
Atatürk ve Dünya Barışı
Lozan Barış Antlaşması’ndan sonra ilan edilen genç Cumhuriyetimizin en önemli başarılarından biri bütün dünya ile iyi ilişkiler kurarak karşılıklı saldırmazlık taahhüdü içeren dostluk anlaşmaları yapması olmuştur.
Atatürk döneminde Türkiye Cumhuriyeti, dünya üzerindeki toplam kırk beş tam bağımsız ülkenin tümüyle ilişki kurmuş ve kırk ülke ile dostluk anlaşması imzalamıştır. Daha önce elçilikler sadece Avrupa’da, ABD’de ve İran’da açılmışken Afganistan’dan Habeşistan’a, Şili’den Çin’e kadar her kıtada on dokuz elçilik açılmıştır. (Bilâl Şimşir, Atatürk ve Cumhuriyet, İleri Yay, 2006, s. 427 vd.)
Türkiye Cumhuriyeti, 1929 yılında Savaşın Ulusal Siyasetin Aracı Olarak Kullanılmasından Vazgeçilmesine İlişkin Antlaşmaya (Kellogg Misakına) katılmıştır. (RG: 5 Şubat 1929 - 1111)
1934’de Romanya, Yugoslavya ve Yunanistan ile Balkan Paktı oluşturulmuştur.
1937’de Irak, İran ve Afganistan ile Sadabat Paktı oluşturulmuştur.
Böylece büyük devletlerin müdahalelerine karşı barış ve işbirliği bölgeleri oluşmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti 1936 yılında savaşı önleme ve uzlaştırma öngören Güney Amerika Paktı’na katılmıştır. (Harbin Önünü Almaya Mahsus Cenubî Amerika Muahedesi) Bu antlaşma, Türkiye’nin iç hukukunu ilgilendiren sorunların uluslararası uyuşmazlık haline getirilemeyeceği şeklindeki koşullarla onaylanmıştır. (RG: 30 Kasım 1936 – 3472)
Genç Türkiye Cumhuriyeti, dünya barışı için uluslararası işbirliğinde bulunurken Türk ulusunun bağımsızlığını ve egemenliğini kararlılıkla korumuştur. 1932 yılında davet üzerine Milletler Cemiyetine üye olurken Cemiyetin yaptırım kararlarına askeri ve coğrafi durumuyla bağdaşacak ölçüde katılacağını bildirmiştir. Aynı şekilde 1935 yılında Milletlerarası Daimi Adalet Divanı Statüsüne katılırken mütekabiliyet ve geriye dönük yargılama yapılmaması gibi koşullar ileri sürmüştür. (RG: 19 Haziran 1935 – 3032)
BM 21 Eylül Uluslararası Barış Günü’nde, Sevr Barışını reddederek Lozan Barışını kuran Türk ulusunun kararını tam bağımsızlık, ulusal egemenlik ve barıştan yana verdiğini, Büyük Önder Atatürk’ün “yurtta sulh, cihanda sulh” sözlerinin Türk ulusunun barışa verdiği önemi simgelediğini vurguluyoruz.
İstanbul Barosu
Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi


