Uğur Mumcu Basın Açıklaması
Halkın kollektif vicdanının katlinden bu yana 20 yıl geçti. Yazdıklarıyla, yaptıklarıyla,

Halkın kollektif vicdanının katlinden bu yana 20 yıl geçti. Yazdıklarıyla, yaptıklarıyla, yaşamı boyunca verdiği mücadele ile Uğur Mumcu için kullanılabilecek en uygun tanım halkın vicdanı sözcüğüdür. Öncelikle Uğur Mumcu akademik disiplinden gelen seçkin bir hukukçudur. Üniversite özerkliğinin, demokrasinin, hukuk devletinin, düşünce özgürlüğünün yılmaz savunucusudur. Bu sayılanların eksiksiz uygulanıp yaşanabilmesinin ön koşulunun özgür, bağımsız bir vatan olduğunun bilincindedir.
Kısa süren akademik yaşamında olsun, ömrünün sonuna kadar sürdürdüğü gazetecilik uğraşında olsun hakkın ve haklının safında hukuk kavgası verdiğini görürüz. Kurtuluş Savaşıyla ulaşılıp Lozan’da tescillenen ulusal bağımsızlığın, laik demokratik düzenin manevi mirasçısı, sakıncalı piyadesiydi.
Mazlumların safında, emperyalizme ve yerli işbirlikçilerine karşı mücadeleyle geçen kısa ama onurlu bir yaşamdan bu gün için de alınacak dersler vardır. Uğur Mumcu, sınırlarını Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin, Atatürk ilkelerinin ve çağdaş değerlerinin çizdiği bir kavganın öncülerindendi.
24 Ocak 1980 kararlarının demokratik bir düzende yürütülemeyeceğini, ekonomik diktatörlük manifestosu olan bu kararların ardından siyasi diktanın geleceğini görmüştü. 12 Eylül düzeninin Türkiye’nin kuruluş felsefesinin, Atatürk ilkelerinin tasfiyesini amaçladığını, sözde Atatürkçü söylemlerin arkadan gelecek olan işbirlikçi teokratik diktayı maskelemeye yönelik olduğunu biliyordu.
Gazeteciliğin, halkın sağlıklı bilgi alma, kamuoyunun özgürce oluşmasına katkı verme sorumluluğunu taşımak olduğuna inandı. Yaşamı boyuncu bunun kavgasını verdi. Gazeteciliği, medya patronlarının ihale takipçiliğine, bürokrasi maymuncukluğuna indirgeyen genel yayın yönetmenlerinin, mesleği itibarsızlaştıran sabıkalı sahtekârların, sermayenin dolma kalemlerinin korkulu rüyasıydı.
Demokratik düzeni çürüten, halkı sömüren tarikat, siyaset, ticaret sarmalını, hazineyi soyan hayali ihracatçıları, silah kaçakçılarını, iktidar sahiplerince kollanan mafya düzeninin gerçek yüzünü halka sundu. Birbirinin zıddı politik söylem aktörlerinin arkasındaki aynı merkezleri teşhir etti
Türkiye’nin kuruluş, var oluş felsefesinin simge isminin katledilişinin üzerinden geçen 20 yılda yaşananlara baktığımızda, etnik ve mezhepsel bir cehennem içine sürüklenen ülkemizi gördükçe Uğur Mumcu’nun niçin hedef seçildiğini daha iyi anlamaktayız.
İstanbul Barosu, Uğur Mumcu’nun katline yol açan değerlerin savunucusu olmayı bundan sonra da sürdüreceğini kamuoyuna saygıyla duyurur.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI


