
Akbelen'de Orman Katliamına Son
Akbelen'de Orman Katliamına Son!
Ormanlar halkındır, mülkiyeti devrolunamaz…
Muğla ili Milas ilçesi Akbelen ormanlarında İkizköy Devlet Ormanı sınırları içerisindeki 78 hektarlık alana maden arama izni verilmiştir. Yöre halkının tüm itirazlarına ve yasal başvurulara rağmen, üstün kamu yararı gözetilmeksizin, büyük bir ormanlık alanın maden faaliyetine açılması kolluk müdahalesiyle cebren sağlanmıştır. Sürdürebilirliği olmayan, dünyada giderek terk edilen kısa vadeli, düşük gelirli madencilik faaliyetleri uğruna ormanlarımızın sermayenin hizmetine sunulmasında ısrar edilmektedir.
Orman Kanunu’nda 23/03/2023 tarihinde yapılan değişiklik ile ormanlarda maden arama faaliyetleri Tarım ve Orman Bakanlığı'nın iznine bırakılmıştır. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın asli görevi ormanlarımızı korumak olduğu halde, adeta özel sektörün tüm taleplerinin onay makamı olmuştur. Öyle ki bakanlıkça, endemik türler açısından korunması gerekli alanlarda dahi maden arama izinleri verilmektedir.
Anayasamızın 169 Md. Hükmü “Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır… Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez.” demekte, Anayasa açıkça ve özel olarak ormanları korumaktadır. Orman sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, verimli orman alanları, orman parkları, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu özel olarak korunması gereken alanlarda maden aranmasına izin verilemez.
Ormanlar devletin kuralsız olarak tasarrufta bulunabileceği alanlar olmayıp, sağlıklı ve insanca bir yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdır. Ormanların yok edilmesi Anayasa'nın 17. maddesinde korunan “yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını” açıkça ihlal etmekte, sağlıklı bir çevrede, insan onuruna uygun, bir yaşam sürmeyi imkânsız hale getirmektedir. Özellikle o bölgede yaşayan insanlar için orman, yaşam döngüsünün ayrılmaz bir parçası haline gelmiş olup, ekonomik faaliyetleri, gelenekleri ve inançları orman çevresinde gelişen insanların, Anayasa'nın 20. maddesinde korunan özel yaşama saygı hakları ihlal edilmektedir.
Hiçbir kriter getirmeksizin ve hangi zorunlu kamusal ihtiyaca cevap verildiği açıklanmaksızın bakanlığa ormanlarda sınırsız bir maden arama izni verme yetkisi verilmesi Anayasa’ya açıkça aykırı olduğu gibi, AİHM nezdinde de tartışılan kuşaklar arası adalet ilkesinden özel yaşam hakkına birçok hakkı ihlal etmekte, geleceğimiz ve sonraki kuşakların yaşanılabilir bir dünya bulma umudu tehdit edilmektedir.
İklim değişikliğinin etkilerini çok yakından hissettiğimiz günümüzde en önemli karbon tutucu doğal kaynaklardan biri olan ormanların korunması her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. Ormanların yok edilmesinin yanı sıra, bu korkunç talana karşı çıkan insanlara karşı girişilen orantısız kolluk müdahalesi, ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını ihlal etmektedir. Ormanların korunması, vatandaşın anayasal hak ve sorumluluğu olup, gösterilen fiili direniş haklı ve meşrudur. Orman katliamına son verilmeli, kesimler durdurulmalıdır.
Süregelen bu uygulama, tamamen köhnemiş bir zihniyetin ürünü olup, dünyadaki güncel gelişmeler ışığında, “doğanın devletin mülkiyetinden ibaret olduğu ve istediği gibi tasarruf edebileceği” düşüncesi çok geride kalmıştır. Zira artık, doğanın, insana karşı korunmasının yanı sıra gelecek nesillerin haklarının dile getirildiği bir çağı sürmekteyiz. Bu nedenlerle ülkemizde ormana karşı yürütülen uygulamalar, değerler bütününe, Anayasa'ya ve evrensel hukuk kurallarına aykırıdır.
Mevcut zihniyetin katı sınırları içinde iklim, çevre veya doğa ile ilgili sorunlara çözüm üretme imkânı bulunmamaktadır. İktidarın evrensel hukuki ilkelere uygunluğunu denetleme mekanizmaları olmadığı ve yürütmeye sınırsız yetkiler veren düzenlemeler yürürlükte olduğu sürece Akbelen ormanlarında yaşanan katliam son olmayacaktır.
Bu bakımdan, Orman Kanunu’nda esaslı bir değişikliğe gidilerek, başta madencilik olmak üzere 16, 17, 18 ve 19. maddelerindeki izinlerin tekrar düzenlenmesi; ormanın endemik yapısı, iklim değişikliği, karbon tutumu, yerleşim yerlerine yakınlığı, su havzalarına ve yaban hayatı yaşam ortamlarına etkisi gibi temel koşullar ile yöre halkının yaşam alışkanlıkları lehine, kısıtlayıcı hükümler getirilmesi için nihai çözüm yeri olan yasama mercii Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni göreve çağırıyor, ‘Akbelen’lerin ve geleceğimizin kararmaması için yetkili tüm kurumları halkın ve doğanın yanında olmaya davet ediyoruz.
İSTANBUL BAROSU
ÇEVRE KENT VE İMAR KOMİSYONU


