Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Unvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Unvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 14.01.2019 09:44
  • Haber Giriş : 02.01.2019 20:48
  • Etkinlik : 02.01.2019

TBMM Başkanı İstifa Etmelidir

31 Mart 2019 tarihinde yapılacak Yerel Seçimlerde, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından İstanbul Belediye Başkanlığı için aday gösterilen TBMM Başkanı Sayın Binali Yıldırım’ın bu görevinden istifa etmesi gerekmektedir.

Anayasanın 94. Maddesinin açık hükmü, hukuken yukarıdaki tümcenin kurulmasını gerektirmektedir. Anılan madde, TBMM Başkanı için çok özel ve ayrıntılı bir “tarafsızlık” tanımı yapmış, sadece mensubu olduğu partinin faaliyetlerine katılamayacağı noktasındaki bir tarafsızlığı değil, onu da aşan bir anlayışla, TBMM’de tartışmalara katılmasına ve oy kullanmasına varan ölçüde tarafsızlığı genişletmiştir.

Bu çerçevede, yerel seçimlerdeki propaganda faaliyetleri kaçınılmaz olacağına göre, istifanın gerekliliği bakımından hiçbir hukuki tereddüt yoktur.

Anayasanın bu açık hükmüne karşın, istifanın gerçekleşmemesi halinin herhangi bir “müeyyide” taşımadığı çerçevesinde yapılan değerlendirmeler de doğru değildir. Sayın Yıldırım, TBMM Başkanı sıfatı taşıyarak seçimlere girer ve kazanırsa, yapılacak olası bir itiraz üzerine mazbatasını alabilmesine olanak yoktur. Nitekim 1963 Yerel Seçimlerinde İstanbul’da benzeri bir itiraz yaşanmış ve müeyyideye bağlanmıştır. Seçime Adalet Partisi adayı olarak giren Nuri Erogan’ın seçimi kazanmasına rağmen, itirazları karara bağlayan Seçim Kurulu,  Erogan’ın istifa etmediğinin tesbiti ile sonraki sırada bulunan CHP adayı Haşim İşcan’a mazbatayı vermiştir.

Nitekim yasalarla belirlenen “istifa” gerekliliği, Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilan edilen takvimle de belirlenmektedir. Her ne kadar bu takvim, kamu görevlileri için ilan edilmekte ve açıkça tarih de belirtilerek vurgulanmakta ise de, “istifa gerektiren mantık” bakımından sonuçları aynıdır. Sorun kamu gücünün kullanılmasının önlenmesi ve öylece seçimde “eşitlik” ilkesinin uygulanması ile ilgilidir.

Buradaki tek tartışma bahse konu istifanın “zamanı” ile ilgili olabilir. Yasa, kamu görevlileri için bu “zamanı” tayin etmekle birlikte, TBMM Başkanının konumu bakımından böyle bir zaman tayini öngörülmemiştir. Bu bağlamdaki tartışmada, Sayın Yıldırım’ın yapılacak ilk parti faaliyetine katılması, zamanı tayin edecek ölçüttür. Ancak her halükârda, AKP tarafından Seçim Kuruluna aday olarak isminin bildirim tarihinde, bu istifanın gerçekleşmiş olması tartışmasızdır.

Teknik hukuk bakımından, istifa edilmemesi durumunun doğuracağı daha vahim bir durum ise, hukukilik ve meşruiyet bakımından geleceğe taşınacak bir başka tartışma olacaktır.

Halkın oyunu alarak “seçmen iradesinin tecellisi” sağlanmış olsa ve bu yolla siyasi anlamda meşruiyet oluşmuş bulunsa da, “anayasal meşruiyet” bakımından sakatlanmış bir sonuçla karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır. Aynı gerekçenin sakat kılacağı bir başka hukuksal müessese de “hukukilik” ilkesidir. Anayasanın açıkça ihlali suretiyle elde edilecek sonucun, bu ilkeyi de zedeleyeceği açıktır.

Yukarıda belirtilen çerçevede, geleceğe taşınması kuvvetle muhtemel pek çok tartışmanın sonlandırılması bakımından TBMM Başkanının derhal istifa etmesi gereklidir. Ülkemizin her seçimi, ona gölge düşürecek sorunlarla ortak bir biçimde yapması, oluşturacağı “teamüller” açısından çok ciddi bir sorundur.

Bir hukuk kurumu olarak, “erken uyarı istasyonu” görevimizi yerine getirmekteyiz.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

YAZDIR
Yükleniyor...