İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Türkiye’De Kadın Sorunlarının Çözümünde, Erkek Egemen Bakış Açısının Değişmesi Gerekir

İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği ve İstanbul Barosu Kadın Hakları Komisyonu, Medeni Kanun’un kabulünün 80. yıldönümü dolayısıyla 16 Şubat Perşembe günü saat 10.30’da Taksim Savoy Otel’de bir basın toplantısı düzenledi.

Türkiye’De Kadın Sorunlarının Çözümünde, Erkek Egemen 
Bakış Açısının Değişmesi Gerekir

Çeşitli kadın kuruluşları temsilcilerinin de hazır bulunduğu toplantıda, İstanbul kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü Av. Nazan Moroğlu ve İstanbul Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Aydeniz Alisbah Tuskan imzasıyla yayınlanan basın açıklaması okundu. Daha sonra Moroğlu ve Tuskan basın mensuplarının sordukları soruları yanıtladılar.

Medeni Kanunun kabulünün 80. yıldönümü dolayısıyla yayınlanan basın açıklaması şöyle:

“Medeni Kanun'un kabulünün 80. Yıldönümü dolayısıyla düzenlediğimiz basın toplantısında günümüzde yasalarda ve yaşamda kadının konumunu ve kadınlar üzerinden sürdürülmekte olan politikayı ele almak, görüşlerimizi sizlerle ve sizlerin desteğinizle kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.
17 Şubat 1926 tarihinde 80 yıl önce bir devrim yasası olarak kabul edilen Medeni Kanun'un en önemli özelliği, özel yaşam ilişkilerinin din kurallarına dayandırılması yerine laik hukuk kurallarıyla düzenlenmiş olmasıdır. Laik hukuk düzeninin en belirgin özelliği ise, kadın erkek eşitliğinin güvencesi olmasıdır. Nitekim o tarihte yapılan hukuk devrimiyle ümmetten ulus, kul'dan yurttaş yaratılmış, laik hukuk devriminin simgesi olan Medeni Kanunda da kadın erkek ile eşit hak ve sorumluluklara sahip yurttaş olarak kabul edilmiştir.


80 yıl sonra bugün, "kadınlar" çağdaş uygarlığa ulaşma hedefinin neresinde? Günümüzde yasalarda kadın erkek eşitliği büyük ölçüde sağlandığı halde neden yaşama geçirilemiyor? Eğitimde, iş yaşamında, siyasette durumları neden çok geri kalmış düzeyde?
36 milyon kadından hala 4.625.000'inin okuma yazma bilmediğini, 25 yaş üstü 16.897.656 kadının 13.871.060'ının en çok ilkokul bitirebilmiş, eğitimin üst kademelerine geçememiş olduğunu dikkate aldığımızda ve buna bir de ülkeyi yönetenlerin erkek egemen bakış açışı eklendiğinde, neden hala kadın sorunlarına çözüm üretilemediğini anlamak zor değil. Hatırlayacağınız gibi 2004 yılında kamu personeli alımı için verilen ilanlarda cinsiyeti "erkek" olma koşulunun arandığına tanık olmuştuk.
2001 yılında Medeni Kanunda günün koşullarına uygun değişiklik yapıldı, ama erkek egemen zihniyet aşılamadı ve Meclis'te kadının "soyadına" ve "malvarlığına" ambargo konuldu. İKKB olarak, Soyadı kuralının (MK. 187) Anayasa'ya, AİHM kararma ve başta BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılması Sözleşmesine olmak üzere uluslararası taahhütlerimize uygun değiştirilmesini istiyoruz. Ayrıca mal rejimlerinin
yürürlüğüne ilişkin 10. maddenin mevcut evliliklerdeki mağduriyetin giderilmesi için yeniden düzenlenmesini bekliyoruz.
Günümüzde "türban" üzerinden yapılmakta olan siyaset sürüp gitmektedir. Bir yandan demokratik laik hukuk devletimizin yönetiminde olup, diğer yandan "devletin laik düzeninin korunmasına" yönelik verilmiş "yargı kararlarına" tepkili olmak, işte bunu anlamakta zorlanıyoruz.

Galeri

Kategori:Haberler