İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Yüce Önder Atatürk’Ü Saygı İle Anıyoruz...

1881, Mustafa Kemal’ in doğumunun yanında Osmanlının Batılı emperyalistlerin ekonomik, siyasal denetimine girmesinin de tarihidir. Osmanlıyı borç tuzağına düşüren batılı devletler, alacaklarını kaynağında tahsil amacıyla 1881’ de Düyun-u Umumiye örgütünü kurmuşlardı. Osmanlı, adeta devlet içinde devlet olan, binlerce memuru, özel güvenlik gücü olan bu tefeci örgütün mali denetimine girmişti.

Yüce Önder Atatürk’Ü Saygı İle Anıyoruz...

       1881, Mustafa Kemal’ in doğumunun yanında Osmanlının Batılı emperyalistlerin ekonomik, siyasal denetimine girmesinin de tarihidir. Osmanlıyı borç tuzağına düşüren batılı devletler,  alacaklarını kaynağında tahsil amacıyla 1881’ de Düyun-u Umumiye örgütünü kurmuşlardı.  Osmanlı, adeta devlet içinde devlet olan, binlerce memuru, özel güvenlik gücü olan bu tefeci örgütün mali denetimine girmişti.

       Mustafa Kemal, görkemli günlerini çoktan geride bırakmış, borçlu, sürekli toprak kaybeden, batının hasta adam diye niteleyip paylaşım hesapları yaptığı bir devletin yurttaşı olarak doğmuştu. Batının bazen doğrudan müdahalesinin, bazen kışkırtmalarıyla çıkarılan savaşların daha da yoksullaştırıp küçülttüğü bir devletin yurttaşı olarak geçen çocukluk süreci onda ulus temelinde bağımsız bir devlet düşüncesini güçlendirmiştir.

       Yarı sömürge, sürekli ufalanan, itelenen, aşağılanan, emperyalizmin pençesinde yok oluş sürecine sokulmuş bir ülkede hayata gözlerini açan Mustafa, 1938’ de, geleceğe güvenle bakan, özgür, başı dik bir ulus, bağımsız, saygın bir devletin kurucusu Atatürk olarak aramızdan ayrıldı.

       Hasta adamın terekesinden pay kapma amacıyla çıkarılan I.Dünya Savaşı sonucu sömürgenlerce dayatılan Sevr’ i parçalayıp Lozan’ a ulaşan bir milletin önderi, öncüsü nasıl tanımlanmalıdır?

       Askeri zaferi yeterli bulmayıp, bunu ekonomik zaferlerle taçlandırmadıkça, ekonomik bağımsızlık sağlanmadıkça siyasal bağımsızlığın bir anlamının olamayacağının bilinciyle devlet kuran bir kurtarıcı günümüzde nasıl değerlendirilmelidir?

      Emperyalizmin yenilebileceğini, mazlumların zalimlerin vurduğu zincirleri parçalayabileceğini ilk kez kanıtlayan, yoksulların onurlu diriliş, dikiliş ve kurtuluşunun önderine günümüzde nasıl bakılmalıdır?

       Ulusunun önüne düşerek onları ümmet toplumundan, sürülükten, çağdaş, özgür yurttaşlığa, ortaçağ karanlığından bilimin aydınlığına yürüten bir ulusal kahraman günümüzde nasıl bir anlam ifade etmektedir?

      Bu sorulara verilecek cevaplar kişilerin, kurumların, devletlerin durdukları yer, amaçladıkları hedefler doğrultusunda farklılıklar taşıyacaktır.

     Günümüz emperyalizmi Mustafa Kemal’ i, Çanakkale’deki direncin, istilacılara karşı verilen ilk Kurtuluş savaşının, sermayeye karşı emeğin safında bir kötülük simgesi olarak algılamaktadır.

     Son dönemlerde kıdemli CIA ajanlarının, ABD’ nin kimi sivil ve askeri yetkililerinin, bazı AB sözcülerinin Atatürk’ ün resimlerinin kamu binalarından indirilmesi, heykellerinin ortalıktan kaldırılması istemleri yukarıdaki soruların emperyalizm açısından cevabıdır.

     Asıl istenen Türkiye Cumhuriyeti’ nin kuruluş felsefesinden, Anayasal metinlerden, rejimin ideolojik temellerinden Atatürk’ ün silinmesiyle, ulus devletten federasyona geçişte, günümüz emperyalizminin Türkiye’ ye biçtiği role uygun hale dönüştürülmede en büyük engelin ortadan kaldırılmasıdır.

     Teokratik kafalar, etnik saplantılılar için Atatürk, bağımsız ulus devletten ümmete, kabile- klan ayrışmasına, Lozan zaferinden Sevr teslimiyetine dönmenin en büyük engelidir.

     Mütareke münevverlerinin günümüzdeki mirasçıları numaralı cumhuriyetçiler, emperyalizmin kiralık kalemleri Türkiyeli aydınlar içinse bir utanç aynasıdır. Onlara omurgasızlığı, köksüzlüğü, ulusa, ülkeye ihaneti, onursuzluğu hatırlatan bir simgedir Atatürk.

     Milli olmaktan çoktan çıkıp, küresel sermayenin sermayesine dönüşmüş Türkiyeli sermaye içinse artık kurtulunması gereken bir yüktür. 

     Atatürk’ü ülke kurtarıcı, devlet kurucu, mazlumların onur simgesi, halkının kahramanı olmaktan çıkarıp sıradanlaştırarak, diktatörlük, kişilik zaafları, yalnızlık, vefasızlık sarmalıyla duman altı etmek gibisinden gri taarruzun ilginç örnekleri sahnelenmektedir günümüzde.

         Atatürk’ün özel yaşamı, kişiliğinin bilinmez dehlizlerinde gezinme bahanesiyle sureti haktan görünerek yapılan saldırılarla Türk halkının gönlündeki, kafasındaki Atatürk algısını sinsice değiştirmek isteyenler başaramayacaklar.

        Kendi hasta kişiliklerinin, gerçekleri yok sayan duman altı olmuş kafaların ürünü, sermaye destekli yazılı ve görsel çalışmalar, Türk ulusunun onur simgesi Gazi Paşasına, Atatürk’üne sevgisinin artmasından, bıraktığı mirası koruma azminin bilenmesinden başka bir sonuç doğurmayacaktır.

        İstanbul Barosu, aramızdan ayrılışının 70 yılında büyük önderi, bağımsız yargının ancak bağımsız bir ülkede gerçekleşebileceğinin bilinciyle anarken, Atatürk Türkiye’ sinde Atatürk devrimlerinin korunmasının hukuksal mücadelesini aynı kararlılıkla sürdüreceğini kamuoyuna saygıyla duyurur..

                                                      İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Kategori:Haberler
Yüce Önder Atatürk’Ü Saygı İle Anıyoruz... | İstanbul Barosu