
Köy Kanunu’nun 100. Yıl Dönümü
Cumhuriyetin ilanından sonra ülke nüfusunun büyük çoğunluğunun yaşadığı köylerin her alanda gelişmesi ve kalkınması en önemli hedeflerden biri olmuştur.
18 Mart 1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanunu’ ile köylerin idari yapılanması düzenlenmiş, köyler tüzel kişilik olarak kabul edilmiş ve geniş yetkiler tanınmıştır. (RG: 7 Nisan 1924-68)
Köy Kanunu’nda köylerin sınırları, köy adına kayıtlı emlak ve araziler, köyün gelirleri ve harcamaları, muhtarın, ihtiyar meclisinin ve köy korucularının görevleri düzenlenmiş, köy idaresinin organları olan muhtar ve ihtiyar meclisinin seçiminin usul ve esasları belirlenmiştir.
Köy Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle köylerde kapsamlı bayındırlık faaliyetleri başlamış, su tesisatları, çeşmeler, köy konuk odaları, pazar yerleri, dükkanlar, meydan yerleri, hamamlar yapılmış, binlerce ağaç dikilmiş, yollar yapılmış, köprüler inşa edilmiş, var olan köprüler onarılmış, köylerin sınırları çizilmiştir. Böylece köyler arasındaki yol, su eksikliği, sağlık şartlarının olumsuzluğu, çocuk ölümlerinin fazlalığı, okul ve öğretmen ihtiyacı gibi pek çok önemli sorun çözüme kavuşturulmaya başlanmıştır. Birçok köyde bataklıklar kurutulmuş, köy kütüphaneleri kurulmuş, köylere postalar iletilmiş, iktisadi yardımlar yapılmış, bazı köylere telefon hatları çekilmiş ve tarlalar ıslah edilmiştir.
Köy Kanunu’nun 89. maddesinde “işbu Köy Kanunu kadın ve erkek nüfusu yüz elliden yukarı olan köyler içindir” denilmektedir ki bu düzenleme kanun önünde eşitlik yolunda atılmış çok önemli bir adımdır. Kadınların muhtarlık ve ihtiyar heyeti seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını kullanması ise 26 Ekim 1933 tarihinde Köy Kanunu’nda yapılan değişiklikle mümkün olmuştur. Cumhuriyet tarihimizin ilk kadın muhtarı, Aydın Çine Demirdere Köyü Muhtarı seçilen Gül Esin Hanım’dır.
18 Mart 1924 tarihli Köy Kanunu’nun en önemli maddesi, yabancı gerçek ve tüzel kişilerin köylerde arazi ve emlak almalarını yasaklayan 87’nci maddesidir:
“Madde 87- Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunmayan gerek şahıslar gerek şahıs hükmünde olan cemiyet ve şirketlerin (eşhas-ı hususiye ve hükmiye) köylerde arazi ve emlak almaları memnudur.”
22 Kasım 1934 tarihli ve 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 35. ve 36. maddeleri ile sadece yabancı gerçek kişilere karşılıklılık şartıyla ve köy sınırları dışında taşınmaz edinme hakkı tanınmış, yabancı tüzel kişilerin taşınmaz edinmelerine izin verilmemiş, köy arazileri korunmuştur. (RG: 29 Aralık 1934-2892) Bu düzenlemeler, Lozan Barış Antlaşması ile yabancılara tanınan kapitülasyonların kaldırılmasına uyumlu düzenlemelerdir.
2003 yılında Köy Kanunu’nun yabancı gerçek ve tüzel kişilerin köylerde arazi ve emlak almalarını yasaklayan 87. maddesi ve bu düzenlemeyi destekleyen Tapu Kanunu’nun 36. maddesi, 4916 sayılı torba kanunun 38. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. (RG: 19 Temmuz 2003-25173)
2008 yılında çıkarılan 5782 sayılı Kanunla, yabancı gerçek kişilere, yabancı ticaret şirketlerine ve yabancı yatırımcıların Türkiye’de kurdukları veya ortağı oldukları şirketlere karşılıklılık şartı aranmaksızın taşınmaz edinme hakkı tanınmıştır. Anayasa Mahkemesi daha önceki iptal kararlarının aksine bu düzenlemeleri iptal etmemiştir. (RG: 23 Temmuz 2011-28003 AYM iptal kararları; RG: 24 Ağustos 1985-18852 ve 31 Ocak 1987-19358)
Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarının ulusal yararları koruma kararlılığının yansıması olan 18 Mart 1924 tarihli Köy Kanunu’nun 100. yılında, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşlarını saygı ve minnetle anıyor, yabancılara taşınmaz satışı ve Türk vatandaşlığı verilmesi konularının bireysel ve ulusal güvenlik için taşıdığı önemi hatırlatıyor, Cumhuriyetimizin köye, köyde yaşayan vatandaşlarımıza, köyün karşılıklı iş birliği ile kalkınmasına verdiği önemi vurguluyoruz.
İstanbul Barosu
Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi


