
Milletlerarası Takvim Saat Rakam ve Ölçülerin Kabulü
Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli devrimlerinden dördü, takvim, saat, rakam ve ölçülere ilişkin devrimlerdir.
Osmanlı Devleti’nde ayın geçirdiği evrelere göre düzenlenmiş hicri takvim ve güneşin dönüşüne göre düzenlenmiş kameri takvim birlikte kullanılıyordu. Bu durum birçok zorluğa yol açıyordu. Uluslararası ilişkilerin giderek arttığı çağın gereği olarak 26 Aralık 1925 tarihinde TBMM’de uzun müzakerelerle kabul edilen 697 ve 698 sayılı Kanunlarla yeni saat ve takvim ölçüleri getirilmiştir:
697 sayılı Günün Yirmi Dört Saate Taksimine Dair Kanunun birinci maddesi şöyledir: “Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde gün, gece yarısından başlar ve saatler sıfırdan yirmi dörde kadar sayılır.” (RG:02.01.1926 – 260)
698 sayılı Takvimde Tarih Mebdeinin [Başlangıcının] Tebdili [Değiştirilmesi] Hakkında Kanunun ilk maddesine göre, resmi Devlet takviminde milletlerarası takvim başlangıcı kabul edilmiştir. Kanunun üçüncü maddesine göre hicri kameri takvimin özel durumlarda kullanılacağı, hicri kameri ayların başlangıcının rasathane tarafından resmen tespit edileceği öngörülmüştür. (RG:02.01.1926 - 260)
20 Mayıs 1928 tarihinde kabul edilen Beynelmilel Erkamın [Rakamların] Kabulü Hakkında Kanunun ilk maddesiyle resmi kurumların her türlü işlemlerinde beynelmilel rakamların kullanılması zorunlu olmuştur. (RG:28.05.1928 – 900) 1 Kasım 1928 tarihli Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun bu devrimin devamı olan çok büyük bir devrimdir.
Ülkemizdeki hukuk birliğinin sağlanması ve çağdaş kurallara geçilmesi için Ölçüler Kanunu da çok önemli bir adım olmuştur. 26 Mart 1931 tarihli Ölçüler Kanunu ile metre, litre ve kilogram ölçüleri kabul edilmiştir. (RG:4 Nisan 1931 – 1765)
Ölçülerin değişmesi hakkındaki kanun teklifinin gerekçesi 2 Şubat 1931 tarihli TBMM zabıtlarında yer almaktadır. Gerekçede memleketimizdeki ölçü karmaşası şöyle özetlenmiştir:
“Ezcümle vezin ölçüleri olarak (kantar, batman, çeki, okka, kilo, nökey, ayar) ve uzunluk ölçüleri olarak (metre, mimar arşını, çarşı arşını, endaze, yarda, mil, kulaç, kadem) ve satıh ölçüleri olarak (metre murabbaı, mimar arşını murabbaı, dönüm, evlek) ve hacim ölçüleri olarak (metre mikâbı, mimar arşını mikâbı, anbar, litre, İstanbul kilesi, kot, çap, robik, ölçek, şinik, hevaî, yarım, mut, tas, timen, testi, namıyla türlü türlü ölçüler kullanılmakta olduğu anlaşılmıştır. Bunlardan maada beynennas büyük araba, kaşık, düzüne, deste, grose gibi muhtelif namlar altında daha bir takım mikyaslar istimal olunmaktadır. Asıl şayanı dikkat olan nokta salifüzzikir ölçülerden bazısının bazı mahallerde ayrı ayrı mahiyet arz etmesidir. (...) Hulâsa memleketimizin hemen her şehir ve kasabasında ayrı ayrı mahallî ölçüler kullanılmakta olması ve bunların bir esas üzerinden murakabe edilememesi ticaret muamelâtında intizam ve insicamın teminini gayri mümkün bir hale getirmiştir.” (2 Şubat 1931 tarihli TBMM zabıtları)
Türk halkı, laik Cumhuriyet karşıtları tarafından dince kutsal sayılan konular arasında gösterilmeye çalışılabilecek bu önemli devrimleri tam olarak benimsemiştir. Türkiye Cumhuriyeti büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı bağımsızlık ve çağdaşlık yolunda yürümeye devam edecektir.
İstanbul Barosu
Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi


