Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 24.01.2019 09:19
  • Haber Giriş : 28.01.2019 09:45
  • Etkinlik : 28.01.2019

Afetler Sebep Değil, Sonuçtur!

Doğal afetler;  depremler -hortumlar -heyelanlar ve sellerle gene ülkemiz gündeminde... Afetlerle ilgili tahminler bir yana doğal afetler artık bir gerçeklik olarak hayatımızda yer almakta.

Doğal afetlerin büyük tahribata ve insan kayıplarına yol açmasının nedeni, şehircilik ilkelerine aykırı gerçekleştirilen ve halen süregelen ülkemiz planlama ve yapılaşmasıdır.

Sağlıklı, güvenli çevrelerde yaşamanın ön koşulu, başta merkezi ve yerel yönetimler olmak üzere tüm toplumsal kesimlerce, kent yönetimi, planlama, mühendislik  ve bilimselliğin  bütünlüklü bir süreç olarak algılanması” olmalıdır.

“Evrensel hukuk açısından en temel insan hakkı olan Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı  Anayasamızda, devletin görev ve hedefleri olarak yer almıştır. İyi yapılı çevre, sağlıklı bir toplumsal çevrenin ön adımıdır.” Kamu yönetimi, görevi gereği bütün yurttaşlara olabildiğince eşit özen içinde yaşama koşulları, kaliteli yaşam çevreleri sağlamakla yükümlüdür. Bu nedenle bütünsel olarak sosyo -ekonomik planlamaya paralel olarak bilimsel anlamda fiziki planlamayı esas alır.

İklim değişikliği aşırı hava olaylarına, aşırı hava olayları da şartların elverişsiz olduğu yerlerde afetlere neden olmakta ,hem yaygın hem de şiddetli hasar, sakatlık, can ve mal kaybı meydana getirmektedir. Geçtiğimiz günlerde güney bölgemizde yaşanan sel,  hortum ve fırtına 4 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine, onlarca kişinin de yaralanmasına, milyarlarca lira maddi hasar meydana gelmesine neden oldu. Uzmanlarca ülkemizde  iklim değişikliğine bağlı olarak sellerin neden olduğu ekonomik kayıpların, depremlerin neden olduğu ekonomik kayıplara eşit hale geldiği açıklanmaktadır.

Afetler nedeniyle yıllık can kaybı ortalama 950 kişidir. Türkiye, bu ortalamayla da dünyada 3. nüfusa oranla can kaybında dünyada 4. sırada  ve yıllık ortalama afete maruz nüfusu ise 2 milyon 745 bin 757 kişi ile  dünyada 8. Sırada yer almaktadır.

Türkiye’de insanların yaşayacağı güvenli, düzenli ve sağlıklı kentler üretmek için planlamayla geliştirilmiş ve toplumun tüm kesiminin katılımının sağlandığı afet yönetim sistemi benimsenmelidir. Maalesef Türkiye, bir doğal afetler ülkesi olmasına rağmen, kalkınma planlarında, doğal afetlerle- sürdürülebilir kalkınma arasında ilişki ve  dengeler kurulamamıştır. Ülkemizdeki afet yönetimi, afet sonrasına odaklanan ancak afet öncesi önlemleri almayı, öncelikli amaç olarak görmeyen bir anlayışa sahiptir.

Etkin bir afet yönetim sisteminin geliştirilebilmesi için öncelikle bir “Ulusal Afet Yönetimi Stratejik Planı ”nın hazırlanmasına ihtiyaç vardır.

İklim değişikliğine uyum ile afet risklerini azaltma çalışmalarının birlikte düşünülmesi gerekmektedir. Zira, İklim değişikliğine uyum çalışmaları aynı zamanda afet risklerini azaltmaya , afet risklerini azaltma çalışmaları da aynı zamanda iklim değişikliğine uyuma katkıda bulunabilmektedir.

Yasa ve yönetmelikler çıkarmak, yeni kurumsal yapılanmalar oluşturmak, afet zararlarının azaltılabilmesi için, tek başlarına yeterli olmamaktadır. Bu kurum ve kuruluşların, kendilerine yasalarla verilmiş olan görevleri yapabilmeleri için gereken parasal kaynaklarla da desteklenmesi gerekmektedir.

İmar planları, belediyelerin kendi anlayış ve deneyimlerine göre ve genellikle de doğal afet tehlike ve riskleri hiç dikkate alınmadan yapılmaktadır. Şehir planlamaları, sanayi ve yerleşim bölgelerinin seçimi vb. problemlerin disiplinler arası çalışmaları gerektirdiği bilincine varılmalı ve gerekli meteorolojik etütler zorunlu tutulmalıdır.

Günümüzde , hangi doğal afet türünün nerede meydana gelebileceği, tehlikeli ve güvenli yerlerin nereler olduğu belirlenebilmektedir.  Erken uyarı sistemleri hayata geçirilmelidir.

Meydana gelebilecek afetlerden toplumun en az zararla kurtulabilmesi için gerekli teknik, yönetsel ve yasal önlemlerin afetten önce alınması gereklidir.

Yasal alt yapı sade ve bütünleşmiş olmalı, yerel yönetimler ve sivil toplum afet yönetiminde etkin olan taraflar haline gelmelidir. Hedef, afete dirençli ve bilinçli toplum oluşturmak olmalıdır.

Afetlerde uygulanacak mevzuatın gözden geçirilmesi, mevcut afet senaryolarının sürekli olarak güncelleştirilmesi , gerekli hallerde ilgili kurumların yasal düzenlemeler yapması sağlanmalıdır. Yasal düzenlemeler yapılırken; yetki ve sorumluluk alanlarının açıkça belirtilmesi, koordinasyonsuzluğa yol açacak yetki karmaşalarına fırsat verilmemesi gerekli ve önemlidir.

İstanbul Barosu olarak, kamu yararı,  insan hakları, hukuki güvence konularında topluma karşı olan ortak sorumluluğumuzun bilinciyle hareket ettiğimizi, yasal düzenlemelerin uygulanabilirliği konusunda çalışmalarımızı sürdüreceğimizi doğal afetlerle birlikte güvenli çevrelerde yaşamanın mümkün olduğunukamuoyuna saygı ile sunarız.

İSTANBUL BAROSU ÇEVRE,KENT VE İMAR HUKUKU KOMİSYONU

YAZDIR
Yükleniyor...