasıyla İstanbul Barosu önceki dönem Başkanı Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal, Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av. Hüseyin Özbek, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Av. Filiz Saraç, İstanbul Barosu Baro Meclisi Divan Başkanlarından Av. Zeki Diren, Türkiye Barolar Birliği Önceki Dönem Başkan Yardımcısı Av. Berra Besler, Av. Müşür Kaya Canpolat, İstanbul Barosu Önceki Dönem Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, İstanbul Barosu Baro Meclisi Önceki Dönem Divan Başkanlarından Av. Nizar Özkaya, İstanbul Barosu Önceki Dönem Yönetim Kurulu Üyesi Av. Prof. Dr. Fatiih Selami Mahmutoğlu, İstanbul Barosu Kat Mülkiyeti Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Mustafa Şeref Kısacık, Av. Tayfun Akçay, Türkiye Barolar Birliği Önceki Dönem Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ali Şen ve Av. Handan Bakbak söz alarak konuştular.

Birinci oturumun tamlanmasından sonra ikinci oturuma geçildi. Bu oturumda konuşan Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, laiklik ilkesinin anayasaya girişi, bazı dönemlerde laiklik ilkesinden verilen ödünler ve 2010 referandumu ile Anayasa Mahkemesinin laiklik ilkesinde kırılma yaratan içtihat değişikliğine değindi.

Laiklik ilkesinin anayasamıza girişinin birden olmadığını, bir takım aşamalardan geçildiğin, örneğin 1928’de yapılan bir değişiklikle anayasadan ‘Devletin dini İslam’dır’ ibaresinin çıkarıldığını belirten Kanadoğlu, “Bu bir ilk adımdı. Laiklik ilkesi 82 yıl önce 5 Şubat 1937 tarihinde yapılan değişiklikle anayasamıza girdi. Laikliğin en önemli dönemi, Mustafa Kemal dönemidir. Çünkü Kemalist devrimin esaslı bir özelliği de toplumsal yaşamda din kurallarının egemenliğini ortadan kaldırmayı hedefliyor olmasıydı” dedi.

Kanadoğlu, Demokrat Parti döneminde laiklikten bazı sapmalar görülse de genelde Kemalist devrim ilkelerine bağlılığın devam ettiğini, laiklikle ilgili kırılmanın 1980 yılında başladığını, bu tarihe kadar yer altında bulunan bazı tarikatların siyasal otoriteden aldıkları destekle kamusal alanda da gözükmeye başladıklarını, bugün artık gazetelerde, Anayasa Mahkemesi Başkanının hangi cemaatten olduğunu öğrenmenin mümkün hale geldiğini bildirdi.

Laiklik konusunda en önemli kırılma 2010 anayasa referandumuyla gerçekleştiğini vurgulayan Korkut Kanadoğlu,  Anayasa Mahkemesinin Kemalist anlayıştaki bir laiklik yorumundan vazgeçtiğini, Kemalist laikliği katı bir laiklik olarak kabul ettiğini ve yumuşak bir laikliği savunduğunu, bu içtihadın toplumsal ve hukuk yaşamında din kuralları uygulamasının yolunu açtığını söyledi.

Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, konuşmasının ikinci bölümünde Anayasa Mahkemesinin aldığı bazı kararlar üzerinde durdu.  

İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Nazan Moroğlu, da, Kazım Kolcuoğlu’nun Türkiye’de kadın-erkek eşitliğinin bir demokrasi sorunu olduğuna inandığını, kadınlara pozitif ayrımcılık yapılması görüşünde bulunduğunu belirtti. Moroğlu, İstanbul Kadın Kuruluşları Birliğinin ‘5 Şubat’ın 82. Yılı’ nedeniyle yayınladığı bildiriyi Kazım Kolcuoğlu’na ithaf ettiklerini ve bu bildiriyi okumak istediğini bildirdi.

Toplantının sonunda Kazım Kolcuoğlu’nun eşi Dr. Şengün Kolcuoğlu ve ikiz kardeşi Kasım Kolcuoğlu birer teşekkür konuşması yaptılar.

YAZDIR
Yükleniyor...