
Laik Cumhuriyete Suikast Menemen’deki İrtica Olayı ve Kubilay
23 Aralık 1930 tarihinde Menemen’de laik Cumhuriyet karşıtlarının gerici ayaklanmasını önlemeye çalışırken görevi başında şehit edilen Öğretmen Asteğmen Kubilay, Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki’yi saygıyla anıyoruz.
Büyük önder Atatürk, Cumhuriyet ordusuna gönderdiği taziye telgrafında, Kubilay Bey’in şehadetinde gericilerin gösterdikleri vahşet karşısından ahaliden bazılarının alkışlamalarının utanılacak bir hadise olduğunu, vatandaşların Türk subayının gericiler karşısındaki görevini saygıyla karşıladığını ve milletin bu olayı Cumhuriyete karşı suikast olarak gördüğünü vurgulamıştır. Tarihsel önem taşıyan bu telgrafın tam metni şöyledir:
“Menemen’de ahiren vukua gelen irtica [gericilik] teşebbüsü esnasında zabit vekili Kubilay Bey’in vazife ifa ederken duçar olduğu akıbetten Cumhuriyet ordusunu taziyet ederim. Kubilay Bey’in şehadetinde mürtecilerin gösterdiği vahşet karşısında Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla tasvipkâr bulunmaları, bütün Cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadisedir. Vatanı müdafaa için yetiştirilen, dâhili her politika ve ihtilafın haricinde ve fevkinde muhterem bir vaziyette bulunan Türk zabitinin mürteciler karşısındaki yüksek vazifesi[nin] vatandaşlar tarafından yalnız hürmetle karşılandığına şüphe yoktur.
“Menemen‘de ahaliden bazılarının hataları bütün milleti müteellim [kederli] etmiştir. İstilanın acılığını tatmış bir muhitte genç ve kahraman zabit vekilinin uğradığı tecavüzü milletin bizzat Cumhuriyete karşı bir suikast telakki ettiği ve mütecasirlerle [kalkışanlarla] müşevvikleri [teşvik edenleri] ona göre takip edeceği muhakkaktır. Hepimizin dikkatimiz bu meseledeki vazifelerimizin icabatını hassasiyetle ve hakkıyla yerine getirmeğe matuftur.
“Büyük ordunun kahraman genç zabiti ve Cumhuriyetin mefkûreci [idealist] muallim heyetinin kıymetli uzvu Kubilay‘ın temiz kanı ile Cumhuriyet hayatiyetini tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır. Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal”
1924 Anayasası’nın 86. maddesi çerçevesinde TBMM Başkanlığı’na sunulan Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir merkez ilçelerinde bir ayı geçmemek üzere sıkıyönetim ilanına ilişkin Başbakanlık gerekçesi şöyledir:
“Teşkilatı Esasiye kanununun 86 inci maddesinde ‘Vatan ve Cumhuriyet Aleyhinde kuvvetli ve fiilî teşebbüsat vukuunu müeyyit [destekleyen] kat'î emarat görüldükte İcra Vekilleri Heyeti müddeti bir ayı tecavüz etmemek üzere umumî veya mevziî idarei örfiye ilan edebilir’ denilmiş olmasına ve Menemen’de 23.12.1930 tarihinde irtikâp edilen cürmün hazırlık tahkikatında bu cürmün Cumhuriyet aleyhinde şümullü [kapsamlı] bir tertip olduğu hakkında katî emareler görülmüş bulunmasına binaen Menemen kazası ile Manisa ve Balıkesir merkez kazalarında 1 kânunusani 1931 tarihinden itibaren bir ay müddetle idarei örfiye ilan olunmasına İcra Vekilleri Heyetinin 31.12.1930 tarihli içtimaında karar verilmiştir. Keyfiyeti Büyük Meclisin tasdikine arzeylerim efendim. Başvekil İsmet”
29 Aralık 1930 tarihinde TBMM’de Denizli Milletvekili Mazhar Müfit Bey ve kırk üç Milletvekili, Başvekâletin cevaplaması istemiyle Menemen’deki irtica vakası dolayısıyla Hükümetin ne gibi tedbir aldığına ve alacağına ilişkin soru önergesi vermiştir. Bu soru üzerine Başbakan İsmet İnönü, 1 Ocak 1931 tarihli TBMM oturumunda kapsamlı açıklamalarda bulunmuştur. Dinin siyasete alet edilmesini yasaklayan laik hukukun öneminin vurgulandığı tarihsel açıklamanın bir bölümü şöyledir:
“Başvekil İsmet Paşa (Malatya) — Kânunuevvelin 23 üncü günü Menemen’de hadise vukua geliyor. Bu hadise hakkında aldığımız ilk raporlar; dökülen kanlar için bize şiddetli bir teessür ve vakanın mahiyeti itibariyle üç dört bedbahtın devlet kanunlarına karşı çılgınca hareketi ve derhal cezalarını görmeleri fikrini uyandırdı. Müteakip raporlar Kubilay Bey’in yaralandıktan ve dermansız düştükten sonra şerirler tarafından tecavüze uğradığını -eleminizi tahrik etmeyeyim, tafsilatını hepimizin bildiği tarzda- vahşiyane muamele gördüğünü bildirdi.”
