Türkiye – Avrupa Birliği İlişkileri
İstanbul Barosu Avrupa Birliği Hukuku Komisyonunca düzenlenen ‘Ankara Anlaşmasının İmzalanışının 55. Yılında Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri’ konulu panel 12 Eylül 2018 Çarşamba günü saat 13.00’da Baromuz Merkez Bina Konferans Salonunda yapıldı.
Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hasan Kılıç, baro olarak çok ciddi yükümlülüklerinin bulunduğunu, bir yandan meslektaşların eğitimini sağlamak amacıyla çalışmalar yaparken, diğer yandan da adliyelerde, icra dairelerinde, duruşma salonlarında mücadele vermek zorunda bulunduklarını söyledi.
Bütün komisyonların önemli çalışmalar yaptığını kaydeden Kılıç, “Meslektaşlarımızın eğitimi, gelişimi gibi bu tarz çalışmaların daha da yoğunlaşması için daha fazla katkı verilmesinden yanayım” dedi.
Açılış konuşmasından sonra panelin ilk oturumuna geçildi. İlk oturumu Avrupa Birliği Hukuku Komisyonu Eş Başkanı Av. Lütfü Ertuğrul Yeşilaltay yönetti.
Emekli Diplomat İstemi Parman, Bugünün dünyasına bir göz atarak Türkiye AB ilişkilerinin ne yönde oluşması gerektiğini ve neden böyle olduğunu kişisel görüş olarak açıklayacağını söyledi.
AB kuruluşu ve gelişmelerine ilişkin geniş bir özet yapan Parman, Türkiye’nin 55 yıl önce Ankara Anlaşmasıyla yolunu belli ettiğini, zaten Türkiye’nin bu yola 200 yıl önce girmiş bulunduğunu bildirdi.
Son günlerde yaşananlar ve yapılan tartışmalara rağmen kendisine göre Avrupa Birliğinin hala tek seçenek olduğunu belirten Parman, şöyle konuştu: “Türkiye genç ve dinamik nüfusuyla, üretim ve tüketim açısından önemli bir potansiyele sahip olmasıyla, askeri gücü ve jeopolitik durumu dolayısıyla AB için vazgeçilmez konumdadır. AB politikalarını oluşturan makamlar Türkiyesiz bir Avrupa’nın olamayacağı görüşündeler. Bugün yaşanan bütün sorunlara rağmen AB ile ilişkiler sürdürülebiliyor. Karşılıklı çıkarlar söz konusu olduğunda, AB karşıtı eleştirilerin pek fazla önemi olmadığını düşünüyorum”.
İstemi Parman bu arada, Avrupa Birliğinin yanı sıra, dünyanın güç odakları olarak ortaya çıkan ABD, Rusya ve Çin’in potansiyel yapıları ve geleceğe ilişkin muhtemel politikalarını değerlendirdi.
Avrupa Birliği Uzmanı Can Baydarol, Ankara Anlaşması daha önce yapılan Roma anlaşmasına dayandırıldığını, Ankara Anlaşmasını anlayabilmek için Roma Anlaşmasını iyi bilmek gerektiğini söyledi.
Avrupa Birliği Türkiye arasındaki ekonomik entegrasyon hakkında geniş açıklamalarda bulunan Baydarol konuşmasında özetle şunları söyledi: “Şu anda Türkiye’de 22 bin civarında yabancı şirket Türkiye’de iş yapıyor. Türkiye’nin ihracatının %50’sini bunlar gerçekleştiriyor. Bunların %70’i AB menşelidir. Dolayısıyla bizim ekonomi de bana göre Türkiye ekonomisi olmaktan çıktı. Türkiye’deki ekonomi haline geldi. Türkiye’de 6 bin Alman firması var. Yabancı yatırımcı olarak birinci sırada Hollanda var. Bankacılık sektöründe durumumuz daha da kötü %80 civarında bankacılık yabancıların eline geçmiş durumda. Ekonomimiz Türk ekonomisi olmadığı gibi orası da Avrupa ekonomisi değil. Aslında entegrasyon dediğimiz işin mantığı buna dayalı”.
Panelin ikinci oturumunu Avrupa Birliği Hukuku Komisyonu Başkan Yardımcısı Av. Sevgi Çelik, yönetti.
Yrd. Doç. Dr. Lami Bertan Tokuzlu, konuşmasında sığınma, göç ve vize konusuna odaklanarak değerlendirme yaptı.
Son zamanlarda Türkiye AB ilişkilerinde olumsuz bir hava bulunduğunu, ancak 29 Ağustosta üç yıl ardan sonra gerçekleştirilen Dördüncü Reform Grubu toplantısının ilişkilerde bir heyecan yarattığını belirten Tokuzlu şunları söyledi: “Buna Almanya’dan olumlu tepki geldi. Birlik içinde de buna benzer gelişmeler oldu. Başta hukuk devleti ilkesi ile Göç ve vize sorunu ön plana çıktı”.
AB için göç ve sığınma konusunun büyük önem taşıdığını hatırlatan Tokuzlu, bunun için Avrupa Birliği ve üye devletlerde pek çok mevzuat oluşturulduğunu, bu mevzuatların genellikle AB ülkelerine göçü azaltmayı ve sığınma konusunda da maliyetleri düşürme konusuna ağırlık verildiğini bildirdi. Avura Birliğinin bu çerçevede AB’nin çok sıkı vize uygulaması yaptığını kaydeden Tokuzlu, buna rağmen göçmenlerin hayatlarını riske ederek Avrupa Birliği Ülkelerine geçmeye çalıştıklarını anlattı.
Av. Cem Murat Sofuoğlu, Ankara Anlaşmasının 25. Maddesinin yargı ile ilgili olduğunu, uyuşmazlık olursa nerede çözüleceğinin bu maddede yer aldığını söyledi. Sofuoğlu, Ortaklık Konseyinin 58-59-60 ve 61. Maddelerinin çok kötü kaleme alınmış olduğunu belirtti “Belli ki müzakere edilmeden yazılmış” dedi.
Sofuoğlu, Ankara Anlaşmasının öncesi ve sonrasındaki gelişmeleri, önemli noktaları sohbet havası içersinde, anılar, hatırlatmalar, kısa değinmelerle tarihe mal olmuş olayları ve kişilerin unutulmaz sözlerini hatırlattı. Bu arada, Ankara Anlaşmasının imzalanması dolayısıyla dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün sözünü anımsattı. İnönü şöyle diyor: “Kanaatimce beşeriyet tarihi boyunca insan zekâsının vücuda getirdiği en cesur eser olan Avrupa Ekonomik Topluluğu hiç şüphe yok ki dünyanın müstakbel nesillerine bırakılacak en zengin miras olacaktır. Bugün Türkiye’yi ebediyen Avrupa’ya bağlayacak olan anlaşmayı imzalamış bulunuyorsunuz. Bu birlik tarihi ve coğrafi icaplardan doğmaktadır”.
Av. Melendiz Dalyan da kapanış konuşmasında Ankara Anlaşmasının ana hatlarıyla tanıtımını yaptı, ayrıca, panel hakkında değerlendirmelerde bulundu. Daha sonra soru/cevap bölümüne geçildi.
Panele sonunda konuşmacılara birer Teşekkür Belgesi verildi.


