Yargıya Karşı Oluşturulan Güvensizlik,Yargı Darbesini Değil, Darbe Yargısını Getirir
Geçtiğimiz hafta içinde Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonuna sunulan Türkiye Raporunun görüşmeleri sırasında, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk tarafından yapılan değerlendirmeler, İstanbul Barosu tarafından kaygıyla not edilmiştir.

Geçtiğimiz hafta içinde Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonuna sunulan Türkiye Raporunun görüşmeleri sırasında, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk tarafından yapılan değerlendirmeler, İstanbul Barosu tarafından kaygıyla not edilmiştir.
Ülkemizdeki siyasal gündemi yorumlamakla görevli olduğu bilinen Lagendijk tarafından bu kez yapılan yorumlar, rencide edici boyutlara vardırılmıştır. Türkiye’de siyasi sürece “yargı darbesi” yapıldığının iddia edilmesi ve Türkiye’de “yargı imajının” çok kötü olduğunun vurgulanması, taslak rapor değerlendirmesinin boyutlarını aşan bir eleştiri niteliğindedir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görevi gereği olarak açtığı dava ile ilgili yapılan bu değerlendirme, özü itibariyle Anayasa Mahkemesini etkilemeye yönelik açık bir müdahaledir. Dava ile ilgili olarak henüz bir karar oluşmadan, sadece açılmış olmasını “yargı darbesi” olarak niteleyenlerin, kararla ortaya çıkması muhtemel hukuksal ortamı biçimlendirme gayreti içinde oldukları anlaşılmaktadır.
“Yargı darbesi” gibi ağır bir ifade ile betimlenen somut durumun hukuksal bir gerçekliğinin olmadığı da son derece açıktır. Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce verilmiş bulunan Refah Partisi kararının AİHM nezdinde de incelenmiş ve Sözleşmeye aykırı bulunmamış olması karşısında yapılan bu değerlendirme, hukuken dayanaksız bir iddia konumundadır.
Joost Lagendijk tarafından kullanılan sözcüklerin hukuk dünyamızda ifade ettiği ağır tahribatın Sayın Adalet Bakanı için özel bir duyarlılık gerektirmesine karşın, bu beyan karşısında “sessiz kalınmış” olmasını anlamakta da güçlük çekiyoruz. Geride bıraktığımız 3 güne rağmen Bakanlıktan bir açıklamanın yapılmamış olmasını, hukuksal sahiplenme görevinin, siyasal etkileşimlere feda edildiği şeklinde yorumlanması kaçınılmaz bir sonuçtur.
Darbeleri önleyen en etkili güç yargıdır. Yargı ve darbe sözcüklerini mutlaka bir araya getirmek gibi bir özel gayrette tatmin aranacak ise, bunun sıralaması değiştirilmelidir. Çünkü yargıya karşı oluşturulan güvensizlik ortamı, yargı darbesini değil, darbe yargısını getirir. Siyasal bunalımlardan çıkışın yargı tarafından sağlanamadığı yakın siyasal tarihimizde darbe yargılarının bedelleri ödenmiştir.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


