Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 20.11.2018 08:40
  • Haber Giriş : 16.11.2018 14:21
  • Etkinlik : 16.11.2018

Gezi Eylemleri Kriminalize Edilmemelidir

Bugün sabah erken saatlerde, İstanbul’da 20 öğretim üyesine yönelik olarak yapılan operasyon ile arama ve gözaltı işlemleri uygulanmıştır.

Emniyetten yapılan açıklamaya göre, bu işlemler Gezi Eylemlerine dönük olarak yapılmaktadır.

2013 yılında Taksim Gezi Parkına yapılmak istenen kışla inşasına yönelik olarak, bu alandaki çevre katliamına tepki biçiminde doğan ve bu niteliği itibariyle “demokratik protesto” amacı taşıyan bu eylemlerin giderek provakasyonlara da sahne olması siyasal iktidar tarafından eylemin dempkratik niteliğine aykırı bir başka gerçekliği ifade etmiştir.

Ancak tespit edilmelidir ki, bu gerçeklik Gezi eylemlerine başlangıçta egemen olan ve tümüyle çevre duyarlılığından kaynaklanan “demokratik” niteliğin göz ardı edilmesine sebep olamaz. Aradan 5 yıl geçtikten sonra, sanki böyle bir “başlangıç” yokmuş gibi değerlendirme yapılarak gezi eylemlerinin kriminalize edilmesi kabul edilemez.

Öyle anlaşılmaktadır ki, 5 yıllık bir aradan sonra siyasal iktidar tarafından açılan dosyalar ile yargı eliyle uygulanacak yeni bir siyasal strateji saptanmaktadır. Eylemlerin başlangıcındaki talepleri görmezden gelen siyasal iktidarın, sonundaki provakasyonlardan ibaret olarak göstermeye çalıştığı Gezi olgusu, bir gerçekliğin anlatımı olamayacaktır.

Bugünkü operasyonlarda arama ve gözaltı işlemi yapılan öğretim üyelerine isnat edilen olgular, aradan geçen 5 yılın sonunda hangi içeriği taşımakta olursa olsun, onların sabah saatlerinde evlerine yapılan operasyonu haklı kılamaz. 5 yıl önce meydana gelen bir eylem nedeniyle suçlanan kişilerin CMK gereğince usulüne uygun biçimde çağırılmaları ve ifadelerinin talep edilmesi olanağı “kural” olarak düzenlenmişken, “istisna” olan bir tedbirin operasyon suretiyle uygulamaya konulması, FETÖ dönemlerine özgü bir yöntem iken bugün de uygulanabilmektedir. Her biri kendi alanlarında saygın bir otorite olan kişilerin herhangi bir kaçma şüphesi bulunmayan kişiler olarak halen görevleri başında bulunmaları dahi, tek başına uygulamanın yanlışlığını ifade etmesi bakımından önemlidir.

Kaldı ki, evinde arama ve gözaltı işlemi yapılan Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, İstanbul Barosu levhasına kayıtlı bir avukattır. Avukatlık Yasasının 58. Maddesi gereğince, yapılan aramada Baro Başkanı veya onun görevlendireceği bir temsilcinin bulunması gerekmektedir. Bu yasal gereklilik yerine getirilmemiş ve Baroya haber verilmeden yasaya aykırı bir arama yapılmıştır.

İstanbul Barosu olarak, bu gelişmeleri yakından takip etmekteyiz. Umuyoruz ki, ifadelerinin alınmasını takiben, CMK’nın “kural” olarak kabul ettiği durumlar, “istisnaya” kurban edilmeyecektir.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

YAZDIR
Yükleniyor...