İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

"Yargı Herkes İçin Gereklidir"

İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu, MİT-Yargıtay-Çakıcı ekseninde günlerdir medyaya ve kamuoyuna yansıyan iddialar hakkında bir basın toplantısı düzenleyerek değerlendirmeler yaptı.

"Yargı Herkes İçin Gereklidir"

   
İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu, MİT-Yargıtay-Çakıcı ekseninde günlerdir medyaya ve kamuoyuna yansıyan iddialar hakkında bir basın toplantısı düzenleyerek değerlendirmeler yaptı.

  "Günlerdir gazete sayfalarında MİT-Yargıtay- Çakıcı ekseninde suçlamaları ıçeren haberler yer aldı. Bu ağır suçlamaların kaynağı olarak da telefon görüşmeleri gösterildi. Taraflar iddialarla ilgili açıklamalarda bulundu. Değişik yorumlar yapıldı. İktidara yakın bazı yazarlar  ve siyasiler bu olayı bahane ederek yargıya güvenilemiyeceği ve yargı bağımsızlığının savunalamayacağı kuşkusunu yaratmaya çalıştılar. Diğer yandan Susurluk kazasından sonra bile MİT’le  mafya arasındaki bağlantıların koparılamadğı, ilişkilerin yargıyı etkilemeye kadar taşındığı bu olayla ortaya çıkmıştır. MİT müsteşarının “artık Çakıcı ile ilişkimiz kalmamıştır”açıklaması ilişkilerin varlığını  göstermektedir.

 

Sanığın kaçışının gerçek sorumlusunun MİT ve Emniyet olduğu ortada iken, dürüstlüğünden kuşku duymadığımız Yargıtay Başkanını  yurdışına kaçışın sorumlusu olarak göstermek gayretleri büyük bir haksızlıktır. Yargıyı hedef almaktır. Ancak Yargıtay Başkanının MİT mensubu ile yargılamaya ilişkin görüşmeyi kabul etmesi de hatadır. Yargı bağımsızlığı ve yargı etiği ile bağdaşmayacağını kabul etmek gerekir.

 

Demokratik, laik hukuk devletınde yargı herkese gerekır. Yargıç için de gerekir. Meslektaşlarımızın da içinde bulunduğu Neşter operasyonu davası açılmış, yargılama başlatılmış iken, dolaylı telefon görüşmeleri ile olaya karışmış oldukları iddia edilen bazı yargıtay üyelerinin hakkında suçlama kanıtı olarak gösterılen telefon görüşmeleri hukuka aykırı elde edilmiş olduğu nedenini ileri sürerek yargıdan kaçınılmasını doğru bulmadığımızı, deliller konusundaki kararı mahkemenin vermesinin doğru olacağını da belirtmek isteriz.

 

Yargıda görev alanlar, yargının tarafsızlığından kuşku duyulmasına neden olacak davranışlardan kaçınmalı, yargının bağımsızlığını zedeleyecek, örseleyecek baskılara, dolaylı da olsa müdahalelere asla izin vermemelidir.Bu da yargının bağımsızlığı ve yargıcın güvencesinin sağlanması ile mümkün olabilir. Yargımız gerçekten bağımsız değil. Bu nedenle yargıç da güvenceli değil.

 

Olayın bir boyutu da telefon konuşmalarının dinlenmesi konusudur. Tüm Demokratik ülkelerde olduğu gibi Anayasamızın 22. maddesinde herkesin haberleşme özgürlüğüne sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hükme bağlanmıştır. Ancak bazı suçların işlenmesi sözkonusu olduğunda ve kanıtların belirlenmesinde zorluğa düşüldüğünde, hakim kararı ile telefon konuşmalarının dinlenebileceği yasalarla düzenlenmiştir.

 

 

 

Ülkemizde telefonla haberleşme özgürlüğü 4422 sayılı yasanın 1. maddesindeki suçlarla ilgili olmak üzere 2. maddesinde telefon dinlenmelerinin ancak mahkeme kararı ile belli bir süreye bağlı olarak verilebileceği  belirtilmiştir. Hangi koşullar altında telefonların dinlenmesinin istenebileceği ve dinlenen telefon konuşma bantlarının deşifre edilip mühür altında mahkemelere sunulacağı açıkça belirlenmiştir. Ayrıca telefon dinlenmesinin komisyonda görüşülmeye başlanan CMUK yasa tasarısının 107-110. maddelerinde yeniden düzenlemeye tabi tutulmuş ve keyfi telefon dinlemelerinin önlenmesine yönelik katı kurallar öngörülmüştür. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinde ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihat kararlarında ayrıca telefonu dinlenen kişiye bilgi verilmesi koşulu da yer almaktadır.

 

Yasaya göre, telefon görüşmeleri dinlenecek kişinin telefon numarası açıkça belirlenerek hangi suç için dinleme yapılacağının talepte belirtilmesi ve mahkeme kararı alınması gerekir. Oysa hukuk dışı yapılan dinlenmelerin bunları yapanlarca nasıl değişik amaçlarla kullanıldığı, çıkara dönüştürülmeye çalışıldığı, kişilerin özel hayatlarının içine girildiği, hatta siyasi amaçlarla ve kurumlar arası çatışma silahı olarak kullanıldığı kuşkusu daha önce de yaşanmıştır. Aslında keyfi telefon dinlemeleri insan haklarına dayalı demokrasilerin değil totaliter rejimlerin silahıdır.

 

Telefon dinlenmelerinde yasal kurallara uyulmadığı, bir telefon için mahkemeden alınan kararla o telefonla konuşan tüm kişilerin konuşmalarının dinlendiği, yasa gereği deşifre edilip mühürlenip mahkemeye teslim edilmesi gereken bant içeriklerinin yasalara aykırı olarak basına sızdırıldığı görülmüştür. Hukuk dışı bu uygulamaya sessiz kalınması, hatta bazılarınca hoş görülmesi gerçekten bizi endişeye düşürmektedir.

 

Böyle bir davranış hukuk dışıdır. İtalya'nın eski Başbakanlarından Bettina Craxi, telefon konuşmalarının dinlenmesi ve kamuoyuna sızdırılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, bizim de yetkisini kabul ettiğimiz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvuruyu Mahkeme haklı bularak İtalya Devletini tazminat ödemeğe mahkum etmiştir. Hukuka uyulmamasına seyirci kalınmamalıdır.

 

Şunu açıça belirtmek isteriz ki; kurumlarda önemli görevler üstlenmiş kişiler yapılan suçlamanın hesabını yargı önünde vererek aklanmalı, uğradığı haksız suçlamalara karşı yargı önünde hesap sorma rahatlığını yaşamalıdır.        

 

Yargının adalet arayan herkesin başvuracağı bir kurum olduğu asla unutulmamalıdır.

 

Saygılarımızla."

 

                                                         İstanbul Barosu Başkanlığı

 

 

Kategori:Haberler