İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Türk Ceza Hukuku Derneği ‘Park Forum’ Düzenledi

Türk Ceza Hukuku Derneğince düzenlenen

Türk Ceza Hukuku Derneği ‘Park Forum’ Düzenledi

Türk Ceza Hukuku Derneğince düzenlenen ‘Park Forum’, 12 Temmuz 2013 Cuma günü saat 17.00’da baronun Kanlıca Sosyal Tesisi Barobahçe’de yapıldı.

Forum hakkında Türk ceza Hukuku Derneği Genel Sekreteri Av. Fehmi Demir, şu özet bilgiyi verdi:

“‘Gezi ruhu’, gerek söylemi, gerekse demokrasi kültürüne dayanan fikir geliştirme ortamı ile yeni bir sosyolojik oluşumdur ve yeni bir özgürlük anlayışını temsil etmektedir. Bu yönüyle de, bizlere ışık tutacak niteliktedir.

Bu gelişmeler karşısında, hep birlikte ceza hukukunun günümüzdeki uygulamasına yön veren dinamikleri tartışmak, ceza hukukçuları olarak olumsuz gidişin olumluya dönüştürülmesinde üzerimize düşen görevleri saptamak, olması gereken, özgürlükçü, halktan yana bir ceza hukukunun yaratılması koşullarını tartışmak ve temellerini bu günden atmak amacı ile yapılacak toplantıya meslektaşlarımızın katılmasını önemle rica ediyoruz. Toplantı, ‘park forumları’nın öğreticiliği doğrultusunda arzu eden herkesin katılabileceği, serbest tartışma şeklinde gerçekleştirilecek olup, dileyen tüm katılımcıların katkısına açık olacaktır.”

Değerli Üyeler ve Meslektaşlarımız,

Kapitalist/Emperyalist bir strateji olarak neoliberalizm, içine düştüğü ağır ekonomik ve yönetim krizinden kurtuluşun bir yöntemi olarak, temel insan hak ve özgürlüklerini hiçe sayan şiddet politikalarına yeniden sarılmış bulunmaktadır.

1980’li yıllarda teorik alt yapısı kurulmaya başlanan ve 9/11 ile ivme kazanan, özgürlük/güvenlik ikilemi dayatmasından güç alan ‘yeni’ güvenlik doktrini, uluslararası terörizmle mücadele söylemi ile tüm siyasayı önceleyen şekilde, önleyici savaş ve önleyici ceza hukuku stratejisi temeline oturmuş bulunmaktadır.

‘Nerede ve nasıl ortaya çıkacağı, kimleri hedef alacağı ve kim tarafından uygulanacağı bilinemez olan terör, günümüzün yalıtılmış, suçluluk kompleksine sokulmuş, her bakımdan gözetim ve denetim altında tutulan ve böylece zekâsı ve duyguları sömürülmekte olan bireyi, sürekli korku altında yaşatacak ideal bir işleve sahip bulunmaktadır.’

‘Siyasal liderin, yurttaşları siyasal anlamda dost/düşman kavramsallığında değerlendirdiği, düşmanın en temel insan hak ve özgürlüğünden yararlandırılmadığı, suçun siyasallaşıp siyasi lidere biat etmeyen herkesin düşman sayıldığı’ bir düzenin devamı olarak, kamusal alanlar, anti sosyal özellikler yaratan, korkuyu besleyip büyüten ve toplumsal ilişkileri zehirleyen bir makine olarak hapishanelere dönüştürülmek istenmektedir.

Bütün bu zor politikalarının bir aracı haline getirilmeye çalışılan ceza hukuku, fiil yerine failin tehlikeliliğini esas alan, soruşturmalarda istihbarat bilgilerinden hareket ederek şüphelinin niyetinin sorguladığı, bu yanıyla yargı gücünün aleyhine olacak şekilde alanı genişletilerek kolluk faaliyetine dönüştürülen, normların dahi hiçe sayıldığı bir keyfi uygulamaya olanak sunacak şekilde yeniden örgütlenmiştir.

31 Mayıs’ta İstanbul’da Gezi Parkına yapılan inşaatı protesto gösterileri ile başlayarak tüm ülkeye yayılan ifade özgürlüğü ve toplantı gösteri yürüyüşü hakkı kapsamındaki olaylarda insanlarımıza karşı uygulanan devlet terörü, yaşadığımız hukuki süreçte gelinen son noktayı daha da görünür kılmıştır. Bunların yanında, savunmayı yıldırmak ve susturmak amacıyla duruşma ve adliye koridorlarında avukatlara yapılan fiziki saldırılar, İstanbul ve Ankara Baroları hakkındaki ithamlar ve yönlendirilmiş soruşturmalar, 31 Mayıs ve devamındaki gösterilere katılan birçok insan ve görevinin en temel ilkesinden hareketle yaralılara sağlık yardımı yapan hekimler hakkında TCK’nun 312. maddesi kapsamında başlatılan soruşturmalar, kendi başlarına irdelenmeyi ve değerlendirilmeyi hak eden önemli gelişmelerdir. Bu gelişmeleri, günümüz ceza hukukunun değişen paradigmasının dışında ele almak, bizleri bugünlere getiren süreci yadsımak anlamına gelecektir. 

Diğer taraftan, geniş halk kitlelerinin “isyan” dilini, özgürlük taleplerini ve bir dayanışma ruhuyla hem kendilerinin hem de başkalarının haklarına sahip çıkma iradesini kavramaya çalışmadan bu değerlendirmeyi yapmak da mümkün değildir.  ‘Gezi ruhu’, gerek söylemi, gerekse demokrasi kültürüne dayanan fikir geliştirme ortamı ile yeni bir sosyolojik oluşumdur ve yeni bir özgürlük anlayışını temsil etmektedir. Bu yönüyle de, bizlere ışık tutacak niteliktedir.

Değerli üyelerimiz ve meslektaşlarımız, yukarıda küçük bir bölümünü arz etmeye çalıştığımız gelişmeler karşısında, hep birlikte ceza hukukunun günümüzdeki uygulamasına yön veren dinamikleri tartışmak, ceza hukukçuları olarak olumsuz gidişin olumluya dönüştürülmesinde üzerimize düşen görevleri saptamak, olması gereken, özgürlükçü, halktan yana bir ceza hukukunun yaratılması koşullarını tartışmak ve temellerini bu günden atmak amacı ile yapacağımız toplantıya katılmanızı önemle rica ediyoruz.

Toplantı, ‘park forumları’nın öğreticiliği doğrultusunda arzu eden herkesin katılabileceği, serbest tartışma şeklinde gerçekleştirilecek olup, dileyen tüm katılımcıların katkısına açık olacaktır.

Saygılarımızla.

Türk Ceza Hukuku Derneği            

Av. Hasan Fehmi DEMİR

Genel Sekreter

Toplantı Tarihi, Yeri ve Saati: 12.07.2013, Saat: 17.00 Barobahçe - Kanlıca

Kategori:Haberler
Türk Ceza Hukuku Derneği ‘Park Forum’ Düzenledi | İstanbul Barosu