“Müddei-umumî [Savcı] derhal işe vaziyet etti. İlk temaslardan az zaman zarfında, hakikaten adliyenin gayret ve dirayetiyle, birçok hakikatler meydana çıktı. İlk çıkan hakikatler hadiseyi ika eden çetenin on günden beri böyle mehdilik fikrini etrafa yaydıklarını, husumet saçtıklarım, sonra uğradıkları bazı köylerde silahlandıklarını, müzaheret [yardım] gördüklerini ve Menemen Şehrini daha evvel keşfederek tertiple girdiklerini gösterdi.”
“Teşkilatı esasiye; vatan ve Cumhuriyet aleyhinde fiilî teşebbüs vukuunu müeyyit [destekleyen] kat'î emareler görüldüğü vakit Hükümete bir ay müddetle idarei örfiye ilan edebilmek salahiyetini veriyor.(..) İdarei örfiyeyi Büyük Meclisin tasdikine arz ettik.”
“Hadisenin müstacel [ivedi] tedbirlerini böylece arz ettikten sonra şimdi meseleyi muhtelif cephelerinden mütalaa etmeyi vazife addediyorum.”
“Siyasette aranılan şey bir takım adamların ve bilhassa politikacıların dini, ahar [diğer] fertlerin hürriyeti aleyhine ve Devletin kanunları aleyhine bir vasıtai taarruz [saldırı gerekçesi] olarak kullanmamalarıdır. Memnu olan şey budur. Hadisede görüyoruz ki cehaletleri -bir kısmın cehaleti- olabilir. Bir kısmının bilerek tasmimleriyle [biçimlendirmesiyle] ve cümlesi din elden gidiyor bahanesiyle bu adamlar mütearız [zıt] bir istikamete sevk olunuyorlar. Bu hareketler Devlet ve Cumhuriyet aleyhine fiilen tecavüz ve kast mahiyetindedir.”
“Dinle dünya işlerinin ayrılması meselesinin ruhu buradadır. Laik idarede herkes itikat [inanç] ve vicdaniyetinde her türlü maniadan ve memnuiyetten azadedir. Ancak vatandaşlar bunu siyaset vasıtası ittihaz ederek aharı [diğerlerini] icbar [zorlamak] için veya Devletin idaresinde müessir [etkin] olmak için kullanamazlar.” (1 Ocak 1931 tarihli TBMM zabıtları)
Menemen Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nin 25.01.1931 tarihli kararıyla 37 sanık, 765 sayılı TCK md. 146. gereğince idama mahkûm edilmiş, altı sanığın cezası ağır hapis cezasına çevrilmiştir. 41 sanık hakkında, tekkelerin yasaklanmasına ilişkin 677 sayılı Kanun, 765 sayılı md.151 ve md.163 gereğince çeşitli hapis cezaları verilmiş, 27 sanık ise beraat etmiştir. (2 Şubat 1931 tarihli TBMM zabıtları.)
Şeyh Sait ayaklanmasından beş yıl ve Atatürk’e yönelik İzmir Suikastı girişiminden dört yıl sonra İzmir’in Menemen ilçesinde gerçekleşen laik Cumhuriyete suikast girişiminin 93. yıl dönümünde, Atatürk ilkeleri ve devrimleri ile laik Cumhuriyetimizin kazanımlarını savunma kararlılığımızı tekrar ediyoruz.
İstanbul Barosu
Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi


