
Tevhidi Tedrisat Kanunundan Günümüze Eğitim Paneli Yapıldı
İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi’nin (CUMER) düzenlediği “Tevhidi Tedrisat Kanunundan Günümüze Eğitim” adlı panel, 22 Şubat 2024 Perşembe günü İstanbul Barosu Konferans Salonu’nda yapıldı.
Sunumunu CUMER üyesi Av. Derya Şahin’in gerçekleştirdiği Tevhidi Tedrisat Kanunundan Günümüze Eğitim konulu etkinlik, Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Atatürk ve Millî Mücadele kahramanları için bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Ardından İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç panelin açılış konuşmasını yaptı.
İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç konuşmasında; “Laik sistemin aşındırılmaya çalışıldığı ana yer olarak eğitim olduğunu görüyoruz. Bu nedenle Tevhidi Tedrisat ile ilgili Kanun’un ve yürürlükteki kazanımlarının devam etmesinin, bugün bu kanunla çelişen ve yapılmaya çalışılan tüm hataların durdurulması ve tekrar düzgün bir eğitim sisteminin var olması hepimiz için son derece önemli” dedi ve konuşmasına “… Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere verdiği birinci görevimizin ulusal bağımsızlığı ve laik Cumhuriyeti korumak ve savunmak olduğunu hepimiz biliyoruz. Yargının kurucu unsuru olan savunmanın temsilcileri olarak avukatlık mesleğinin gelişmesi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, kadın erkek eşitliği ve laik hukuk devleti için mücadelemizi de Atatürk devrimlerinden aldığımız güçle sürdüreceğimizi bir kez daha vurguluyoruz” sözleriyle konuşmasına son verdi.
Moderatörlüğünü Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi (CUMER) Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş’ın yaptığı panelde; CUMER üyesi Av. Ece Tezel “Tevhidi Tedrisat Kanunundan Günümüze Eğitim”, Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay “Tevhidi Tedrisat Kanunu ve ÇEDES Projesi” ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel “Ulusal Bilimsel Çağdaş Laik Eğitim İçin Çözüm Önerileri” adlı konuşmalarıyla yer aldılar.
İstanbul Barosu Başkanı Av. Filiz Saraç’ın açılış konuşmasından sonra panelin moderatörlüğünü yapan Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi Sözcüsü Av. Gülseren Aytaş, “Tevhidi Tedrisat Kanunu ile eğitim öğretim birliği sağlandı. 677 sayılı Kanun ile tarikatlar kapatıldı. Bugün Anayasa’da ‘Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir’ yazıyorsa, bu hüküm de Atatürk’ün kurduğu çağdaş Cumhuriyetin aşamalarından biridir ve gerçek anlamda uygulanmalıdır. Yani, yasama, yürütme, yargı organları laik Cumhuriyet hukukuna bağlı olmalıdır” dedi.
“EĞİTİMDİR Kİ, BİR ULUSU YA ÖZGÜR, BAĞIMSIZ, ŞANLI VE YÜCE BİR TOPLUM HALİNDE YAŞATIR, YA DA ONU KÖLELİĞE VE YOKSULLUĞA SÜRÜKLER”
Panelistlerden ilk konuşmayı CUMER üyesi Av. Ece Tezel “Tevhidi Tedrisat Kanunundan Günümüze Eğitim” başlıklı konuşmasıyla yaptı. Tezel, konuşmasına Atatürk’ün “Eğitimdir ki, bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı ve yüce bir toplum halinde yaşatır, ya da onu köleliğe ve yoksulluğa sürükler” sözleriyle başladı. Devamla “‘Bir millet bireyleri ancak bir eğitim görebilir. İki türlü eğitim bir ülkede iki türlü insan yetiştirir. Bu ise, duygu ve düşünce birliği ile dayanışma amaçlarını tamamen yok eder’ gerekçesiyle Tevhidi Tedrisat Kanunu yani Öğretim Birliği Yasası’nın 3 Mart 1924 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edildiğini, kanunun gerek 1961 Anayasası’nda 153 numaralı Devrim Kanunlarının Korunması maddesinde gerekse hali hazırda yürürlükte olan 1982 Anayasasının İnkılap Kanunlarının Korunması başlıklı 174. maddesinde “yorumlanamaz” olarak tanımlandığını ve korunduğunu” belirtti. “Tevhidi Tedrisat Kanunu ile birlikte sonraki Atatürk inkılaplarının da temelini oluşturan Halifeliğin Kaldırılması ve Osmanlı Hanedanı'nın Yurtdışına Çıkarılması, Şeriye ve Evkaf Vekaletinin Kaldırılması Kanunlarının da aynı gün kabul edildiğinden, Tevhidi Tedrisat Kanunu ile birlikte eğitim kurumlarının “Medrese, Okul, Yabancı Okul” diye içerikte ve amaçta birbirlerine zıt bölünmüşlüğe son verildiğinden, ülkedeki eğitim kurumlarının tek çatı altında toplanması ve günümüz Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmasından” bahsetti.
Tezel, “İşbu Kanun’un, ülkenin eğitim işlerinde çok başlılığın kaldırılmasını sağladığını, tekke ve zaviyelerin kapatılması; dinsel olduğu düşünülen Osmanlı harflerinin kaldırılıp Harf Devrimi’nin yapılması gibi diğer bazı Atatürk devrimlerinin gerçekleşmesi için de alt yapı oluşturduğuna” işaret etti. “Kanun ile birlikte okul kayıtlarının Türkçe tutulması, Türk Dili ve Türk Tarihi öğretmenlerinin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından atanması, eğitimde kadın-erkek eşitliği sağlanması, eğitim sistemindeki teokratik uygulamaların yerini ulusal, bilimsel ve laik uygulamalar alması, Türk Harflerinin kabul edilmesi, Millet Mektepleri, Halkevleri, Köy Enstitülerinin açılması, Köy Kanunu ile yabancı gerçek ve tüzel kişilerin köylerde arazi ve emlak almalarının yasaklanması, Köy Eğitmenleri Kanunu’ndan” detaylı olarak bahsetti.
30 Kasım 1925 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun, Türk Medeni Kanunu’nun 101, 56, Anayasa’nın 24. Maddeleri, Milli Eğitim Temel Kanunu, günümüzdeki 4+4+4 eğitim sistemi, Diyanet Akademisi, ÇEDES projesi, MESEM düzenlemeleriyle ilgili ayrıntılı açıklamalar yapan Tezel, “Türkiye'nin toplumsal ve kültürel yapısını anlayabilmek için, Tevhidi Tedrisat Kanunu'ndan günümüze Türkiye'deki eğitim sistemini değerlendirmek gerekir. Anayasa’ya, mevzuata ve uluslararası sözleşmelere aykırı, bilim ve akıl dışı, laikten uzak gerçekleştirilen uygulamalara son verilmelidir” diyerek Atatürk’ün “En mühim ve feyizli vazifelerimiz milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin hakiki kurtuluşu ancak bu suretle olur” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE EĞİTİM SİSTEMİ:
Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay “Tevhidi Tedrisat Kanunu ve ÇEDES Projesi” adlı konuşmasını yaptı. Özbay konuşmasında, “Cumhuriyetin ilk kuruluş yılı 100 yıl önce, eğitimde ne amaçlanıyordu, bugün ne amaçlanıyor ve neden böyle?” diyerek Osmanlı’dan günümüze eğitim sistemini anlattı ve sözlerine Cumhuriyet kurulduğunda, Cumhuriyetin kurucu kadrolarının, “Eğer ülkede eğitimde birlik sağlayamazsak, ülkede bir birlik sağlayamazsınız” dediklerini belirterek, öğretim birliğine başlandığından söz etti. Devamla, “2012 yılında 4 + 4 + 4 ile imam hatip okulları ortaokul düzeyinde tekrar açılmaya başladı ve tıpkı Osmanlı döneminde olduğu gibi ve aslında bir nevi mektep, medrese başladı” dedi ve özel okul sayısının da giderek arttığından, insanların, çocukları daha iyi bir eğitim alsın, daha laik, daha çağdaş, daha bilimsel bir eğitim alsın diye para harcamaya mecbur bırakıldığından bahsetti. “… Eğitimin cumhuriyetçiler için amacı şuydu; birincisi, bireyin, çocuğun, kendi ilgisi, bilgisi, becerisi yönünde gizli yeteneklerini ortaya çıkarabilmesini sağlamak, bireyin kendini gerçekleştirmesini sağlamak, ikincisi toplumla buluşturmak. Yani, bu ülkedeki yaşayan tüm insanlarla, dil, din, ırk, ayrımı yapmaksızın bir arada yaşama birliği ve evrensel anlamda dünya insanlığıyla buluşma amacı. Ama şu anda böyle değil” diyerek devam eden Özbay, geçmişten günümüzde eğitim alanında yaşananlar, ÇEDES projesi, Adalet Akademisi, 4 + 4 + 4 eğitim sistemi ve olumsuz sonuçları konusunda ayrıntılı açıklamalarda bulundu.
“BEN ÇOK OKUMAK İSTİYORUM AMA EKONOMİK KOŞULLARI BUNA YETMEYEN HİÇBİR ÇOCUĞUMUZ, HİÇBİR ÖĞRENCİMİZ KALMAMALI”
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel “Ulusal Bilimsel Çağdaş Laik Eğitim İçin Çözüm Önerileri” adlı konuşmasını yaptı. Yüksel konuşmasına, “… Bilimsel, laik eğitime önem veren, bunun için büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ten görev alan, ona borcunu ödemeye çalışan bizim kıymetlimiz Türkan Saylan Hocamız hep derdi ki, ‘Eğitimli her kadın, tabi birey de diyebiliriz buna, her bireyin Atatürk Cumhuriyetine bir borcu var.’ Bugün burada konuşuyorsam, bir işçi çocuğu olarak konuşuyorsam, Atatürk Cumhuriyeti sayesindedir” şeklindeki sözleriyle başladı ve ulusal, bilimsel, çağdaş, laik eğitim için çözüm önerilerine ayrıntılı olarak yer verdi. Okul öncesi eğitim, örgün eğitimin öneminden ve Gülümseyen Gelecek Ana Sınıfları Projesi’nden söz eden Yüksel, sözlerine, köy okulları ve örgün eğitimin dışında kalan kız çocuklarıyla devam etti ve “… Pansiyonlu okullarımızda 524.000 yatağımız var, 240.000 yatak boş. Neden bu örgün eğitimin dışında kalan 855 bin kız çocuğunun 240 binini bu pansiyonlara yerleştirmiyoruz. O zaman bu boş yataklara, örgün eğitimin dışında kalan kız çocuklarını yerleştirelim” dedi. Devamla, “Her birimiz başta bir kız çocuğu olmak üzere muhakkak bir kız çocuğu okutmalıyız. Ben çok okumak istiyorum ama ekonomik koşulları buna yetmeyen hiçbir çocuğumuz, hiçbir öğrencimiz kalmamalı” dedi ve “Çocuk sahibi olsak da olmasak da bütün çocuklarımızı bilimsel, laik, ulusal, kamusal ve karma eğitimle buluşturabilmek için biz de günün 24 saatinin bir kısmını bu iş için gönüllü çalışarak emek vermemiz lazım” şeklinde konuşmasını tamamladı.
Etkinlik ayrıca İstanbul Barosu TV YouTube kanalında canlı yayınlandı.
Büyük ilgi ile izlenen panel, İstanbul Barosu Başkan Vekili Av. Ali Gürbüz ve İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi Av. Gülderen Kavak Yıldırım tarafından, tüm katılımcılara İstanbul Barosu Hatıra Ormanı’na dikilen fidanların sertifikalarının takdimi ile sona erdi.


