Tck Ve Cmk Uygulamalarındaki Hukuka Aykırılıklar
İstanbul Barosu Hukuka Aykırılıkları İzleme Komisyonunca düzenlenen “TCK ve CMK Uygulamasındaki Hukuka Aykırılıklar ve Çözüm Önerileri” konulu sempozyum 11 Şubat Cumartesi günü saat 10.30’da Galatasaray Üniversitesi Ortaköy Kampusunda yapıldı. Sempozyumun açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Filiz Saraç, CMK uygulamaları için 2000 meslektaşımızın meslek içi seminerden geçirildiğini, konuya ilişkin düzenlenen toplantılarda yapılan konuşmaların kitap haline getirildiğini ve altı aylık uygulama raporunun da önümüzdeki günlerde yayınlanacağını bildirdi.

İstanbul Barosu Hukuka Aykırılıkları İzleme Komisyonunca düzenlenen “TCK ve CMK Uygulamasındaki Hukuka Aykırılıklar ve Çözüm Önerileri” konulu sempozyum 11 Şubat Cumartesi günü saat 10.30’da Galatasaray Üniversitesi Ortaköy Kampusunda yapıldı.
Sempozyumun açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Filiz Saraç, CMK uygulamaları için 2000 meslektaşımızın meslek içi seminerden geçirildiğini, konuya ilişkin düzenlenen toplantılarda yapılan konuşmaların kitap haline getirildiğini ve altı aylık uygulama raporunun da önümüzdeki günlerde yayınlanacağını bildirdi.
Yasaların Avrupa Birliği bahanesiyle alt yapıları hazırlanmadan aceleyle çıkarıldığını belirten Av. Filiz Saraç, bugüne kadar yapılan uygulamalarda alt yapı eksikliklerinin en çok göze çarpan hususlar olduğunu, yapılan istatistiklerde bunun daha kolay görüldüğünü bildirdi.
Yeni CMK’da Uzlaşma Kurumuyla tanıştıklarını, Baro olarak Uzlaşma Odalarının sağlanması konusunda büyük çaba gösterdiklerini anlatan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Saraç, yargının yükünü hafifleteceğine inandığımız bu uzlaşma kurumunda takibi şikâyete bağlı suç dışına çıkılmamış olması yüzünden kurumun gelişmesi hakkında kuşkularının bulunduğunu hatırlattı.
CMK görevlendirmelerinin eskiye oranla üç katı arttığına işaret eden Av. Filiz Saraç, adli para cezalarının %30’unun CMK ödeneklerine ayrılması düşünülürken bunun %15’e indirildiğini ve en büyük sorunun da ödenek kısıtlılığından kaynaklandığını belirtti.
Bu bakış açısını yargının savunmayı iyi kavrayamaması ya da kavranmak istenmemesi olarak algıladığını söyleyen Av. Filiz saraç, “bu konuda mücadelemiz devam edecektir. Konu maddi bir olay değildir. Konu, savunmanın güçlendirilip güçlendirilmemesi konusudur” dedi.
“Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nin 22. maddesine göre avukatların soruşturma evrakını görmek için gittiği zaman yazılı izin almak durumundaydı ve nitekim ilk uygulamalarda meslektaşlarımız en büyük sıkıntıyı bu noktalarda yaşıyordu” diyen Av. Filiz Saraç, İstanbul Barosu olarak bu konuda Danıştay’a dava açtıklarını ve Danıştay’ın da yürütmeyi durdurma kararı verdiğini bildirdi.
Sempozyuma mazeretleri nedeniyle Prof. Dr. Bahri Öztürk ve Hâkim Hayati Uçar katılamadı. Oturum Başkanlığını İstanbul Barosu Hukuka Aykırılıkları İzleme Komisyonu Başkanı Av. Nezire Selçuk’un yaptığı sempozyumda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adem Sözüer, Kadıköy Cumhuriyet Savcısı Selahattin Aydoğdu ve Av. Murat nebi Ayhan sempozyumda görüşlerini açıkladılar.
Sempozyumda öne sürülen hukuka aykırılıklar şöyle:
a) Kollukta hukuka aykırılıklar:
Delillerin toplanmasında hukuka aykırılıklar had safhada. Delillerin toplanmasında yeterli donanıma sahip olunmaması, bu konuda kişilerin ehil olmamaları delillerin karartılmasına neden olabiliyor. Delillerin toplanması çok önemlidir. Çünkü bugün delillerden sanığa ulaşılıyor.
b) Teşhis konusunda da hukuka aykırılıklar had safhadadır. Teşhis konuluncaya kadar sanık hapishanede tutuluyor. Teşhisteki hukuka aykırılık saptanıncaya kadar sanık hapishanede kalıyor. Yanlış teşhis yüzünden boşu boşuna sanığın hakları gasp ediliyor.
c) Savcılıkta, suçun nitelendirilmesindeki hukuka aykırılıklar: Suçu ancak savcı nitelendirebilir. Kimi savcıların hu hususta titizlik gösterdiklerinden emin olamıyoruz.. Ortak davranış biçimlerinden kuşkular var. Daha fazla tutuklama yönüne gidiliyor. Oysa tutuklama bir tedbirdir.
d) 15 -18 yaş arası çocukların daha fazla tutuklandıklarını görüyoruz. Bu yaştaki çocukların tutuklanmaları aslında suçlu bir nesil yetiştirmekten başka bir şey değildir. Çocukların ıslah edilmeleri gerekir. Sosyal ıslah kurumlarının harekete geçirilmesi gerekir. Bu konu da ihmal edilmiştir. Alt yapı oluşturulmamıştır.
e) Konuşturma konusunda hâkimler takdir yetkilerini sanık aleyhine kullanmaktadırlar Bu da çok rastlanan bir olay.
f) Ek savunma alınmasında hukuka aykırılıklar yaşanıyor. Özellikle CMK avukatları bu aykırılığı sık yaşıyorlar


