Türkiye’De İnsan Haklarına Genel Bir Bakış
İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezince düzenlenen “Türkiye’de İnsan Haklarına

İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezince düzenlenen “Türkiye’de İnsan Haklarına Genel Bir Bakış: Son Bir Yılın Değerlendirilmesi” konulu panel 2 Haziran 2012 Cumartesi günü saat 11.00-17.00 arasında Orhan Adli Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.
Panel iki oturum halinde gerçekleştirildi.
İlk oturumu yöneten İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Başar Yaltı, Türkiye’nin insan hakları ihlalleri konusunda bol malzeme üreten bir ülke haline geldiğini, türkülerin, twitter’ların yargılandığını, kürtaj ve sezaryen konusuna tepki gösterenlerin gözaltına alındığını ve vatandaşın cop ve bibere gazı ile susturulmayı çalışıldığını söyledi. Yaltı, poliste alt kültür geliştirilemediği için, vatandaşı değil, devleti koruma refleksinin öne çıktığını belirtti.
Her alanda gösterilen orantısız gücün topluma korku saldığını, bunun bir anlamda işkence olduğunu vurgulayan Yaltı, bir hukuk devletinde yargının bağımsız ve tarafsız olmamasının da adalete olan güveni sarstığını bildirdi.
Panelde konuşan YARGI-SEN İstanbul Temsilcisi, Yargıç Nuh Hüseyin Köse, hâkim-savcı-avukat ilişkilerinin insan haklarına etkisi üzerinde durdu. Türkiye’deki hâkimlik mesleğinin sorunlarına değinen Köse, fakülteyi bitirir bitirmez genç yaşında Anadolu’ya gönderilen hâkimin çektiği sıkıntıları anlattı. Hâkimlerin her bakımdan donanımlı, kültürlü, entelektüel bir yapıya sahip olmaları gerektiğini vurgulayan Köse, “Gerçek hâkim cüppesini çıkardıktan sonra çıplak kalmayan insandır” dedi.
Adalet Bakanlığının avukatlardan temizlendiğini, buralarda hâkim ve savcıların görev yaptığını belirten Köse, çıkardığı yönetmeliklere yargı yolunun kapalı olduğu HSYK’nın da yeniden gezden geçirilmesini istedi.
Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi Sekreteri Av. Güçlü Sevimli, son bir yılda insan hakları ihlalleri hakkında bilgi verdi ve Türkiye’de insan haklarının ‘bir adım ileri iki adım geri’ sistemiyle yürütüldüğünü söyledi.
Bugüne kadar işkencenin devlet eliyle yürütüldüğünü, gelen şikâyetlerden anlaşıldığına göre bazı karakollarda işkencenin sürdüğünü belirten Sevimli, cezaevlerinde de büyük sorunlar yaşandığını, özellikle F tipi cezaevlerinde kötü muamelenin sürdüğünü bildirdi.
Çocuk, kadın ve hasta tutuklu ve hükümlülerin durumunda bir iyileştirme düşünülmediğini kaydeden Sevimli, bugün Türkiye’de en büyük sıkıntının ifade özgürlüğü ve adil yargılanma alanında yaşandığını, 105 gazetecinin sadece gazetecilik faaliyeti yüzünden tutuklu bulunduğunu, hükümlüden daha çok tutuklusu bulunan Türkiye’nin dünyada bir rekoru elinde tuttuğunu hatırlattı.
Panelin ikinci oturumunu yöneten İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. İsmail Altay, ikinci 12 Eylül’den sonra insan haklarına yapılan baskıların yoğunlaştığını ve avukat olmanın sorumluluğunun arttığını söyledi. İnsan haklarının hiçe sayıldığı bir ortamda sistemin cadı avcılığına dönüştüğünü belirten Altay, yeni bir aydınlanma devrimine ihtiyaç bulunduğunu bildirdi.
İkinci oturumda konuşan Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Volkan Dülger, ceza hukuku açısından yaşanan sorunlara değindi. CMK konusunda pek çok sorun yaşandığını belirten Dülger, artık duruşmalarda avukata tahammül edilemez bir hale gelindiğini, savunma yapan avukat savunmasından dolayı tutuklandığını ve ‘avukata ne gerek var’ anlayışıyla hareket edildiğini söyledi.
Böyle bir anlayışla adaletin sağlanamayacağını vurgulayan Dülger, ceza yargılamasında artık maddi delil peşinde koşulmadığını, dinlemelerle, sahte CD’lerle daha kolay delil elde etmenin yolunun bulunduğunu, o nedenle adil yargılanmanın sağlanamayacağını, bundan da en fazla adaletin zarar göreceğini anlattı.
İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi adına konuşan Av. Dr. Erdem İlker Mutlu, Türkiye’de insan hakları ihlallerini ele alan 12 Temmuz 2011, 10 Ocak 2012 uluslararası raporlar ile ABD Dış İlişkiler Komisyonunun 2011 raporlarını özetledi.
2011 Raporunda ifade özgürlüğündeki eksiklere dikkat çekildiğini, 2012 Raporunda adalet yönetimi, yargılamaların uzun sürmesi, uzun tutukluluklar, devletin insan hakları ihlali yaptığında kamu görevlilerinin cezalandırılması konularına ağırlık verildiğini belirten Mutlu, ABD Raporunun 44 sayfa ve 7 bölümden oluştuğunu, raporda hâkim ve savcıların tarafsızlığı ve bağımsızlığı, yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele, cezaevi koşulları gibi konulara yer verildiğini bildirdi. Mutlu, aynı raporda, hukuka aykırı gözaltı ve tutuklamaları adli makamlara polisin yönlendirdiği, Avrupa standartlarına uyulmadığı ve kişi haklarının ellerinden alındığı gibi hususlara değinildiğini hatırlattı.


