Türkiye’Nin Enerji Politikaları Ve Türk Petrol Yasası
İstanbul Barosu Başkanlığınca düzenlenen “Türkiye’nin Enerji Politikaları ve Türk Petrol Yasası” konulu panel 27 Şubat Salı günü saat 15.00’da İstanbul Barosu Kültür Merkezinde

İstanbul Barosu Başkanlığınca düzenlenen “Türkiye’nin Enerji Politikaları ve Türk Petrol Yasası” konulu panel 27 Şubat Salı günü saat 15.00’da İstanbul Barosu Kültür Merkezinde yapıldı.
İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek’in yönettiği panelin açış konuşmasını İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu yaptı.
Yeni petrol yasasıyla TPAO’nun petrol arama yetkisinin kaldırıldığını, yabancı şirketlere 30 yıla kadar petrol arama izni verildiğini belirten Kolcuoğlu, yasanın bunu da yeterli görmediğini, iki kez onar yıl da ruhsatı uzatabildiğini bildirdi.
Yeni yasaya göre karada ve denizde, hemen hemen her yerde yabancı şirketlerin petrol arayabileceklerine değinen İstanbul Barosu Başkanı Kolcuoğlu şöyle dedi: “Yaşanan yerler, çevre, orman, kültür varlıklarının bulunduğu alanlar, buralarda bile petrol aranabilecek. Bu da yeterli görülmüyor, ruhsatın tavanı karada yüz bin hektar, denizde bir milyon hektar. Bu miktarı hayalimizde bile canlandırmakta güçlük çekiyoruz”.
Bu yasayla Türkiye’nin ulusal petrol politikasından söz edilemeyeceğini kaydeden Kolcuoğlu, bu kanunun bir işgal kanunu olduğunu, Irak Petrol kanununun bile bu yasadan daha iyi olduğunu, beğenmediğimiz eski petrol yasasını bile arar hale geleceğimizi anlattı.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı ve
Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar İdare Hukuku ve İdari Bilimler Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. İl Han Özay da yeni petrol yasasının Cumhurbaşkanından döndüğünü, Meclisin bu yasayı yeniden görüşeceğini, muhtemelen bir iki yüzeysel değişiklik yapıp yeniden Cumhurbaşkanına göndereceğini söyledi.
Prof. Dr. Özay, Yasanın Anayasa Mahkemesine de götürülmesinin beklendiğini, Mahkemenin gerekçeli kararıyla bir sonuca ulaşılabileceğini bildirdi.
1954 yılında çıkarılan Petrol Yasası hakkında Ord. Prof. Dr. Sıdık Sami Onar’ın bir değerlendirme yazısını hatırlatan Özay, petrolün bazı özellikleri nedeniyle ayrı hükümlere bağlı olması ve genel kanun niteliğinde olan Maden Kanunu yanında ayrı bir yasa olarak petrol kanununun bulunmasının hukuk tekniği bakımından doğal görülebileceğini kaydetti.
1954 yılında çıkarılan Petrol Yasasına yabancıların tepki gösterdiğini belirten Özay, “o yasaya göre şirketler ruhsatlarını Bakanlar Kurulu kararıyla alabiliyorlardı. Bakanlar Kurulu kararını iptali için yargıya gidilemiyordu. 1961 Anayasasıyla idarenin her türlü eylem ve işlemi idari yargı kararına bağlanmıştır” dedi.
CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan da konuşmasında, bir yabancı petrol şirketi tarafından hazırlanan taslağın yüzde 80 oranında uygulanarak Petrol Yasası haline getirildiğini savundu.
Tacidar Seyhan şöyle konuştu: “Bütün bunlar cumhuriyetin temel kazanımlarıyla bir savaşın göstergesidir. Petrol Ofisi gitti, Tüpraş gitti. Bu kanunun geleceği belliydi zaten. Yasadan TPAO kamu adına hareket eder ifadesi çıkarıldı. Tabii çıkarılacak, adamın amacı o. Hakim piyasa böyle yaratılıyor. Irak’ta da aynı şey yapıldı. Ama ben iddia ediyorum ki Irak’ın petrol kanunu Türkiye’ninki kadar teslimiyetçi değil. Kanunun tümünü ele aldığınız zaman milli menfaatlerinin korunmadığını göreceksiniz. Türkiye Kıbrıs harekâtından sonra 17 ay süren bir ambargo dönemi yaşadı. Bu petrol yasası ile böyle bir sorunu nasıl çözeceksiniz?”
ASAM Genel Koordinatörü, Petrol Mühendisleri Odası Önceki Başkanı Necdet Pamir ise Türkiye’nin kullanılabilir enerji kaynaklarından su ve kömürün dörtte üçünün kullanılmayı beklediğini bildirdi.
Necdet Pamir, küreselleşme adına Dünya Bankası ve IMF’nin dayatmalarıyla TPAO’nun kolunun kanadının kırıldığını, Tüpraş, Petrol Ofisi, İGSAŞ ve PETKİM koparıldıktan sonra TPAO’nun güçsüz kaldığını, Türkiye Elektrik Kurumunun da paramparça edildiğini belirterek, böylesine bir kıyımın başka ülkelerde örneğini bulmanın mümkün olmadığını söyledi.
Türkiye’de yeterince petrol ve doğal gaz aranmadığını, bir-iki sondajla sonuç alınamayacağını, en az bir bölgede 10 ayrı deneme yapılması gerektiğini hatırlatan Pamir, şunları söyledi: “Türkiye bugün tükettiği petrolün %98’ini, tükettiği gazın tamamına yakınını ithal ediyor. Türkiye’de petrol ve gaz bir master plan dahilinde ve TPAO öncülüğünde aranmalıdır. Tabii ki TPAO önceki gücüne kavuşturulması, özerk bir yapıyla yapılandırılması ve bugünkü ehliyetsiz yönetimin dışında çalıştırılması gerekir. Çünkü Türkiye’nin bunu başaracak yeterli insan potansiyeli bulunmaktadır.
Yasanın gerekçesinde iki konuya takıldım. Birincisi Avrupa Birliğine uyum süreci, ikincisi uygulamada kazanılan tecrübeler ve talepler. Yasa bu amaca uygun hazırlanmış. AB’ye üye olur muyuz, olmaz mıyız o ayrı bir konu ama talepler ne demek. Kim talep etmiş böyle bir yasanın çıkmasını. Biz talep etmedik.”
Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın da konuşmasında, iktidar yetkililerinin yasanın gerekçesinde ‘bu yasayı AB istedi’ demeye getirdiklerini oysa AB yetkililerinin ise yaptıkları açıklamada bu yasa konusunda herhangi bir isteklerinin bulunmadığını açıkladıklarını, konunun basında da yer aldığını söyledi
AB yetkililerinin Türkiye AB’ye katıldığında bu yasanın AB’nin de çıkarlarına aykırı olacağını söylediklerini hatırlatan Öztaşkın, “Avrupa’da enerji politikaları devlet eliyle yürütülmektedir. Kimse kimseyi kandırmasın. Lozan’da elde ettiğimiz kazanımlar bu yasayla bypass ediliyor. Bu kanun yeni kabotaj hakları getiriyor” dedi.
Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı şu görüşleri savundu: “Bu yasa hiç tartışmasız bir şekilde ulusal çıkarlarımıza, Türkiye’nin çıkarlarını aykırıdır, toplumumuzun çıkarlarına aykırıdır. Yasa tartışmasız bir şekilde anayasaya da aykırıdır. Bu yasada tarif edilen hükümler, Türk ulusal çıkarlarının önündedir.
Biz sendika olarak bu yasanın yasalaşmaması için elimizden gelen tepkiyi göstereceğiz. Yasa görüşülürken işçiler olarak Meclisin önünde olacağız. Bu duyarlılığımızı bütün demokratik örgütlerle paylaşmak istiyoruz. Belki ancak o zaman geri adım atacaklardır.”


