“Varlık Barışı” Yasası Tartışıldı
İstanbul Barosu Vergi ve İdare Hukuku Merkezi ile İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesince düzenlenen panelde kamuoyunda “Varlık Barışı” yasası olarak bilinen “5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun” ele alındı.

İstanbul Barosu Vergi ve İdare Hukuku Merkezi ile İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesince düzenlenen panelde kamuoyunda “Varlık Barışı” yasası olarak bilinen “5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun” ele alındı.
Panel, 9 Şubat 2009 Pazartesi günü saat 13.30 – 18.00 arasında Eminönü’ndeki İstanbul Ticaret Üniversitesi İsmail Özaslan Konferans Salonunda gerçekleştirildi.
Panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, söz konusu yasanın gerçek ve tüzel kişilerce sahip olunan menkul kıymetlerin Türkiye’ye getirilmesini taşınmazların kayda alınması suretiyle milli ekonomiye kazandırılmasını; sahip olunan söz konusu kıymetlerin banka ve aracı kurumlara ya da vergi dairelerine bildirilmek ve cüzi bir oranda vergi ödenmek suretiyle kayda alınmasını ve yapılan beyanlardan hareketle inceleme ve soruşturma yapılmamasını öngördüğünü bildirdi.
Gelirler ve kurumlar vergisi mükelleflerinin yurt içinde sahip oldukları varlıkları işletmelerine sermaye olarak koymalarının söz konusu yasayla teşvik edildiğini belirten Aydın, yurt dışında bulunan ve yukarıda sayılan varlıkların beyan edilen değerleri üzerinden %2, Türkiye’de bulunan kıymetlerin beyan edilen değerleri üzerinden ise %5 oranında vergi ödenmesinin de yasada yer aldığını kaydetti.
Aydın, yasanın adında “Milli Ekonomi” ibaresinin yer aldığını, oysa Türkiye’de bankaların %50’den fazlası sigorta şirketlerinin, %70’e varan kısmının da yabancılara ait bulunduğunu, bu nedenle “Milli Ekonomi”den söz edilemeyeceğini bildirdi.
Açılışta konuşan Gelir İdaresi Başkanı M. Akif Ulusoy, panelde ortaya atılacak ilginç görüşlerden yararlanacaklarını, yasanın bir fırsat olduğunu, varlıkları yurt dışından getirme külfeti karşılığında elde edilecek değerin daha çok olacağını belirtti.
Paneli yöneten Gelir İdaresi Emekli Başkanı Osman ARIOĞLU, 5811 sayılı yasanın ekonomik kriz dikkate alındığında kaynak yaratmaya yönelik bir yasa olduğunu, yasanın doğru anlaşılması gerektiğini, normal zamanda böyle bir yasanın yapılmasına en başta kendisinin karşı çıkacağını anlattı.
Vergi Konseyi Başkanı Mustafa Uysal, finansal krizin ABD kaynaklı olduğunu, bu ülkedeki büyük finansal kuruluşların battığını, gelişmiş ülkelerin adaletsiz yapısından oluşan “saadet zinciri”nin koptuğunu ve bunun tüm dünya ülkelerini etkilediğini bildirdi.
Böyle bir ortamda önlem almak zorunda olan ülkelerin mevduatlara güvence getirdiklerini belirten Uysal, bu aşamada Maliye Bakanlığının da finans sorununu aşmak amacıyla söz konusu yasayı hazırladığını, Gelir İdaresinin çok güçlü bir veri tabanı ve bilgi akışına sahip bulunduğunu, yasanın beklentileri gerçekleştirmesi dileğinde bulunduğunu söyledi.
İstanbul 6. Vergi Mahkemesi Başkanı Hasan Erdem, “milli ekonomi” konusunda Baro Başkanının görüşüne katıldığını, yasanın bir ihtiyaç üzerine çıkarıldığının görüldüğünü, ancak yurt dışından getirilen varlıkların daha sonra yurt dışına nasıl çıkabileceği yolunda bir açıklık bulunmadığını, varlıkların “kanaat verici bir belgeyle” ispat edilmesinin gerektiğini, eğer yasa beklentileri gerçekleştirebilirse ekonomiye yararlı olabileceğini savundu.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Vergi Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihal Saban, 5811 sayılı yasanın ekonomik krizden önce planlandığını, kriz bahane edilerek alelacele çıkarıldığını ve bu yasanın kara paranın aklanması için çıkarılmış bir af yasası olduğunu, bunu 6 maddelik yasanın 200 sayfalık tutanağındaki tartışmalardan anlamanın mümkün olduğunu söyledi.
Sık sık af yasası çıkarılmasının “demokratik meşruiyet” kavramını zedelediğine dikkat çeken Saban, güç ve iktidar ilişkilerinin hukuk kavramını ustaca kullanarak çıkar yasaları oluşturabildiğinin altını çizdi.
Yurt dışından getirilecek varlıklardan %2, Türkiye’deki varlıklardan %5 vergi alınmasının Anayasanın 73. maddesinde belirtilen eşitlik ilkesine aykırı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Saban, “Beyan edilecek varlıklar hakkında hiçbir inceleme yapılmamasının nasıl bir adalet anlayışı olduğunu da anlayamadım. Bu yasa benim vicdanımı sızlatmıştır” dedi.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Tayfun Aktaş, 5811 sayılı yasanın bir siyasi tercih olduğunu, gemi su almaya başlayınca bu yola başvurulduğunu, ancak nasıl uygulanacağına bakmak gerektiğini bildirdi.
Yasayı “özel, fakat yanlış kurgu ile hazırlanmış bir kanun” olarak tanımlayan Aktaş, bu yasanın pek çok eksiklerinin bulunduğunu, idarenin de bunu gördüğünü ve tebliğle gidermeye çalıştığını, ancak bunun da yetmeyeceğini, açıklayıcı ikinci bir düzeltme tebliğinin de beklendiğini kaydetti.
Normal zamanda yurt dışına giden varlıkların Türkiye’de faizler çok yüksek olduğu için yabancı sermaye olarak ülkeye geldiğinin altını çizen Aktaş, “diyelim ki, bu varlıkların Türkiye’ye getirilmesi için beyan edildi, ancak getirilmedi, o zaman ne olacak? Bu beyan karşısında ne yapılacak” diye sordu.
Bu yasa yüzünden vergi mahkemelerine çok iş düşeceğini hatırlatan Aktaş, beyan edilen varlıklar hakkında hiçbir zaman ve hiçbir amaçla inceleme yapılmaması üzerinde ısrarla durdu ve bu tür varlıkları olan herkesi bu maddeden yararlanmaya davet etti.
Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı Bülent Taş, 5811 sayılı yasayla, işletmelerin finansman ihtiyaçlarına yardımcı olmasının, bazı varlıkların ve taşınmazların Türkiye’ye getirilerek kayda alındıktan sonra ekonomiye kazandırılmasının amaçlandığını söyledi.
Türkiye’deki bazı varlıkların da kayda alındıktan sonra işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirileceğini belirten Taş, yasanın bazı eksikliklerinin bulunabileceğini, ancak boşluklarının bulunduğuna inanmadığını bildirdi.
Taş, Gelir İdaresinin bilgiye ulaşmada güçlü olanaklara sahip olduğunu, pek çok ülkeyle “bilgi değişimi” anlaşmaları yaptıklarını kaydetti.
Taş, 5811 sayılı yasanın nasıl uygulanacağı hakkında geniş açıklamalar yaptı.
Daha sonra panelin soru-cevap bölümüne geçildi. Bu bölümde panelistler katılımcıların çeşitli sorularını yanıtladılar. Oturum sonunda panelistlere birer plaket verildi.


