İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
Atatürk“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Türk Tabipler Birliği'nin Eylemi İle İlgili Basın Açıklaması

Hekimler ve sağlık çalışanlarının Türk Tabipler Birliği ve Sağlık Platformu kararıyla yaptığı, “Ücretimiz, iş güvenliğimiz, sağlık hakkı için biz hekimler grevdeyiz” eylemiyle ilgili İstanbul Barosu Başkanlığı basın açıklamasını buradan okuyabilirsiniz.

Türk Tabipler Birliği'nin Eylemi İle İlgili Basın Açıklaması

14.11.2003

Basın Bülteni

“Sağlıkçıların eylemi, Uluslararası Sözleşmelere olduğu kadar Anayasa’mıza ve yasalarımıza da uygun düşen bir insanlık hakkının kullanılmasıdır.”

Hekimler ve sağlık çalışanlarının Türk Tabipler Birliği ve Sağlık Platformu kararıyla yaptığı, “Ücretimiz, iş güvenliğimiz, sağlık hakkı için biz hekimler grevdeyiz” eylemiyle ilgili olarak idarenin disiplin işlemlerine başladığına ilişkin açıklama nedeniyle İstanbul Barosu Başkanlığı aşağıdaki açıklamayı yapmıştır. Basının ve kamuoyunun bilgisine sunarız.

Türkiye Tabipler Birliği’nce 5 Kasım 2003 günü tüm yurtta sağlık hizmeti sunulmamasına karar verilmiş ve bu kararın İstanbul’da tüm hastanelerde uygulanacağı Yönetim Kurulu’nun yapacağı basın açıklamaları ile kamuoyuna duyurulacağı bildirilmiştir.

         Sağlık Platformunu oluşturan İstanbul Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet  Emekçileri Sendikası, İstanbul Diş Hekimleri Odası, İstanbul Eczacılar Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, Çağdaş Eczacılar Derneği ve DİSK Dev-Sağlık – İş tarafından birlikte düzenleneceği duyurulan etkinliğin İstanbul’daki bütün sağlık kuruluşlarında yaygın bir katılımla gerçekleştirileceği açıklanmış ve açıklanan günde büyük bir olgunluk ve ciddiyet içinde etkinlikler yapılmış, çalışanların iş güvenceleri, eşit ve ücretsiz sağlık hizmeti, insanca yaşanabilecek bir ücret gibi aynı zamanda toplumumuzun tümünü yakından ilgilendiren sorunlar dile getirilmiş, çözüm yolları önerilmiştir.

         Diğer yandan, Sağlık Bakanlığı Hukuk Müşavirliği yayınlamış 31 Ekim 2003 tarih ve 2003/130 sayılı İş Bırakma ve İş Yavaşlatma Eylemleri Hakkında Genelge ile konu ile ilgili açıklamalarda bulunmuş “bir kısım sendika ve meslek kuruluşları tarafından itiyat haline getirilen iş bırakma veya işi yavaşlatma yönündeki tahrik ve teşviklere kapılmak suretiyle, yürürlükteki mevzuat ile öngörülen yasal yaptırımlara maruz kalmak” yönünden olaya yaklaşarak, idarenin toplumsal olaylara yaklaşımındaki vazgeçilmez ve önlenemez sakatlığını ve duyarsızlığını sergilemiştir.

         Oysa etkinliğe katılan sağlık çalışanlarının yaptıkları görev  ve yürüttükleri hizmetin mahiyetini, insani yönünü dikkate alarak, önceden gerekli önlemleri almış oldukları, hasta haklarına saygı ve mesleki ve etik kurallar gereği olarak etkinlikten özellikle hastaların zarar görmemesi için gereken dikkat ve özenin gösterilmiş olduğu görülmüş ve bu uygulama kamuoyunda takdirle karşılanmıştır.

         Biz burada kısaca olayın hukuki boyutuna değinmek istiyoruz. Çünkü bu konu hep karşılaştığımız ve ne yazık ki, daha uzun süre karşılaşmaya devam edeceğimiz bir sorundur.

         Sorun temelde “Demokratikleşememe” sorunudur. Demokratikleşme ancak demokrasiyi kurum ve kuralları ile benimseyip kabul etmekle olanaklıdır. Sözgelimi sendikaları ve sendikalaşmayı kabul etmeyen bir demokratik düzen düşünülemez. Çünkü sendikalar en az siyasi partiler kadar demokrasinin gerekli ve vazgeçilmez bir unsurudur. Oysa bugün bile sendikalar ve meslek kuruluşları “tahrik ve teşvik” odakları olarak gösterilebiliyor ve onların tahrik ve teşviklerine kapılmamaları yönünde Bakanlık Genelgeleri çıkarılabiliyor.

         Sendikaların ve meslek kuruluşlarının etkinliklerinin Genelge ile önlenmeye çalışılması ve katılmak isteyenlere gözdağı verilmesi demokratik yönetimle bağdaşmaz. Çünkü;

         1) Anayasa’mızın 90. maddesine göre, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir...”

         2)  Buna göre “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”nin kanun hükmünde olduğu tartışmasızdır.

         İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 23. maddesine göre;

         a) Her şahsın çalışmaya, işini serbestçe seçmeye, âdil ve elverişli çalışma şartlarına ve işsizlikten korunmaya hakkı vardır.

         b) Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit çalışma karşılığında eşit ücrete hakkı vardır.

         c) Çalışan her kimsenin kendisine ve ailesine insanlık haysiyetine uygun bir yaşayış sağlayan ve gerekirse her türlü sosyal koruma vasıtasıyla da tamamlanan âdil ve elverişli bir ücrete hakkı vardır.

         d) Herkesin, menfaatlerinin korunması için sendikalar kurmaya ve bunlara katılmaya hakkı vardır.

         Yine Bildirge’nin 11. maddesi 2. fıkrasında,

         “Hiç kimse, işlendikleri sırada milli veya milletlerarası hukuka göre suç teşkil etmeyen fiillerden veya ihmallerden ötürü mahkûm edilemez..” denilmektedir.

         657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 12/06/1997 tarih ve 4275 sayılı kanunun 1. maddesi ile değişik 22. maddesine göre,

         “Devlet memurları, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca Sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlara üye olabilirler.”

         Diğer yandan, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 14. maddesine göre,

         “Sendikalara üye olmak serbesttir. Kamu görevlileri çalıştıkları iş yerinin girdiği hizmet kolunda kurulu bir Sendikaya üye olabilirler...”

         Yine Yasa’nın 43. maddesi uyarınca da “Bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, 2908 sayılı Dernekler Kanunu, 743 sayılı Türk Medeni Kanunu... uygulanır.”

         Bütün bunların yanında Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO)’nün artık iç hukuk kuralı haline gelmiş 87 ve 151 sayılı sözleşmelerinde, sendikanın amaçları doğrultusunda etkinliklerde bulunmak üyelere bir hak olarak tanınmıştır.

         Sözkonusu olan, Uluslararası Sözleşmelere olduğu kadar Anayasa’mıza ve yasalarımıza da uygun düşen bir insanlık hakkının kullanılmasıdır. Yasalardan ve evrensel insanlık haklarından doğan bir hakkın kullanılmasından kimse mahrum bırakılmamalıdır. İnsanlığın ilerlemesinin yasaklamalar ve engellemelerle değil demokrasinin ve özgürlüğün gelişmesiyle mümkün olacağına inanıyoruz.

İstanbul Barosu Başkanlığı

Kategori:Haberler
Türk Tabipler Birliği'nin Eylemi İle İlgili Basın Açıklaması | İstanbul Barosu