
677 Sayılı Devrim Kanunu
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 174. maddesine göre, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden devrim kanunları Anayasaya aykırı olduğu şeklinde yorumlanamaz.
Anayasa md.174’de koruma altına alınan devrim kanunlarından 30 Kasım 1925 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun, büyük bir devrim kanunudur. (RG: 13 Aralık 1925 - 243)
Cumhuriyetin Anayasası olan 1924 Anayasası’nın doğrultusunda kabul edilen 677 sayılı Devrim Kanunu ile tekke ve zaviyeler kapatılmış, bütün tarikatlar ile şeyhlik, müritlik gibi unvanların kullanılması yasaklanmıştır.
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk 1925 Kastamonu konuşmasında tekkeler, zaviyeler ve tarikatların kapatılması konusunda halka önemli açıklamalarda bulunmuş ve devrimlerin amacını şöyle açıklamıştır: “Efendiler, yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün mana ve şekilleriyle medeni bir toplum haline ulaştırmaktır. (…) Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz!”
Anayasanın ikinci maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir, bu anayasal çerçevede vazgeçilmez öneme sahip 677 sayılı Devrim Kanunu yürürlüktedir, yürürlükte kalmaya devam etmelidir ve kanuna aykırılıklar giderilmelidir.
İstanbul Barosu
Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi


