Tenkis Davası ve Muvazaalı işlemlerin değerlendirilmesi

Emekli Fatih Hukuk Hâkimi Erdoğan Gökçe, 19 Nisan 2019 Cuma günü saat 14.00’da “Tenkis Davası ve Muvazaalı İşlemlerin Değerlendirilmesi’ konulu bir konferans verdi.
Konferansın yönetimini İstanbul Barosu Önceki Dönem Başkan Yardımcısı Av. Necmi Şimşek yaptı. Şimşek açılış konuşmasında, tenkis ve muvazaa’nın sanki bir biri içersine girmiş, bir birine kısmen tecavüz etmiş hukuki kavramlardan ibaret olduğunu söyledi.
Avukatlar olarak bu tür davaları hep kademeli olarak açtıklarını belirten Şimşek, “Önce muvazaa sebebiyle o tasarımın iptalini, mümkün olmadığı takdirde de tenkis davasını açıyoruz” dedi.
Muvazaa’nın yaşamımızın her alanında, her ailede, özellikle Anadolu’da çok sıklıkla rastlanan bir anomali ihlali olduğunu kaydeden Necmi Şimşek şöyle konuştu: “ Yani tarafların kendi iradeleri doğrultusunda oluşturmak istedikleri bir işlemi dışarıdan daha az görünebilmesi, daha farklı algılanabilmesi adına farklı bir işlemle kapatma, gizleme arzusudur. Bu özellikle muris muvazaasında çok sıklıkla gündeme gelir. Anadolu’da maalesef üzülerek ifade edeyim kız çocuklarını daha ziyade miras paylaşımından devre dışı bırakmak adına çok sıklıkla yapılan bir anomalidir”.
İşin sıkıntılı olan tarafının muvazaa olayının yeni Borçlar Yasasının 17. Maddesinde tek bir madde olarak düzenlenmiş olmasından kaynaklandığını belirten Şimşek, bu maddenin açılımının bulunmadığını, İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu kararları ve Yargıtay kararları ile şekillendirildiğini ve belli anlamda ilkelerin oturtulmaya çalışıldığını bildirdi.
Konuk İstanbul Fatih Emekli Hakimi Erdoğan Gökçe konuşmasının başında kendisini tanıtıcı bilgiler verdi.
Gökçe, ilgiyle izlenen konferansında, ‘tenkis davasını, saklı pay sahibi mirasçıların saklı paylarının geri alınması davası’ olarak niteledi. Mirasta denkleştirme davasının mirasçılar arasında olduğunu, tenkis davası mirasçı olmayan kişilere kazandırma yaptıysa o takdirde onlara karşı da tenkis davası açılabildiğini söyledi.
Tenkis davasını gören hakimin yapması gerekenleri sıralayan Gökçe, hakimin duruşmalara hazırlıklı olarak çıkması gerektiğini ve ara kararında hakimin bilirkişiden neler istediğini tek tek yazması gerektiğinin altını çizdi.
Erdoğan Gökçe, tenkis davasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, tenkis, miras ve muvazaa davalarında tanık dinletmenin şart olduğunu ve tenkiste ispat yükünün davacıya ait olduğunu anlattı.
Kısa bir ardan sonra konuşmasını sürdüren Emekli Fatih Hakimi Erdoğan Gökçe, konuşmasının ikinci bölümünde muvazaalı işlemlerin değerlendirilmesi konusunu ele aldı.
Muvazaa’nın bir hukuki ilişkinin taraflarının üçüncü kişileri aldatmak amacı ile gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak konusunda anlaşmalarına denildiğini belirten Gökçe, “Muvazaa, borçlu bir kimsenin sahip olduğu evin borcundan dolayı satılmaması için, para ödemesi söz konusu olmamakla birlikte evi tapuda bir başka kimseye satmış gibi göstermesidir” dedi.
Muvazaalı işlemden etkilenen üçüncü kişilerin muvazaalı bir sözleşmenin varlığını mahkemeler önünde ileri sürebileceklerini ve zararlarının tazminini isteyebileceklerini, bununla beraber tarafların iddialarını ispatlaması gerektiğine işaret eden Gökçe, Muvazaalı işlemin iptali davası tarafın eşinin ve çocuklarının açabilmesi için istisnai durumların söz konusu olduğunu bildirdi. Gökçe, muvazaalı işlemle ilgili hususların Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde yer aldığını hatırlattı.
Erdoğan Gökçe, tenkis davası ve muvazaalı işlemlerin değerlendirilmesi konusunu anlatırken kendi meslek yaşamından, Yargıtay karalarından örnekler verdi.
Sunumun tamamlanmasından sonra soru/cevap bölümüne geçildi. Konferansın sonunda İstanbul Barosu Önceki Dönem Başkan Yardımcısı Av. Necmi Şimşek, konuk konuşmacı İstanbul Fatih Emekli Hakimi Erdoğan Gökçe’ye Teşekkür Belgesi sundu.


