Ulusal Egemenlik Ve Anayasalarımız
İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezince (CUMER) düzenlenen “Ulusal Egemenlik ve Anayasalarımız” konulu panel

İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezince (CUMER) düzenlenen “Ulusal Egemenlik ve Anayasalarımız” konulu panel 19 Nisan 2013 cuma günü saat 16.30-19.30 arasında Orhan Adli Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.
Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek, son on yılda sivilleşme söylemli diktatoryal bir tavrın etkisine giren Türkiye’de en fazla anayasa ihlali ve hukuksuzlukların bu dönemde yapıldığını söyledi.
Türkiye’nin kurucu felsefesinin halkın bilincinden silinmeye çalışıldığını belirten Özbek, Atatürk resimlerinin duvarlardan indirildiği, TC simgesinin tabelalardan çıkarıldığı, Türk kelimesinin ağza alınmaktan çekinildiği bir dönem yaşandığını bildirdi. Alt kimliklerin, etnik kimliklerin öne çıkarıldığı bir dönemde bölünme anayasası hazırlama çalışmaları yapıldığına işaret eden Hüseyin Özbek, ABD’nin BOP Projesiyle dayattığı bu sömürge hukukunu Türk Ulusunun kabul etmeyeceğini ve halkın Damat Ferit zihniyetinin ürünü olan eski Sevr’i yaşama geçirmeye çalışan yeni Damat Ferit’leri de reddedeceğini anlattı.
Paneli yöneten CUMER Başkanı Av. Ertuğrul Kazancı, egemenlik erkinin bir ulusun namusu olduğunun altını çizdi ve hurafe ve safsatalarla ulusal egemenliğe engel olmak isteyenlere halkın en güzel dersi vereceğini söyledi.
Panelde konuşan Maltepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâpları Tarihi Enstitüsü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Orhan Çekiç, ‘Atatürk ve Ulusal Egemenlik’ konulu görsel bir sunum yaptı. Fransız ihtilalı öncesinden günümüze ulusal egemenlik kavramındaki gelişmeleri anlatan Çekiç, Atatürk’ün ulusal egemenlik sözlerini hatırlattı ve Türk Milletinin bütün özlemlerinin Türkiye Büyük millet Meclisinde şekillendiğini, Meclisin de Türk Milletine karşı bir sorumluluğunun bulunduğunun altını çizdi.
Önceki Turizm ve Tanıtma Bakanlarından Gazeteci-Yazar Av. Dr. Alev Coşkun, Atatürk milliyetçiliğin bir ırk sorunu değil yurt sorunu olduğunu belirtti. Ulusal egemenlik anlayışının Amasya Genelgesinde anlamını bulan ‘ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararlılığı kurtaracaktır’ ilkesine dayandığını ve bunun bir ihtilal bildirisi olduğunu kaydeden Coşkun, bu anlayışla girişilen Kurtuluş Savaşı’nın da bir ‘isyan’ hareketi olduğunu bildirdi. Ulusal kurtuluş savaşının hem ülkeyi işgal etmek isteyen düşmana, hem iç isyanlara, hem de İstanbul Hükümetine karşı yürütüldüğünü belirten Alev Coşkun, Savaşın sona ermesinden sonra henüz Lozan Barış Antlaşması imzalanmadan ihtilal meclisinin hazırladığı 1921 anayasası ile 1924 Anayasasının özellikleri hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulundu.
Önceki Devlet Bakanlarından Av. Önay Alpago, genel başkanların seçtiği ve halkın onayladığı milletvekillerinden oluşan ve ulusal egemenliği yansıtmayan bugünkü TBMM’nin yeni Anayasa yapamayacağını söyledi. Alpago, kıyametin Anayasanın ilk dört maddesinden kaynaklandığını, suyu tersine çevirmek isteyenlerin ilk dört maddeyi değiştiremeyeceklerini anlayınca yeni anayasa yapmaya kalktıklarını bildirdi.
Anayasadaki kuvvetler ayrılığının kuvvetler birliğine dönüştürüldüğünü, laikliğin sulandırıldığını, demokrasinin içinin boşaltıldığını, sosyal devlet ilkesinin rafa kaldırıldığını belirten Önay Alpago, sıranın karşı devrim anayasasını yapmaya geldiğini, etnik temele dayalı, emek düşmanı ve bölücü bir anayasayla kulların ümmetinin hedeflendiğini, ancak Türk ulusunun bu etnik bölünmeye izin vermeyeceğini sözlerine ekledi.


