
Tevhı̇d-ı̇ Tedrı̇sat Kanunu Yürürlüktedı̇r!
“Türkiye Cumhuriyeti Şeyhler, Dervişler, Müritler, Mensuplar Memleketi Olamaz!”
Şanlıurfa'da yatılı gönderildiği yasa dışı “medrese” yakınındaki ahırda asılmış halde bulunan 12 yaşındaki A.D.’nin ölümü milletimizi derin üzüntüye boğmuştur.
Bu elim olay, Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu’nun yürürlükte olmasına rağmen köy okulları, ilkokul, ortaokul, lise ve milletlerarası özel okullarla ilgili ayrıştırıcı düzenlemeler ile ülkemizdeki öğretim birliğini zedeleyen adımlar atıldığını en üzüntü verici şekilde göstermektedir.
3 Mart 1924 tarihli ve 430 sayılı Devrim Kanunuyla medreseler kaldırılmış, bütün eğitim kurumları Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlanmış, eğitim alanındaki kapitülasyonlara son verilmiş, ülkemizdeki öğretim birliği sağlanmıştır. Bu yasanın korunması, aynı zamanda 12 yaşındaki A.D.’nin sağlıklı koşullarda ulusal, bilimsel, laik ve çağdaş eğitim görme hakkının korunması demektir.
Şanlıurfa’da yaşanan elim olay, tarikatları yasaklayan 677 sayılı Kanun yürürlükte olmasına rağmen gerçekleşmiştir. Bu durum, eğitim ve hukuk birliğini sağlayan,grup-aile-kişi-yabancı ayrıcalıklarını kaldıran, din duygularının istismar edilmesini yasaklayan, din ve vicdan özgürlüğü getiren, toplumun dinî-etnik gruplara ayrıştırılmasını önleyen laik düzene karşıt yasa dışı faaliyetlerin devasa boyutlara ulaştığını da göstermektedir.
30 Kasım 1925tarihli ve 677 sayılı Kanun, tekke (tarikattan olanların barındıkları, ibadet ve tören yaptıkları yer, dergâh) ve zaviyelerin (küçük tekkelerin) kapatılmasına ve tarikatların yasaklanmasına ilişkindir. Bu Kanunla bütün tarikatlar ile şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, nakiplik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük gibi unvan ve sıfatların istimali (kullanılması) yasaklanmıştır. Bu yasanın korunması, aynı zamanda 12 yaşındaki A.D.’nin ailesi ile birlikte çağdaş ve sağlıklı koşullarda yaşama hakkının korunması demektir.
Büyük Önder Atatürk’ün söylediği gibi: “Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz!”
Konunun takipçisi olduğumuzu kamuoyuna duyururuz.
İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi


