Yargı Siyasallaştırılmaya Çalışılıyor
Hükümetin, Yargı üzerinde bir süredir oluşturmaya çalıştığı baskının uzantısı olarak, son kez Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda yaşanan gelişmeler, ciddi sonuçlar doğuran bir müdahale noktasına ulaşmıştır.

Hükümetin, Yargı üzerinde bir süredir oluşturmaya çalıştığı baskının uzantısı olarak, son kez Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunda yaşanan gelişmeler, ciddi sonuçlar doğuran bir müdahale noktasına ulaşmıştır.
Dilediği biçimde atama yapamayacağını düşünen Hükümet, bir Anayasal Kurum olan HSYK’nu kilitlemek amacındadır. Sadece bu amaç bile, yürütme erkinin yargıda kadrolaşmaya yönelik çabalarını gösteren yeterli bir kanıttır.
Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay’daki yargıç atamalarının aylardır yapılmaması karşısında, Kurulun üyeleri tarafından yapılan açıklama ve zorunlu olarak geliştirilen tavır son derece de haklı bir hukuk arayışıdır. İstanbul Barosu olarak hukuk devletine olan inancımız ve hukukun üstünlüğü kavramına yüklediğimiz anlam ile yargı bağımsızlığı kavramı nedeniyle, Kurul Üyelerinin bu tavrını desteklemekteyiz.
Esasen bu uygulamanın, yargıç atamalarının yapılmaması olarak biçimlenen konumu aşan bir boyutunun bulunduğunu düşünüyoruz. Uzun bir süreçten bu yana, Hükümet tarafından planlı bir kadrolaşmanın etkin uğraşları her alanda gözlenmekte idi. Yüksek Yargı Organlarına ilişkin yaklaşımlar ve o arada yaşanan olaylar, bu senaryonun bir parçası olarak başlatılmış, İstinaf Mahkemelerinin Kuruluşu ile ilgili düzenleme de bu amacın bir bahanesi olarak gündeme getirilmiştir. Son kez YARSAV’ın kapatılmasına yönelik çabalar da aynı senaryonun bir başka unsurudur.
Hükümetin yargı üzerindeki etkinlik oluşturma çabaları, sadece yargıç ve savcılarla kısıtlı olmayıp, aynı zamanda avukatların bağımsızlığını ihlal eden bir çerçeveyi de içermektedir. Son kez 5560 Sayılı Yasa gereğince yürürlüğe konulan Yönetmelik ile, uğrunda yıllar boyunca mücadele verilen bağımsızlığımız da anlamsız kılınmak istenmiştir.
Büyük bir üzüntü ile ifade etmek isteriz ki; 21 Mart 2007 tarihi itibariyle (bugün) ,
Yürütme Erkinin Yargı Erki üzerindeki baskılarına direnen HSYK, bu baskıyı açıkça “yasa dışı” olarak nitelemekte ve ülkemizin yargıç ve savcıları bu olguya karşı direnmektedir.
Yürütme Erkinin Yargı Erki üzerindeki baskılarına direnen Yargıç ve Savcıların örgütü konumunda bulunan YARSAV kapatılmak istenmekte ve etkisizleştirme süreci işletilmektedir.
Yürütme Erkinin Yargı Erki üzerindeki baskılarına direnen avukatlar, 61 Baronun uyguladığı eylemlilikleri ile bağımsızlıklarına yönelik uygulamalara karşı durmaktadırlar.
Anayasasında, Hukuk Devleti ve Hukukun Üstünlüğü ibareleri taşıyan bir ülke için bu gelişmelerden herhangi birisi bile, doğal karşılanamaz ve yürütmenin tasarrufu olarak yorumlanamaz.
İstanbul Barosu olarak, Hükümetin yargıdan elini çekmesini talep ediyoruz. Hukuk Dünyasında yaşayan ve o dünyayı yaşatanlar olarak, aksine bir tutumda devam edilmesinin nasıl sonuçlar doğurduğunun örneklerinin hukuk tarihinin yazılı belgeleri arasında bulunduğunu anımsatırız.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


