
Atatürk İlkelerinin Anayasaya Girişinin 87. Yıldönümü
5 Şubat 1937 tarihli ve 3115 sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel nitelikleri Anayasal düzenleme ile belirlenmiştir. Buna göre 1924 Anayasası’nın ikinci maddesinin ilk cümlesi şöyledir:
“Türkiye Devleti Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılâpçıdır.”
Bu önemli gün “Laikliğin Anayasaya Girişi” olarak da anılmaktadır.
Laik devlette kanunların dinsel esaslara göre düzenlenmemesi nedeniyle farklı din grupları için farklı kanunların uygulanması (çok hukukluluk) ve yabancılar için de farklı hukukların uygulanması (adlî kapitülasyon) zorunluluğu kalkmakta, ülkenin hukuk birliği ve ulusun yasama-yürütme-yargı egemenliği sağlanmaktadır.
Anayasadan laik devlet anlayışına aykırı hükümlerin çıkarıldığı 10 Nisan 1928 tarihli ve 1222 sayılı Kanunun gerekçesinde, ulusal egemenliği gerçekleştirecek en gelişmiş devlet şeklinin “laik demokratik Cumhuriyet” olduğu açıklanmıştır.
Ulusal egemenliği gerçekleştiren laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuk düzeni, kişi ve grup ayrıcalıklarını kaldırarak hukuk birliğini sağlayan, din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alan, din, ırk, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın kanun önünde eşitlik getiren laik hukuk düzenidir.
Atatürk ilkeleri, ulusal ve üniter Cumhuriyetimizin toprak, halk ve egemenlik unsurlarını ayakta tutan temellerdir.
Bugün Anayasanın Başlangıç Bölümünün 5. paragrafına göre hiçbir faaliyet Atatürk ilkeleri ve devrimleri karşısında korunma göremez, laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duyguları Devlet işlerine kesinlikle karıştırılamaz. Anayasanın 14/1 maddesine göre Anayasada yer alan hak ve özgürlüklerden hiçbiri, demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Laiklik karşıtı faaliyetler Anayasaya aykırıdır.
Atatürk ilkelerinin Anayasaya girişinin 87. yıldönümünde büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve Millî Mücadele kahramanlarını saygı ve minnetle anıyor, laik Anayasal düzene aykırı her türlü eyleme ve söyleme karşı olduğumuzu tekrar ediyoruz.
İstanbul Barosu
Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi


