İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

“Yaşam Hakkı ‘Kuşku’ İle Yok Edilmektedir"

Son yıllarda siyasi ekonomik kültürel ve sosyal politikalarda hızlı değişimler yaşanmakta ve hemen tüm yasalarda değişiklik yoluna gidilmektedir. Bugünün ve geleceğin hukukunun yaratıldığından bahsedilmektedir.

“Yaşam Hakkı ‘Kuşku’ İle Yok Edilmektedir"

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Yaşam hakkı ‘kuşku’ ile yok edilmektedir" Yapılan açıklamalar ise inandırıcı olmaktan öte, dehşet vericidir”

 

Son yıllarda siyasi ekonomik kültürel ve sosyal politikalarda hızlı değişimler yaşanmakta ve hemen tüm yasalarda değişiklik yoluna gidilmektedir. Bugünün ve geleceğin hukukunun yaratıldığından bahsedilmektedir. Ancak yaşanan bir takım, toplumsal tepki duyulmasına yol açan olgular ile bu gelişmelerin yapay olduğu,sindirilmediği sonucu ortaya çıkmaktadır.

 

21. Kasım 2004 tarihinde Mardin’in Kızıltepe İlçesinde 31 yaşındaki Ahmet Kaymaz ve oğlu 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ın  eylem hazırlığında oldukları gerekçesi ile polislerce öldürülmesinin ertesinde “ teröristlerle çatışma “ şeklinde açıklama yapılması inandırıcı olmaktan öte dehşet vericidir. Aksi kanıtlanıncaya kadar herkesin masum sayıldığına dair tüm hukuksal düzenlemelere rağmen yaşama hakkı “kuşku” ile yok edilmektedir. 12 yaşındaki Uğur’un üzerinden 13 kurşun çıkarılmıştır. Basındaki haberlere göre polisler “ karanlıkta koca adam gibiydi” açıklamasını yapmışlar ve yanında uzun namlulu silah bulunmuştur.

 

Ülkemizde yeni bir Türk Ceza Yasası kabul edilmiştir.Bu yasa uyarınca ceza sorumsuzluk yaşı 12 olarak belirlenmiştir. Türkiye Baroları Çocuk Hakları Komisyon ve Merkezleri ise bu yaşın 14 e çıkarılması yolunda çalışma yapmaktadır. Hal böyle iken ceza sorumsuzluğu yaşında olan bir çocuk devletin hiçbir kişi ve kurumunca “ terörist “ nitelendirilmesine tabi tutulmaz. Bu konuda basının, polisin, devlet adamlarının ve hele adli merci içinde bulunanların mutlak bir özen göstermesi gerekmektedir.

 

Son dönemde özellikle çocukların birbirine ve başkalarına dair uygulamış oldukları şiddette ciddi artış olmuştur. Tüm kişi ve kuruluşlar çocukların şiddetten uzak kalmasından sorumludurlar. Bu konuda ulusal politikalar oluşturulmak zorunludur. Çocuk Hakları Sözleşmesinin 40. maddesinde “taraf devletler hakkında ceza yasasını ihlal ettiği iddia edilen ve bu nedenle itham edilen ya da ihlal ettiği kabul edilen her çocuğun; çocuğun yaşı ve yeniden topluma kazandırılmasının ve toplumda yapıcı rol üstlenmesinin arzu edilir olduğu hususları göz önünde  bulundurularak, taşıdığı saygınlık ve değer duygusunu geliştirecek ve başkalarının da insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duymasını pekiştirecek nitelikte muamele görme hakkını kabul ederler.”Hukukçuların temel görevi  hukuk devleti gereklerinin yerine getirilmesi, toplumdaki her bireyin insan haklarına saygılı hukuk koruması altında olması için çaba göstermektir. Vicdanlarımızın kararmasını engellemek ve hukukun üstünlüğünü sağlamak amacıyla tüm kişi kurum ve kuruluşları  görevlerini yapmaya çağırıyoruz.

 

 

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Kategori:Haberler