İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

Toplumsal Olaylarda Gerçekleşen Gözaltı Adli Muayenelerinde Hekimler Tarafından Mevzuat Uyarınca Dikkat Edilmesi Gereken Başlıca Hususlar

Toplumsal Olaylarda Gerçekleşen Gözaltı Adli Muayenelerinde Hekimler Tarafından Mevzuat Uyarınca Dikkat Edilmesi Gereken Başlıca Hususlar

Bu broşür, gözaltı işlemi sırasında dikkat edilmesi gereken Adli Muayene prosedürü ile özellikle gözaltında gerçekleşen hukuka aykırı uygulamalar ve adli muayene kurallarına aykırı uygulamaları ortadan kaldırmaya yönelik; meslektaşlar, hekimler ve sağlık mensuplarını bilinçlendirmek amacıyla İstanbul Barosu Mevzuatı Araştırma ve Geliştirme Komisyonu tarafından düzenlenmiştir.

Gözaltı giriş ve çıkış muayenelerinde, hekimlerin hak ihlallerini önlemedeki yetki ve sorumlulukları, başta İstanbul Protokolü olarak bilinen İşkence ve Diğer Zalimane İnsanlık Dışı Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu başta olmak üzere ilgili uluslararası sözleşmeler ( Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Mahpuslara Muameleye Dair BM Asgari Standart Kuralları) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Ceza Muhakemesi Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Adli Tabiplik Hizmetlerinin Yürütülmesinde Uyulacak Esaslar Sağlık Bakanlığı Genelge 22.09.2005 tarih/ 13292 sayı, Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği uyarınca düzenlenmiştir.

  1. RAPOR NASIL TANZİM EDİLMELİ?

Gözaltı giriş çıkış muayenesinin en önemli yönü tıbbı bir gereklilik olduğu kadar işkence ve kötü muameleye karşı bir denetim mekanizması olması ve olası bir işkence ya da kötü muamelenin ispatlanmasına aracı olmasıdır.

Hekim tarafından rapor tanzim edilirken dikkat edilmesi gereken başlıca unsurlar şunlardır:

  1. Gözaltına alınan yurttaşı getiren kolluğun sicil bilgileri ve ismi, hekim tarafından genel adli muayene formuna işlenilmelidir. 
  2. Düzenlenen raporların,

-Birinci nüshası, raporu talep eden KURUM ADINA YETKİLİ KİŞİYE KAPALI VE MÜHÜRLÜ OLARAK ELDEN TESLİM EDİLECEKTİR (kurumda saklanacak örnek, "raporun bir örneğini aldım" ifadesi ile imzalatılarak, adli kolluk görevlisinin adı, soyadı, yaka numarası alınmalıdır).

-İkinci nüshası, raporu düzenleyen kurum tarafından ilgili Cumhuriyet Savcılığına KAPALI ZARF İÇİNDE resmi kanalla iletilecektir.

-Üçüncü nüsha ise, raporu düzenleyen kurumda saklanacaktır.

  1. Muayene edilen kişinin, tetkik sonuçlarının veya çekilen grafilerin kendisine verilmesini talep etmesi halinde, asıl belgeler ve grafiler sağlık kurulunda korunmak kaydıyla, kişiye bu tetkik sonucu veya mümkünse grafilerin bir örneği verilmelidir.
  • ÖNEMLİ NOT: Türkiye’nin tarafı olduğu İstanbul Protokolü raporun hiçbir şekilde kolluğa teslim edilmemesini düzenlemiştir. Fakat iç hukuk uyarınca rapor savcılığa teslim etmek üzere kolluğa verilmektedir. Anayasa madde 90/5 gereği temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler iç hukukta kanunlardan üst bir konumdadır.          
  1. RAPOR DÜZENLENİRKEN, MUAYENE ORTAMI NASIL OLMALIDIR?

KİŞİNİN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN BULUNMADIĞI, İŞKENCE VE EZİYETİN SÖZ KONUSU OLABİLECEĞİ ORTAMLARDA UNUTULMAMALIDIR Kİ YAKALANAN KİŞİNİN GÜVENCESİ VE DAYANAĞI HEKİMDİR. Toplumsal olaylarda gözaltına alınan yurttaşın adli muayenesi için hastanede sağlanması gereken asgari fiziki koşullar aşağıdaki gibi olmalıdır.

  • Adli muayene esnasında, KELEPÇE ÇIKARTILMALIDIR.
  • Adli muayene esnasında, POLİSDIŞARI ÇIKARTILMAK ZORUNDADIR. İstanbul Protokolü uyarınca adli muayenesi yapılacak kişinin mahremiyet hakkının ihlal edilmemesi için hekimin güvenlik endişesi olsa dahi, muayene kısmına doğrudan güvenliği çağırmamalı, aşamalı bir şekilde önce bir meslektaşını, meslektaşı yok ise hastanede bulunan bir sağlık çalışanını, bu da yok ise son çare olarak hastanede bulunan güvenlik personelini çağırmalıdır. Muayene kısmında kolluğun bulunması kesinlikle yasaktır.
  • Mahremiyet hakkı gereği adli muayene esnasında, GÖZALTINA ALINAN YURTTAŞ, HEKİM VE SAĞLIK PERSONELİ DIŞINDA ORTAMDA KİMSE BULUNAMAZ.
     
  • Adli muayene için uygun fiziki koşullar (Ör.: Hekimin karakolda ya da araçta adli muayene yapmamalıdır.


Hasta mahremiyeti sağlanamıyorsa bu durum ilgili hekim tarafından derhal tutanak altına alınmalı, yetkililere yazılı bildirimde bulunulmalı ve hasta yararını orantısız bir şekilde ihlal etmemek kaydıyla muayene yapılması TUTANAK ALTINA ALINARAK REDDEDİLMELİDİR.

  • Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği Madde 9/3 uyarınca gözaltına alınan kişinin kronik bir rahatsızlığı var ise kişinin talebi halinde ivedi şekilde tedavisini takip eden hekime yönlendirilmelidir.
  • Belge ve rapor baskı altında yazılmış ise, hekim bu durumu EN KISA ZAMANDA MESLEK ÖRGÜTÜNE bildirmelidir.

Her hastanın tıbbi etik gereği mahremiyetine saygı gösterilen bir ortamda, insan onuruna yakışır bir şekilde sağlık hizmeti alma hakkı vardır. Yakalanan yurttaşın kelepçelendiği bir ortamda hasta ve hekim arasında güven ortamı oluşabilmesi mümkün değildir.

  1. ADLİ MUAYENE RAPORU NASIL DOLDURULUR?

Adlî rapor formları eksiksiz olarak doldurulmalıdır.

Olayın öyküsü, kişiye ait tıbbi özgeçmiş, fiziki muayene bulguları, muayene tarihi ile saati ve varsa yapılan konsültasyon KESİNLİKLE DETAYLI değerlendirmeleri ve formun tüm kısımları nitelikli bir biçimde doldurulmalıdır.

Kişinin kaç gün işinden ayrı kaldığı/kalacağı hususu sorgulanmalı ve tutanağa geçirilmelidir.

Muayene edilenin travmaya uğradığını/travma uygulandığını iddia ettiği vücut bölgelerinde herhangi bir lezyon tespit edilememişse, bu durum raporda açık bir şekilde belirtilmelidir.

  1. BİBER GAZI, TAZYİKLİ SU, KÖTÜ MUAMELE GİBİ EZİYET VE İŞKENCE SUÇLARININ İŞLENMESİ HALİNDE BU DURUM TUTANAĞA NASIL GEÇİRİLMELİDİR?

Baromuz tarafından ya da özel olarak görevlendirilen müdafilere, yakalanan şahıslarca yapılan bildirimler ve sosyal medya ortamında paylaşılan videolar;

*Yakalananların, biber gazı, tazyikli su, plastik mermi, jop ve benzeri aletler kullanılmak suretiyle kolluk görevlilerince işkence ve eziyete maruz kaldıklarını, birtakım kolluk görevlilerince çıplak arama yapılmaya zorlandıkları hatta yakalanan tarafından müsaade verilmediği hallerde darp edildikleri, hakarete uğradıkları ve onur kırıcı muamele ile psikolojik şiddete maruz kaldıklarına yönelik bulgular vermektedir.

*Gözaltındaki kişilerin gerek gözaltı merkezlerinin koşulları gerek sert ve biber gazlı müdahale ile uğradıkları kötü muameleler nedeniyle içerisinde bulundukları psikolojik ağırlık gerekse de kolluğun adli muayeneye katılması gibi nedenlerle yaşadığı şok nedeniyle uğradıkları muameleleri yeterli şekilde ifade edemedikleri baromuza iletilmiştir. Muayene yapan hekimin gözaltındaki kişinin bu ve buna benzer durumları da gözeterek gerekli muayene koşullarını sağlaması, gözaltındaki kişilerin güvenle ve sağlıklı bilgi vermesini sağlaması da en az adli muayene raporlarının düzenlenmesi kadar önem taşımaktadır.

Dolayısıyla bahsedilen koşullar sağlanmadan düzenlenen adli raporların savunma imkanını da kısıtlayabileceğini hatırda tutmak gerektiğini not etmek gerekir.  Bu itibarla, düzenlenen adli muayene raporlarının resmi belge niteliği de gözetildiğinde usulüne uygun düzenlenmemiş raporun hekimin idari, cezai ve hukuki sorumluluğunu doğuracağının bilinciyle hareket edilmesi gerekir.

  1. Kişide işkence veya kötü muameleye bağlı travma ve biber gazı, tazyikli suya maruz kalma, cinsel saldırı vb. durumların olup olmadığı kolluğun olmadığı bir ortamda kişiye doğrudan sorulmalıdır.

Böyle bir durum var ise, bu hususu olayın öyküsü kısmında tutanak altına almanız hem hasta hem de hekim hakları açısından ciddi önem arz etmektedir. Kurallarına uygun düzenlenmiş raporların, adli muayene sonrasında olası bir komplikasyon görülmesi halinde hem hekim hem de hasta hakları bakımından her iki tarafı da koruyacağı unutulmamalıdır.

  1. Gözaltına alınan cinsel saldırıya uğradığını beyan ediyorsa bu durum genel adli muayene raporunda OLAYIN ÖRGÜSÜ KISMINDA muhakkak belirtilmelidir.

Akabinde ise cinsel saldırı muayene raporu düzenlenebilmesi için hakim veya savcıdan izin alınmalıdır. Bu iznin alınması halinde ise gözaltına alınanın el yazısı ile cinsel muayenenin yapılmasına rızası alınmalı ve böylelikle cinsel saldırı muayene raporu düzenlenilmelidir. Muayene edilen 18 yaşından küçükse veya vesayet altında ise, veli veya vasisinin kendi el yazısı ile onayı alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki gözaltına alınan kişinin cinsel saldırıya uğraması ve bu durumun hekim tarafından rapor EDİLMEMESİ durumunda ileriye yönelik hekimin sorumluluğuna gidilebilecektir. Uğranılan cinsel saldırı hekim tarafından cinsel saldırı diyagramında işaretlenerek gösterilmeli ve psikiyatrik konsültasyon alınmalıdır.[1]

  1. TRAVMAYA ve BİBER GAZI GİBİ MADDELERE BAĞLI DİĞER BULGULARDA HANGİ TIBBİ MÜDAHALELERİN YAPILMASINA ÖZEN GÖSTERİLMESİ ÖNERİLMEKTEDİR? [2] (Bu kısımdan itibaren tamamen Tabipler Odasının ve Sağlık Bakanlığının yayınladığı kaynaklardan derlenmiştir.)
  • Hekim tarafından kişinin biber gazına ya da başka bir kimyasala veya tazyikli suya maruz kalıp kalmadığı hususu muhakkak sorulmalıdır. Bu bağlamda akciğer, üst solunum yolları, kalp, göz, immünoloji, psikolojik rahatsızlıklar ve deri rahatsızlıkları irdelenerek incelenmeli ve böyle bir öyküsünün bulunup bulunmadığı hususu tutanakta belirtilmeli ve kişi gerekirse konsülte edilmelidir.
  • Biber gazına maruz kalan kişinin solunum distresi yönünden izlenmelidir. Gaza maruz kalan kişi lens varsa lensi çıkartılıp atılmalıdır.
  • Gaza maruz kalan kişinin ağrı, şişlik, göz yaşı salgısında artış, ışığa bakamaması halinde göz bölümüne konsültasyonu gerçekleştirilmelidir.
  • Nefes darlığı, kalıcı üst solunum yolu rahatsızlığı, astım hastalığı bulunan kişilerin göğüs hastalıkları bölümüne konsültasyonu sağlanmalıdır. Örneğin; bu hastalıklara sahip olan birinin göz altı süreci sona erip evine gittiğinde aldığı duş esnasında biber gazının su ile kimyasal tepkimeye girmesi sonucunda astım atak geçirme tehlikesi gözetilerek hem olayın öyküsünün hem de hastanın kişisel öyküsünün hekim tarafından TİTİZLİKLE kaleme alınmasına özen gösterilmelidir.
  • Hekim tarafından tespit edilen travma bulgularının kişinin yaşamını tehlikeye sokup sokmadığı, kişi üzerinde basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek düzeyde olup olmadığı, duygu ya da organlarının işlevinde geçici ya da kalıcı hasara sebep olup olmadığı, yüzde kalıcı bir ize neden olup olmadığı,  konuşma yeteneğinde hasara neden olup olmadığı, hamile bir kadında erken doğum ya da düşüğe sebebiyet verip vermediği, ruh sağlığında kalıcı bir nitelikte bozulmaya sebep olup olmadığı ve çocuk yapma yetisini ortadan kaldırıp kaldırmadığı değerlendirmeleri  muhakkak rapora kaydedilmelidir!

Sağlık muayenelerinde tanzim edilen raporlarda travma bulgularının yeterli şekilde kaydedilmemiş olması ve İstanbul Protokolü standart ve ilkelerini karşılamamış olması Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi[3] nezdinde de ihlal ve tazminat sebebi olduğu unutulmamalıdır!

Hekimlerin mesleki bağımsızlıkların ödün vermeyerek, kişinin mahremiyet hakkını gözeterek, tüm travma bulgularını etraflıca rapora kaydetmeli, olay öyküsünü kişinin tariflemesi üzerinde belgeye geçirmelidir.

 Unutulmamalıdır ki “yapılan muayenede herhangi bir darp ve cebir izine rastlanılmamıştır” şeklindeki matbu kaşelerin hekim tarafından kullanılması etik kurallara uygun olmadığı gibi evrakta sahtecilik gibi suç teşkil edecek bir eylem de teşkil edebilir! Yurttaşın devlet otoritelerin denetiminde olduğu süre zarfında, işkence ve kötü muameleye karşı denetim mekanizmasının en önemli parçası hekimler tarafından tanzim edilen tarafsız sağlık raporlarıdır!

  1. ADLİ VAKADA PSİKOLOJİK KONSÜLTASYON YAPILMASI HUSUSUNUN ÖNEMİ

Türk Ceza Kanunu’ndaki yaklaşım nedeniyle, her adlî vakada psikiyatrik muayenenin/ruhsal durum muayenesinin yapılması önerilir. Olayın mahiyetine göre (mesela işkence iddiası, cinsel saldırı gibi durumlarda) veya belirgin bir psikopatolojik bulgu saptanması durumunda ayrıntılı ruhsal durum muayenesi yapılmalıdır veya -imkan varsa- psikiyatri konsültasyonu istenmelidir.

  1. KONSÜLTASYON RAPORU NASIL TUTULUR?

Gözaltına alınanın adli muayene raporunu düzenleyen hekim tarafından konsülte edilmesi halinde, bu işlemi yapan hekim tarafından ilgili konsültasyon raporları doldurulmalıdır.

İSTANBUL BAROSU MEVZUATI ARAŞTIRMA

 

Galeri

Kategori:Haberler