Türk Cumhuriyeti’nin Bağımsızlık Belgesi Lozan Antlaşması
Türk Cumhuriyeti’nin Bağımsızlık Belgesi Lozan Antlaşması

İstanbul Barosu’nun, her yıldönümünü bilimsel etkinliklerle kutladığı Lozan Antlaşmasının 94. Yılında da gelenek değişmedi. 21 Temmuzda İstanbul Barosu Kültür Merkezinde gerçekleştirilen etkinliğe meslektaşlarımız ve halkımız yoğun ilgi gösterdi.
Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av.Hüseyin Özbek, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Özel Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Sibel Özel ve Araştırmacı Yazar Cengiz Özakıncı’nın katılımıyla gerçekleşen panelin takdimini CUMER ( İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi ) Yürütme Kurulu Üyesi Av.Ömeralp Pulatoğlu yaptı.
Panelin açış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av.Mehmet Durakoğlu, Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş belgesi olan Lozan’ın her yıl değişik açılardan değerlendirildiğini söyledi. İstanbul Barosu’nun gelecek yıllarda da Lozan Konferansını değişik açılardan değerlendirmeye devam edeceğini, bunun devamlılık arz eden kurumsal bir tutum olduğunu vurguladı.
CUMER Yürütme kurulu Başkan Yardımcısı Av.Saliha Karakuzulu, Lozan’ın önemini vurgulayarak başladığı konuşmasında, Lozan’ın ülke ve İstanbul Barosu için ne anlama geldiğini anlattı. Lozan etkinliğini niçin önemsediklerini açıkladıktan sonra ilk sözü Av.Hüseyin Özbek’e verdi.
TBB Başkan Yardımcısı Özbek, konuşmasına İstanbul Barosu’na teşekkürle başladı. Kurumsal sorumluluk ve ciddiyetinden ötürü İstanbul Barosu için Lozan’ın konjonktürel değil, düzenli ve devamlı bir ilgi konusu olduğunu söyledi. İstanbul Barosu’nun 10 yılı aşkın bir süredir aksatmaksızın düzenlediği Lozan konferans ve panel notlarının kurum yayını olarak kitaba dönüştürülmesinin önemine işaret etti. Bu kitapların konuyla amatör olarak ilgilenenler kadar, akademik anlamda ilgi duyanlar açısından da ciddi bir kaynak teşkil ettiğine dikkat çekti.
Lozan’ın öneminin anlaşılabilmesi için ŞARK MESELESİ ( Doğu Sorunu ) kavramlarının ne anlama geldiğinin bilinmesinin zorunlu olduğunu söyledi. Batı Emperyalizminin dilinde Şark Meselesinin, topraklarının emperyalistlerce paylaşılmasıyla Osmanlı İmparatorluğunun tasfiyesi demek olduğunu vurguladı.
I.Dünya Savaşının çıkış nedeninin Şark Meselesi olduğunu, emperyalist devletlerin, Osmanlının mirasını, masa başında sulh yoluyla paylaşımda uzlaşamadıkları için harbin kaçınılmaz hale geldiğini söyledi. Osmanlı imparatorluğunun kurbanı olacağı savaşa sürüklenmesinin kaçınılmaz hale geldiğini, savaş dışı kalabilme olanağının kalmadığına dikkat çekti. Büyük Savaşın ilk yılı olan 1914’te Osmanlı saf dışı bırakmayı uman bağlaşıkların ( İngiltere, Fransa, Çarlık Rusya’sı, İtalya, Yunanistan ) Türklerin ummadıkları direnciyle karşılaştıklarını, savaşın 1918’e kadar uzadığını, her iki taraf için de maliyetinin yüksek olduğunu belirtti.
30 Ekim 1918 Mondros Ateşkesinin bizim için ağır hükümler ve tehlikeli, tuzak maddeler içerdiğini, bunun da kısa sürede belli olduğunu, ülkenin her yandan işgale uğradığını söyleyen Özbek, emperyalistlerin asıl amacının, Türklere Anadolu coğrafyasında bile hayat hakkı tanımayan SEVR ANTLAŞMASI’ na imza attırmak olduğuna dikkat çekti.
Türk Milletinin, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde 19 Mayıs 1919’a başlattığı Milli Ayaklanmanın, 23 Nisan 1920’de meşruiyet organına, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ( TBMM ) kavuşmasının çok önemli olduğunun altını çizdi. Uluslararası hukuk meşruiyeti açısından, ülkeyi işgal ve milleti köleleştirmeye karşı halkın direnme hakkının haklılığına ve meşruiyetine dikkat çekti.
Türk Milleti’nin idam fermanı olan Sevr’i zorla kabul ettirmenin tetikçiliği görevinin Yunanistan’a verildiğini söyleyen Özbek, Yunanistan’ın Küçük Asya Macerasının, Anadolu Bozkırlarında serapa dönüştüğünü, Atatürk’ün “ Katiller Sürüsü “ olarak tarif ettiği İstilacı Yunan Ordusu’nun ağır bozgunuyla savaşın sona erdiğini belirtti.
Kasım 1922’de başlayan ve 24 Temmuz 1923’e kadar süren Lozan Barış Konferansı’nda, Atatürk’ün tabiriyle asırlık hesapların görüldüğün söyleyen Özbek, emperyalist bloğun, yarım kalan Sevr’in kendilerine sağladığı olağanüstü kazançları, Lozan’da kaybetmek istemediklerinden ötürü konferanssın çok zorlu geçtiğini anlattı.
Emperyalist bağlaşıkların lideri İngiltere başta olmak üzere I.Dünya Savaşı galiplerinin, Lozan’da Osmanlı imparatorluğunun mirasına konmak ve Türk Devletini sömürge statüsünde tutmak, Türk tarafının ise, ekonomik, siyasi, hukuki bağımsızlık düşüncesinden vazgeçmediği için konferansın kesildiğini ve tarafların ülkelerine döndüğünü hatırlattı.
Konferansın kesintiye uğradığı Şubat 1923’te İzmir’de düzenlenen İKTİSAT KONGRESİ ile genç Türkiye’nin dünyaya, ekonomik, siyasi, hukuki, mali, askeri, eğitim alanlarında çağdaş ölçütlerde bir devlet ve ulus olma kararlığını ilan ettiğini, bunun da konferansın yeniden toplanmasına ciddi ölçüde katkıda bulunduğunu söyledi.
24 Temmuz 1923’te taraf devletlerce imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile Türk Devletinin ekonomik, siyasi, hukuki bağımsızlığının tescil edilmiş olduğunu belirten Özbek, Lozan’ın kazanımlarının titizlikle savunulmasının ve sahip çıkılmasının bu gün için de önemini koruduğunun altını çizerek sözlerini tamamladı.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Özel Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr.Sibel Özel, Lozan Konferansı’nda önemli tartışma konularından bir olan Kapitülasyonlar konusuna değindi. Batılı emperyalistlerin Osmanlı döneminde süreç içinde sağladıkları ekonomik, ticari, mali, adli kapitülasyonlardan vazgeçmek istemediklerini, Türk tarafının bu konudaki kararlığını yok etmek için sonuna kadar direndiklerini ayrıntılı olarak anlattı.
Türkiye’nin Lozan Konferansı sürerken, modern bir devlet olmak için yöneldiği köklü devrimlerin, adli, hukuki konulardaki uygar devletleri ve çağdaş demokrasiyi ölçüt alan girişimlerinin çok etkili olduğunun altını çizdi. Lozan Antlaşmasından sonra kabul edilen Türk Medeni Kanunu başta olmak üzere gerçekleştirilen Hukuk Devrimi sonucu Lozan’da tanımlanan, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı azınlıkların da hukuki ayrıcalıklardan vazgeçtiklerini, bu şekilde ülkede hukuk birliğinin sağlanmış olmasının son derece önemli olduğunu vurguladı.
Yabancılara tanınan ticari, mali, ekonomik ayrıcalıkların, Osmanlının ekonomik gelişmesini ve rekabet edebilme şansını yok ettiğini, bunun Lozan’la aşılabildiğini belirtti.
Araştırmacı yazar Cengiz Özakıncı, Lozan Konferansının tutanaklarından örnekler vererek, Lozan’la ilgili çarpıtmaların belgeye dayanmayan, Cumhuriyet ve ulus karşıtı düşüncelerden kaynaklandığını belirtti. Lozan’da Türk heyetinin modern bir ulus devlet olma kararlığına ve ısrarına karşın, İngiliz tarafının, Türkiye’yi denetimi altında tutacakları, Ilımlı bir Hilafet Rejimi ile yönetmek istediklerini anlattı. Saltanat ve Hilafet ( Britanya İmparatorluğunun kanatları altında ) yoluyla İslam Dünyasındaki sömürü ve denetimlerinin ömrünü uzatmayı amaçladıklarına dikkat çekti.
İzleyicilerin sona kadar ilgiyle takip ettikleri konuşmaların ardından, konuşmacılara teşekkür plaketlerinin takdim edilmesiyle etkinlik sone erdi.


