“Yargı Araç Haline Getiriliyor” – İstanbul’da “Yargının Araçsallaştırılması: Güncel Sorunlar – II Sempozyumu”

İstanbul Barosu ile Türkiye Barolar Birliği tarafından düzenlenen “Yargının Araçsallaştırılması: Güncel Sorunlar – II Sempozyumu” İstanbul’da başladı.
Hukuk çevrelerinin yoğun ilgi gösterdiği sempozyumun açılışı, yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti tartışmalarına damga vuran açıklamalara sahne oldu.
Kaboğlu: “İstanbul, adaletsizliklerin merkezi haline getirildi”
Sempozyumun açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu, sempozyumun İstanbul’da yapılmasının önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“İstanbul Barosu sırf hukuk hakkını istediği için yargılanıyor. İstanbul, adaletsizliklerin merkezi haline getirilmiştir.”
2017 anayasa değişikliklerine de değinen Kaboğlu, bu sürecin kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırdığını belirtti:
“Devlet başkanlığı ve hükümet yetkilerinin tek kişide toplandığı bir dönem başladı. Bu, anayasal denge ve denetim mekanizmalarının tasfiyesi anlamına gelmektedir.”
Kaboğlu, son yıllarda hukukun sistematik biçimde araçsallaştırıldığını belirterek özellikle üç “füzyon” sürecine dikkat çekti:
Kişi–parti–devlet birleşmesi
Din–devlet ilişkilerinin iç içe geçirilmesi
Devlet–toplum sınırlarının aşındırılması
Bu sürecin sonucunda anayasanın temel hükümlerinin “fiilen boşaltıldığını” söyleyen Kaboğlu, görevden alma ve atama işlemlerinin dahi anayasa dışı hale geldiğini ifade etti.
“Hukuk savaş aracına dönüştürülüyor”
Kaboğlu, özellikle son dönemde muhalif kesimlere yönelik uygulamalara dikkat çekerek “Hukuk, bir hak arama aracı olmaktan çıkarılıp bir savaş aracı haline getirilmek isteniyor” dedi.
“Düşman hukuku” ve “yandaş hukuku” ayrımına işaret eden Kaboğlu, hukuk devletinin temel ilkesinin ortadan kaldırıldığını vurguladı.
Sağkan: “Sorun teknik değil, sistemin kendisi hedefte”
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Erinç Sağkan ise konuşmasında yargının araçsallaştırılmasının artık bir “tespit” değil, acil bir uyarı olduğunu belirtti:
“Karşımızdaki mesele hukukun teknik bir arızası değil, doğrudan varlık sebebine yönelik bir müdahaledir.”
Sağkan, hukuka aykırı uygulamaların giderek “normalleştirildiğini” ifade ederek, yurttaşların özgürlüklerinin sistematik biçimde aşındırıldığına dikkat çekti.
“AYM ve AİHM kararlarının uygulanmaması ağır ihlaldir”
Ulusal ve uluslararası yargı kararlarının uygulanmamasını sert sözlerle eleştiren Sağkan “Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının yok sayılması, hukuk sistemimizin bütünlüğünü temelden sarsmaktadır” dedi.
Sağkan, yargının siyasi amaçlara hizmet eder hale gelmesinin doğrudan demokrasiye zarar verdiğini vurguladı.
Tutukluluk tartışması: “Bu sürecin yargılamaya katkısı ne?”
Konuşmasında uzun tutukluluklara da değinen Sağkan, özellikle kamuoyunun yakından takip ettiği dosyalar üzerinden sorular yöneltti:
Tutukluluğun somut gerekçesi nedir?
Hangi delillerin karartılması engellenmiştir?
Adli kontrol neden yeterli görülmemektedir?
Bu soruların yanıtlanmamasının, toplumun hukuka olan güvenini zedelediğini ifade etti.
“Savunma susturulmak isteniyor”
Sağkan, avukatlara ve barolara yönelik baskıların artmasına da dikkat çekerek “Tarih boyunca hukuksuzluğun karşısındaki en büyük güç savunma makamı olmuştur. Bu nedenle bugün de hedef halindedir” dedi.
Sempozyum 2 gün sürecek
İki gün sürecek sempozyum, yalnızca akademik bir tartışma zemini değil; aynı zamanda yargı bağımsızlığı, hukuk devleti ve temel haklar açısından kritik bir uyarı platformu olarak öne çıkıyor.


