Yılbaşı gecesi, İstanbul Taksim meydanında bazı turistlere yönelik olarak geliştirilen cinsel amaçlı hareketler ile daha sonra bu fiile yönelik uygulanan yaptırım, kamuoyunda tepkilere yol açmıştır.
İstanbul Barosu olarak, bu tepkileri haklı bulmaktayız. Bu kanaatimiz, eylemin doğru biçimde tavsif edilmemesinden kaynaklanmıştır.
Yazılı ve görsel basından izlenen eylem, TCK tanımı itibariyle “ taciz” suçunu değil, “cinsel saldırı” suçunu oluşturmaktadır. Cinsel taciz suçunda, vücut bütünlüğüne dokunulmadan, cinsel nitelikli davranışlarla rahatsızlık tanımlanmaktadır. Oysa eylem vücut dokunulmazlığının açıkça ihlal edildiği cinsel saldırı suçudur. Hatta birden fazla kişi tarafından işlenmesi nedeniyle suçun nitelikli hallerinden sayılması gerektiği de son derece açıktır.
Bu son saptama, kanımızca anılan suçun takibinde şikâyet koşulunun aranmasına da gerek bulunmadığını anlatmalıdır. Her ne kadar, cinsel saldırı suçunun soruşturması için “şikâyet” gerekmekte ise de, suçun nitelikli olması halinde, ayrıca şikâyete gerek bulunmamalıdır. Aksi görüş ceza adaleti ile bağdaşmaz.
Öte yandan bu eylemin Kabahatler Kanunu 37. madde çerçevesinde değerlendirilmesi ve para cezası ile karşılanması, eylemin oluşu ile de ceza adaleti ile de bağdaşmamaktadır.
Sonuç itibariyle; bir hukuk kurumu olarak, söz konusu olayın kamuoyundaki haklı tepkisini paylaşmakta olduğumuzu kamuoyunun bilgisine sunarız.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI