
Sıkça Yaşanan ve Süren Orman Yangınları, İdarenin Mevcut Çalışmalarının Yeterli Olmadığını ve Çok Daha Etkin Müdahalede Bulunması Gerektiğini Göstermektedir
Sıkça Yaşanan ve Süren Orman Yangınları, İdarenin Mevcut Çalışmalarının Yeterli Olmadığını ve Çok Daha Etkin Müdahalede Bulunması Gerektiğini Göstermektedir
Çanakkale’de 22 Ağustos 2023 tarihinde başlayan orman yangını henüz kontrol altına alınamamış olup, maalesef büyük kayıp yaşanmaktadır. Orman yangınının söndürülmesi için yapılacak müdahalelerin ivedilikle bölgeye sevki ile yangın riskinin arttığı sıcak havalarda gerekli tüm önlemlerin zamanında alınması şarttır. Ülkemizi üzüntüye boğan yangın felaketi, bölgede yaşayan halkı, orman canlılarını, bitkileri, hayvanları ve ekosistemi doğrudan etkilemekte, TOPLUMDA MADDİ VE MANEVİ YIKIMA YOL AÇMAKTADIR.
Akdeniz ve Ege bölgesi başta olmak üzere, orman alanlarımız bulunduğumuz iklim kuşağı nedeniyle yangına çok duyarlıdır. Türkiye ormanlarının %60’ı yangına hassas türlerdir ve orman yangınlarına karşı tedbirlerin mutlaka azami düzeyde ve zamanında alınması gereklidir. Buna aykırı işlem ve ihmaller, yurttaşların anayasal haklarının ihlalini teşkil etmektedir.
Dünyanın akciğerleri olan Ormanlar, ülkemiz topraklarının en kıymetli alanlarıdır ve halkındır. Sağlıklı bir çevrede yaşamak anayasal hakkımız olduğu gibi, İdarenin ve yurttaşların ormanı ve doğayı koruma sorumluluğu vardır. Anayasanın 169. maddesine göre de bütün ormanların gözetimi ve korunması devlete aittir. Yine Anayasanın 169. Maddesine göre, yanan ormanlar derhal ağaçlandırılır, bu yerlerde tarım ve hayvancılık yapılamaz.
Her yıl ortalama 2000 yangının çıktığı ülkemizde, insan kaynaklı orman yangın sebepleri %70’in üstündedir. Orman yangınları konusunda mevcut mevzuat yeterli olmakla birlikte, temel sorun toplum bilinci ve idarenin bu konudaki geliştirici faaliyetlerinin yetersizliğidir. Çünkü Türkiye’deki orman mevzuatı ve tedbirler yangın sonrası odaklıdır. Orman yangınları ile mücadelede kullanılan bütçenin tamamına yakını yangın sonrası söndürme faaliyetleri için kullanılmaktadır. Başta katılımcılık ve eğitim olmak üzere önleyici/etkili düzenlemeler yapılmamaktadır.
Oysa insan kaynaklı zarar doğurucu davranışların engellenmesinde eğitim en etkili yoldur. Toplumun bilinçlendirilmesiyle, çoğu “insan kaynaklı” olan Orman Yangınları önlenebilir. Diğer en önemli unsur ise yasa gücüdür. Yasal kısıtlamalar da yaşanacak zararları önlemekte etkilidir. Bu nedenlerle;
1) Ormanlarımızın korunması için topyekûn eğitim seferberliği başlatılmalıdır. Radyo,tv, kamu spotları, ilan ve yayınlarla toplumda bilinçlenme sağlanmalıdır. Okullarda çevre hakları temel dersler arasında yer almalıdır.
2) Orman yangınları ile mücadele, ancak bütüncül bir doğa yaklaşımı geliştirmekle mümkün olabilir. Zira yangınlar, tıpkı sel ve kuraklık gibi iklim krizinin bir sonucudur. Doğa ile uyumlu yaşamı geliştirecek politikalar ve hukuk benimsenmelidir.
3) Gerekli yasal düzenlemelerle tedbirler ve yaptırımlar genişletilmeli, Orman Kanunu Ve Turizm Kanununa, Anayasanın 169. Maddesi doğrultusunda koruma maddeleri eklenmelidir. Orman suçlarına karşı cezalar güncellenmelidir.
4) İdarenin ormanlarda bazı faaliyetlere verdiği izinler yerinde sıklıkla denetlemelidir. Ormanlarda verilen izinlere dayalı olarak her türlü işletme sahiplerinin iş ve personel faaliyetlerinden kaynaklanan orman yangınları zararından doğrudan sorumlu oldukları, yangına sebep olan işletmenin sözleşmesinin derhal feshedileceği ve bir daha orman alanları ile ilgili faaliyetlerine izin verilmeyeceği açıkça düzenlenmelidir.
5) Yanan alanların başka bir amaçla tahsisi hukuken mümkün değildir. Merkezi ve yerel yönetimlerin imar uygulamalarında orman alanlarının korunması ve genişletilmesi gözetilmelidir.
6) Nihayet güncel, teknik donanım ve katılımcı yönetim anlayışının da geliştirilmesi ile uluslararası standartlara ulaşılmalıdır.
Devletin Orman alanları için önce tedbirlerin alınmasında, sonrasında ise yaptırımları etkin şekilde yerine getirmesinde anayasal sorumluluğunu bir kez daha hatırlatır, yasal düzenlemelere ilişkin çalışmalarımızla katkı vermeyi sürdüreceğimizi bildirir, yurttaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız.
İSTANBUL BAROSU
ÇEVRE, KENT ve İMAR KOMİSYONU


